erdal karayazgan
akp hükümetinin ve akp büyükşehir/fatih belediyelerinin sulukule’de yürüttükleri “kentsel dönüşüm projesi” bir rant projesi olmaktan öte istanbul’un göbeğinde bir tehcir uygulamasıdır. bu “proje” 2005- 2008 yıllarında istanbul sulukule’den roman vatandaşlarımızın tehciri olarak tarih kayıtlarına geçmektedir.
sulukule’den bu tehcir uygulamasına karşı çıkan sulukule platformu’nun tüm mücadelesine; chp milletvekili çetin soysal ve ödp milletvekili ufuk uras’ın konuyu tbmm’ne taşımalarına; avrupa birliği yetkililerinin, abd helsinki izleme komitesi’nin, çesitli uluslararası sivil toplum kuruluşlarının ve unesco’nun konuyla ilgili itirazlarına (ki unesco raporunda sulukule’de bu “kentsel dönüşüm projesi“nin bir “soylulaştırma projesi” olduğu belirtilmiş ve durumun düzeltilmesi için büyükşehir/fatih belediyelerine 2009 yılına kadar mühlet verilmiştir) rağmen sulukule’nin “dönüşümu” devam ediyor. binalar yıkılıyor; sulukule’de ikamet eden romanlar burayı terketmeleri için artan bir baskıyla karşı karşıyalar.
2008 yılı nisan ayında başbakanlık insan hakları başkanlığı’nın talebi üzerine istanbul valiliği insan hakları kurulu başkanlığı insan hakları araştırma ve inceleme komisyonu’nun haziran ayında hazırladığı ön raporda “uygulanması gereken acil öneriler” şöyle sıralanıyordu:
1. bölge insanına acil temiz içme-kullanma suyu ve yiyecek yardımı yapılması,
2. yaşamak için gereksinim duyulan kanalizasyon, elektrik ve su gibi hizmetlerin verilmesi,
3. bölgenin salgın hastalıklardan korunması için acilen ilaçlanması,
4. hızlı bir sağlık durum tespiti yapılarak hasta olanlara tedavi yardımı yapılması,
5. sağlık hizmeti için prefabrik sağlık ocağı yapılması,
6. çocuklar için oyun parkı, eğitim ve sosyal olanaklar sağlanması,
7. tarihi alt yapı özelliklerinin korunması,
8. tarihi bina yıkıntılarına zarar vermeden diğer molozların kaldırılması,
9. tarih ve kültür varlıklarını koruma kurulu tarafından acilen (sarnıç sistemi) alt ve üst yapının tespitlerine dönük rapor hazırlanması,
10. bölgenin yer altı/yer üstü envanterlerinin çıkarılarak 2368* sayılı tarih ve kültür varlıklarını koruma projesi doğrultusunda 1000 yıllık tarihsel dokunun ve bölgede yaşayan “roman” halkın korunması.
istanbul valiliği il insan hakları kurulu bu önerileri oybirliği ile onaylıyor ve 25.06.2008 tarihinde gönderdiği bir yazı ile aşağıdaki kurumlardan “konu ile ilgili alınması gereken acil tedbirlerin kurumlar arasında koordinasyonun sağlanarak alınması ve herhangi bir insan hakları ihlaline sebebiyet verilmemesini, alınan tedbirlerden 15.07.2008 tarihine kadar valilik insan hakları kurulu başkanlığı’na bilgi” vermelerini istiyordu:
büyükşehir belediye başkanlığı, fatih kaymakamlığı, il sağlık müdürlüğü, il milli eğitim müdürlüğü, istanbul yenileme alanları kültür ve tabiat varlıklarını koruma bölge kurulu müdürlüğü, fatih belediye başkanlığı, bedaş a.ş. genel müdürlüğüne ve iski genel müdürlüğü.
sulukule’de yaşayan roman vatandaşların tehcirini sağlamak üzere uygulamaya konulan yaptırımların sonucunda oluşan insan hak ihlallerinin artık sürdürülmemesi ve hak ihlalleri neticesinde oluşan durumun duzeltilmesinin açıkça talep edildiği bu resmi kurul raporuna da verilen cevap farklı olmamış; 28 ağustos’ta çevik kuvvet eşliğinde yine yıkımlara devam edilmiştir.
akp hükümeti içişleri, sağlık, enerji ve tabii kaynaklar ve milli eğitim bakanlıklarının ilgili kurumları, büyükşehir ve fatih belediyeleri il insan hakları kurulu’na 15.07.2008 tarihine kadar aldıkları önlemler hakkında bilgi verdiler mi bilmiyoruz. ancak, rapor tarihinden bu yana sulukule’de durumun daha da kötüye gittiğini biliyoruz. tehcir uygulaması “kararlılıkla” sürdürülmektedir.
il insan hakları kurulu tarafından onaylanan raporda da öngörüldüğü üzere, “bölgenin yer altı/yer üstü envanterlerinin çıkarılarak 2368* sayılı tarih ve kültür varlıklarını koruma projesi doğrultusunda 1000 yıllık tarihsel dokunun ve bölgede yaşayan “roman” halkın korunması” yani bu tehcir uygulamasının durdurulması için hiç bir şekilde geç kalınmış değildir. kentsel dönüşüm projesinde yapılacak binaların kapalı otoparklı lüks villalar yerine sulukule romanlarının yaşam ve kültürüne uygun mütevazı konutlara dönüştürülerek onların bin yıldan fazladır sürdürdükleri yaşamlarına devam etmeleri halen sağlanabilir. bu niteliklere haiz sulukule romanlarının isteklerine göre tasarlanmış bir proje sulukule platformu tarafından hazırlatılmıştır bile.
gerek hükümet gerekse ilgili belediyeler bu tehcir uygulamasını durdurarak sulukule’de romanların kalmasını sağlayabilir veya bugüne kadarki politikalarını aynen sürdürebilirler. çok kimlikli, çok kültürlü bir toplumsal yaşamdan yana olmak ya da ayrımcılığın neden olacağı bir tehcirden sorumlu olmak arasında bir seçim söz konusudur.
bu tehcir uygulaması hakkında bilgi sahibi olmasına rağmen sessiz kalarak bu duruma karşı çıkmayan her bir türkiye cumhuriyeti vatandaşının da “sulukule’den roman vatandaşların tehciri”nden de bizzat sorumlu olacağını/olduğunu düşünüyorum.
* sulukule’deki gelismeler ile ilgili genis bilgi sulukule günlüğü adresinden bulunabilir. “2368 sayılı tarih ve kültür varlıklarını koruma projesi” olarak raporda yer alan ibarenin 2863 sayılı kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanunu” ve “tarih ve kültür varlıklarını koruma kurulu” ibaresinin de “kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulu” olmasi gerekir (e.k.).




Yorum bırakın