Rasih Nuri İleri

Cemal Süreya

Dilekçe davasında, suç konusu kendisine açıklanan sanık şöyle diyor: “Çok hafif buldum.” Sonra da, o ara duralamış olan zabıt kâtibine dönüyor: “Niçin yazmıyorsunuz?”

Yukarıdaki olay gerçek midir, bilmiyorum. Bir dostundan dinledim. Ama hayatına, gösterdiği etkinliklere, yaptığına bakınca, Rasih Nuri İleri’yi çok iyi açıkladığı kanısı uyanıyor kişide.

Türk solunun sofistike adamı. İnce polemikler yaratığı. Polemik onda parçalı bilginin zırhıdır. Ve şehvet duygusunun uzantısı.
Okumaya devam et Rasih Nuri İleri

‘Kriz gelirse Erdoğan gider’ algısı yanlış

Korkut Boratav

Prof. Dr. Korkut Boratav, Türkiye’nin bağımlı olduğu yabancı sermayedeki kaçışın 2017’de de sürmesi halinde ekonomik küçülmenin sert bir krize dönüşebileceği uyarısında bulundu. Boratav, başkanlığa karşı kolektif bir muhalefet ihtiyacı olduğunu vurguladı.

Korkut Boratav: ‘Kriz gelirse Erdoğan gider’ algısı yanlış
Cumhuriyet’ten Kemal Göktaş’a konuşan Prof. Dr. Korkut Boratav, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında başlayan OHAL süreciyle birlikte yaşanan son gelişmeleri değerlendirdi. Boratav, başkanlığa geçiş ile birlikte faşizme geçişin tamamlanmış olacağını söyleyerek, başkanlığa giden her adımın bütün yöntemlerle önlenmeye çalışılması gerektiğini belirtti ve Türkiye’de kolektif bir muhalefete ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Prof. Dr. Korkut Boratav’ın açıklamaları şöyle:
Okumaya devam et ‘Kriz gelirse Erdoğan gider’ algısı yanlış

Ölü 

Fazıl Hüsnü Dağlarca

Hangi mahallede imam yok,
Ben orada öleceğim.
Kimse görmesin ne kadar güzel,
Ayaklarım, saçlarım ve her şeyim.

Ölüler namına, azade ve temiz,
Meçhul denizlerde balık;
Müslüman değil miyim, haşa,
Fakat istemiyorum, kalabalık.

Beyaz kefenler giydirmesinler,
Sızlamasın karanlığım havada.
Omuzlardan omuzlara geçerken sallanmayayım,
Ki bütün azalarım hülyada.

Hiçbir dua yerine getiremez,
Benim kainatlardan uzaklığımı.
Yıkamasınlar vücudumu, yıkamasınlar,
Çılgınca seviyorum sıcaklığımı…

Mehmet Cantekin

Mahmut Cantekin

17.05.1948 tarihinde, Kâhta’nın cami mahallesinde, Demirciler sokağında (pbu sokağın adı o kadar çok değiştirildi ki bugün hangi ad verilmiş bilmiyorum), toprak bir damda demirci Mustafa ile ev hanımı Adile’nin ilk çocuğu olarak Dünya’ya geldi.

Kâhta’da, Kubilay İlkokulunu ve Kâhta ortaokulunu bitirdi. Kâhta’da lise olmadığı için öğrenimine Adıyaman Lisesinde devam etti. Liseyi bitirdi ve İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesine girdi. Okumaya devam et Mehmet Cantekin

Diyarbakır’ı Sevmek

Orhan Yalçın Gültekin

Bazen bir tek insan bir şehri sevdirebilir size… Diyarbakır’ı sevmemi sağlayan da bir tek insandı başlangıçta: Eniştem Turhan Tekin.

Sonra 1969 yılı… Diyarbakır’a kaçış ve umut şehrimle tanışma… Adil Tekin dede ile tanışma…

Başka güzel insanlar, yiğit, dobra, sevecen…

En son bir çocuk kütüphanesi açılışı için gitmiştim Diyarbakır’a Diyarbakırlı ve Darüşşafakalı Davut Ökütçü ağabeyimin adının verildiği… Orada bir başka güzel insanla tanıştım: Şeyhmus Diken. Bir tek onu tanımak bile yeterdi Diyarbakır’ı yeniden sevmeye…

Facebook sanal derler ya… Onun aracılığıyla bir başka güzel insanla tanıştım: Udi Yervant.

Bir insanı sevmekle başlarmış her şey… Ben bir çok insan sevmenin ayrıcalığını yaşıyorum bu yaşımda…

Hepsine bana kattıkları, katmakta oldukları için teşekkürler.

Bir de Diyarbakır var ki, onu sevmek bir çok insanı sevmeni sağlıyor.

Teşekkürler Diyarbakır… Çocukluğumun umut kenti…

Facebook, 05 Eylül 2012

Ayrıca bakınız: Diyarbakır: Çocukluğumun Umut Kenti

“Gri”ye Dair

Orhan Yalçın Gültekin

Johann Wolfgang von Goethe, Faust, Mephistopheles and the Student, 1808’de şöyle yazmış:

“Grau, theurer Freund, ist alle Theorie,
Und grün des Lebens goldner Baum.”

“Dear friend, all theory is gray,
And green the golden tree of life.”

“Sevgili dostum, bütün kuram gridir,
Ve yeşildir yaşamın altın ağacı.”

Ahmet Cemal Goethe’nin bu sözünü şöyle çevirmiş:

“Kurşunidir aslında teori, oysa yemyeşildir yaşamın altın ağacı”.

***

Friedrich Wilhelm Leopold Pfeil, Kritische Blätter, Band 22, Heft 1, S. 1, 1846’da şöyle yazmış:

“Alle Theorie ist grau, und nur der Wald und die Erfahrung sind grün.”
“All theory is gray, and only the forest and experience are green.”

“Bütün kuram gridir, ve yalnızca orman ve deneyim yeşildir.”

***

Biz bunu Lenin’in Nisan Tezleri’ndeki bir Goethe alıntısından öğrenmiştik. Orada Türkçe’ye şöyle çevrilmişti:

“Gri teoridir, dostum, ama yeşil yaşamın sonsuz ağacıdır”

ya da

“Teori gridir, dostum, yaşamın sonsuz ağacı ise yeşil…”

Bizim aklımızdaysa şöyle kalmış:

“Teori gridir, dostum, yaşamsa yeşil…”

***

Gri Renk Niye Tercih Ediliyor?

Gri renk, bir çok değerlendirmede aşağıdakilere benzer biçimde anlatılıyor:

  • Siyah ve beyaz renklerin değişik oranlarda karıştırılması ile elde edilen bir renk olan gri, gözün en rahat algıladığı renklerden biridir. Alçak gönüllülüğü ifade eden, uzlaştırıcı ve denge unsuru olan bir renktir. Ciddiyet ve hareketsizliği çağrıştırır. Çoğu devlet kurumunda ağır basan renktir.
  • Gri rengi seven insanlar genellikle olaylardan uzak durmayı tercih ederler. Kuralcı, tutucu ve hareketsiz yanları ağır basabilir. Karamsarlık ve içe kapanıklığa da neden olabilir. Aktif ve dışa açık insanlar griyi bunaltıcı bulurlar.
  • Diplomatik ve ağır ortamlarda denge unsuru ve uzlaştırıcı olarak kullanılabilir. Kullanıldığı ortamlarda bunaltıcı bir havaya neden olabileceği için fazla tercih edilmeyen bir renktir. En iyisi tamamlayıcı renk olarak kullanmaktır. (*)

***

Gri, uzlaştırıcı ve denge unsuru olan bir renktir. Ciddiyet ve hareketsizliği çağrıştırır. Çoğu devlet kurumunda ağır basan renktir.

Lenin şöyle der:

“Bir yanda, karşı çıkılması olanaksız tarihsel olguların baskısı altında, nerede sınıf çelişkileri ve sınıf savaşımları varsa, ancak orada devletin varolduğunu kabul etmek zorunda kalan burjuva ve özellikle küçük-burjuva ideologlar, devlet’i sınıfların bir uzlaşma organı olarak ortaya çıkartacak biçimde, Marx’ı “tashih” ederler. Marx‘a göre, eğer sınıflararası uzlaşma olanaklı olsaydı devlet ne ortaya çıkabilir, ne de ayakta kalabilirdi. Bol bol Marx’tan sözeden hamkafa profesörler ve gazete yazarlarına göre, devletin rolü, sınıfları uzlaştırmaktır. Marx’a göre, devlet, bir sınıf egemenliği organı, bir sınıfın bir başka sınıf üzerindeki baskı organıdır: sınıflar arasındaki çatışmayı hafifleterek, bu baskıyı yasallaştırıp pekiştiren bir “düzen”in kurulmasıdır.”

Facebook, 30 August 2013 at 19:03