Samuel Agop Uluçyan, nam-ı diğer Sami Hazinses

Orhan Yalçın Gültekin

Biz onu hiç Samuel olarak bilmedik. Sami Hazinses‘ti o… Az çok dikkat edenler bir filmde ona “Hazinçocuk” denildiğini hatırlayacaktır.

Sami Hazinses diye bilirdik onu; çok sonraları öğrendik gerçek adı Samuel Agop Uluçyan‘mış. 1925 yılında Diyarbakır’da dünyaya gelmiş; onun dilinde Diyarbakır’a  Dikranagerd derler. 23 Ağustos 2002 ‘de ise bu dünyadan göçtü.

İlkokuldan sonra çalışmak için İstanbul’a gelmiş. 1953 yılında Mahir Canova’nın yönettiği, Cüneyt Gökçer, Atıf Kaptan ve Muhterem Nur’un oynadıkları Kara Davut filmindeki rolle sinema oyunculuğuna başlamış. Başlayış o başlayış… Yeşilçam’ın unutulmaz sanatçıları arasına girmeyi başardı. Komedi sanatçısı derler ya çokluk… Hep hüzünlü bakarak da komedi sanatçısı olunabileceğini gösterdi Hazinçocuk… Belki de bizim hazin çocuklara gülmek gerektiğine koşullandığımız bir dönemimizdeydi, kimbilir… Hep birden güldük bu Hazinçocuk‘a…
Okumaya devam et Samuel Agop Uluçyan, nam-ı diğer Sami Hazinses

Urfalı Babi

Orhan Yalçın Gültekin

Onu bir Kemal Sunal filminden hatırlayabilirsiniz… Meral Zeren’in esas kadın rolünde olduğu “Salako”nun türküsünü söyleyen de o uzun saçlı nevi şahsına münhasır adamdı, yani Urfalı Babi. Asıl adı Yılmaz Kayral’dır ama onu asıl adıyla bilen, bilip de asıl adını kullanan azdır.

Yılmaz Kayral, nâm-ı diğer Urfalı Babi (d. 1922 – ö. 27 Ekim 2004) için kimi post modern türkücü, kimi futuristik müzisyen, kimi funk-disco-türkü karışımı işler yapan besteci vb demiştir. Anlatması zor adamdır.

Okumaya devam et Urfalı Babi

Portre / Metin Erksan

Eyüp Halit Türkyazıcı

O gün, Çanakkale Çimenlik kalesi Komutanı Ahmet Kazım Bey’in oğlu, 2003 Yılı Kültür ve Sanat Büyük Ödülünü Cumhurbaşkanının elinden alırken, kendisi bile hayretini gizleyememişti. Çünkü film yaptığı dönemde siyasi iktidarlar ona adeta düşmanca davranmış, meslektaşları arasında en çok sansüre uğrayan yönetmenlerden biri olmuştu. O ise yılmadan kalıcı eserler bırakmayı bildi. “Eğer bir oyuncu oynayamıyorsa bunun kabahati kesinlikle rejisördedir. Kötü oyuncu yoktur, kötü yönetmen vardır” diyen 1929 doğumlu İsmail Metin Karamanbey, nam-ı diğer Metin Erksan, Türk sinema ve kültür hayatına damgasını vuran nadir yönetmenlerden biridir.
Okumaya devam et Portre / Metin Erksan

Metin Erksan neden öldürüldü?

Reyhan Yıldız

Ezel Akay’ın, sırf gösterim öncesi basına sızdırarak sansasyon yaratabilmek amacıyla filmlerini erotik sahnelerle bezeyenlere, ‘medyatik’ ünlülere verdikleri rollerle seyirci avına çıkanlara; bunlar olmadan tartışmaya değer bir ‘şey’ yaratabileceklerini düşün(e)meyenlere “Ellerine sağlık” dedirten “Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?” hakkında hemen herkes yazı yazdı, radyoda-TV’de konuştu, ama yine hemen herkes başından beri ‘bir isim’i telaffuz etmemeye özen gösterdi. İlkesizliği, omurgasızlığı hazımda güçlük çekmeyen bünyelerimiz, nedense, yaratıcı bir dehanın cümlemize attığı gol sonrasında dışlanmanın, ‘yok sayılma’nın yarattığı hırçınlığı hazmedemedi.

Okumaya devam et Metin Erksan neden öldürüldü?

Darüşşafaka Sineması

İhsan Kabil

Darüşşafaka’ya girdiğimiz yıllar itibariyle, televizyonun yaygın olmayışı ve sinemaların halen çok revaçta olmalarının da etkisiyle Sinema Kulübü’nün yaptığı gösterimler bizler için birer şenlik niteliğindeydi. Derslerin bitişinden sonra havanın hafif kararmaya başlamasıyla, aynı zamanda tiyatro sahnesi olarak kullanılan salonun önünde upuzun kuyruklarda toplaşıyorduk. Verdiğimiz cüz’i bilet paralarını gözümüz görmüyordu bile; birkaç dakika sonra başlayacak olan sinemanın o insanı cezbeden büyüsü başımızı döndürüyordu.

Okumaya devam et Darüşşafaka Sineması

Yavuzer Çetinkaya

Sevgili öğretmenimiz, ağabeyimiz, arkadaşımız ve dostumuz Yavuzer Çetinkaya’yı her ölüm yıldönümünde sevgi, saygı ve minnetle anıyorum.
Yetişme dönemimizde bizleri olumlu yönde etkileyen ve bize insan olmanın onurunu anlatan az sayıda insandan biriydi.

Orhan Yalçın Gültekin 

Yavuzer Çetinkaya

Sinema uzmanı, senaryo yazarı, yönetmen, öykü yazarı, tiyatro, sinema ve televizyon oyuncusu

Doğum: 7 Mart 1948, İzmir
Ölüm: 21 Temmuz 1992, İstanbul

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümünü bitirdi. 1972-73 yılları arasında Darüşşafaka Lisesi’nde psikoloji öğretmeni olarak çalıştı. 1976-1977 yılları arasında Dostlar Tiyatrosu’nda ‘Gün Dönerken’ adlı oyunu oynandı. 90’lı yıllarda Bizimkiler dizisinde doktor rolünde yer aldı. ‘Gün Dönerken’ ve ‘Savaş ve Doğum’ adlarında iki kitabı vardır. 21 Temmuz 1992 yılında 44 yaşında geçirdiği kalp krizi sonucu hayata gözlerini yumdu. Yavuzer Çetinkaya, kendisi gibi oyuncu olan Meral Çetinkaya ile evliydi.

Okumaya devam et Yavuzer Çetinkaya

Irazca & Spartacus

Yusuf Eradam

Fakir Baykurt ustamın başyapıtı “Yılanların Öcü”nün 1962 yapımı filminde toprak ana tiplemesi Irazca Bacı evinin önüne ev dikmek isteyen zorba Haceli’ye karşı direnir. Adaletin, hakkaniyetin inşası için Anadolu’nun dişi Spartacus’üdür ve onunla başa çıkılmaz azim, sebat abidesidir, dürüsttür, itaat kültürü içinde aşağılanmış değildir, başı diktir çünkü sistemin küçük kafaları ile çıkar ilişkileri içinde değildir. Yaşar Kemal, Bekir Yıldız gibi yazarlarımızın yapıtlarında da sıklıkla karşımıza çıkan, hatta Nazım Hikmet’in Memleketimden İnsan Manzaraları’nda ve Kurtuluş Savaşı destanlarımızda da belleğimizde yer etmiş kurşun taşıyan, kağnılarla yol alan ve kadınlığını bir kenara bırakan güçlü, haysiyetli kadınlar, hep zorbanın karşısına dikilmiş, erkeklerden daha erkek (cesur) olduklarını kanıtlamışlardır. Zorba Haceli de Irazca’nın evinin önüne ev inşa etmekten vazgeçmeyecektir: “Dönersem eşşeem!”
Okumaya devam et Irazca & Spartacus

Arthur Penn

Orhan Yalçın Gültekin

Oyuncu odaklı bir sinema filmi izleyicisiyim. Bu çocukluğumdan bugüne değişmeden gelen bir özelliğim. Şu ya da bu yönetmenin diye bir filmi izlemek için kuyruğa girişim olmamıştır ama sırf oyuncuyu tuttuğum için kötü eleştiriler almış bir filmi izlemek için karda, yağmurda, çamurda yollara düşmüşlüğüm çok olmuştur.

Kadim dostum Harun Cantürk ise benim tam tersimdir. O, “Filanca yönetmenin feşmekân filmini izledin mi?” diye sorar ve ekler: “İzlemediysen mutlaka izle…” Benim karşılığım hiç değişmeden kalmıştır: “Kim oynuyor?”

Ne var ki körle yatan şaşı kalkarmış atasözünü haklı çıkarırcasına ben de yavaş yavaş –özellikle sevdiğim filmlerle ilgili- “Yönetmeni kim?” sorusunu sormaya başladım yakın zamanlarda.

Şimdilerde, beğendiğim filmlerin yönetmenlerinin aynı kişiler olduğunu görüp “yönetmende de keramet varmış” demişliğim olmaya başladı.
Okumaya devam et Arthur Penn

Tony Curtis

Orhan Yalçın Gültekin

3 Haziran 1925 doğumlu Amerika Birleşik Devletleri yurttaşı ve bir Macar Yahudisi aktör Tony Curtis (doğumundaki adıyla Bernard Schwartz) 51 yıllık aktörlük yaşamının ardından 29 Eylül 2010 tarihinde öldü. Şimdi böyle anlatınca insan bir garip oluyor. ABD yurttaşı olması bilinmeyen bir şey değil. Göçmen bir Macar Yahudisi olmasının da yadırganacak bir tarafı yok ama who cares? Kim onu bir Macar Yahudisi, hatta bir ABD yurttaşı olarak gördü ve belledi ki? O bir aktördü ve that’s all!
Okumaya devam et Tony Curtis

14 Numara

Orhan Yalçın Gültekin

Henüz Feysbuk icad olunmamış, İnternet neyin bilinmemektedir.

Yaprak, kerhanenin en güzel, en taze, en romantik sermayesidir ama bir o kadar da salaktır. (esas kız hep masumdur.) Orayı kerhane değil de evlendirme dairesi sanmaktadır. Yaşadıklarını evlilik yolunda yaşaması gereken doğal deneyimler olarak algılayan salak kızımız, eline geçen parayı da çeyiz parası biriktirsin diye Arap’a vermektedir. Arap ise, ahı gitmiş vahı kalmış, artık sermaye olarak gâvur parasıyla üç kapik etmez Zargana’ya âşıktır (ilk deneyim sendromu). Okumaya devam et 14 Numara