Gecelerim

Ahmed Rasim

Valide kapıda, ben içeride kaldım.

Artık Dârüşşafaka’ya kaydedilmiştim. O dayak patırtısından sonra valide beni mektebe götürerek ilmühaber aldık. Mahalleden kimsesiz olduğuma dair bir kağıt çıkartarak mektep müdürüne verdik. Tamam Ağustosun onyedinci günü idi. O yegane teribeytgahta beni soydular. Bir gömlek, don, keten urba, kırmızı fes, bir laçin verdiler. Giyindim, bahçeye fırladım.

Bir alay çocuk. Uyanıyorlar. Ben durur muyum? Yarım saat içinde cümlesine alıştım. Ben altısının adını bile öğrendim. Hüseyin, İhsan, Mehmet, Reşit, Raşit, Ali, Fahri, Salih. Hep bunlar benim arkadaşım. Fakat burada birisi var. Bir mi ya? Beş altı kişi var. Bize nezaret ediyorlar. Arif Ağa mubassırımız. Naki Efendi müdürümüz. Ziyade haşarılık olmayacak. Derhal kaş çatılıyor. Bu iyi. Dayak yok. Hele o mektepten kurtuldum. Gık desem koca sopa başıma iniyordu. Burada öyle şey yok. Ben valideyi unuttum. Akşama kadar o geniş, çiçekli, muntazam bahçede oynadık. Bir düdük sesi? Kim aldırır! Çocuklar çalıyor. O ne? Herkes toplandı. Sıra duruldu. Ben de onları taklit ettim. Bizden bir sene evvel giren efendilerden biri bizi tabur haline koydu. Büyük bir gururla: Okumaya devam et Gecelerim

Hitlerler Gelir ve Gider

“Hitlerler gelir ve gider ama Almanya ve Alman halkı baki kalır.”

Stalin, bu sözleri, İkinci Dünya Savaşı sırasında, düşman Moskova’nın kapısına dayandığında sarfetti. Stalin, bütün Almanları Nazi olarak tanımlamama konusunda halkı uyardı.

“Ulusal Savunma Komiseri’nin 55 No.lu Talimatı” (23 Şubat 1942)

“Hitlers come and go, but Germany and the German people remain.”

Stalin said this when the enemy had reached the gate of Moscow during World War II. He called on the people not to identify all Germans with the Nazis.

“The Order #55 of the National Commissar for the Defense” (23 February 1942)

Orhan İyiler’in Kısa Biyografisi

Aliye Munzur

“Bu dünyada öğrenmek, bildiklerimizi başkasına öğretmek, bilimde ve sanatta hep daha ileriye gitmek için bulunuyoruz.” Amadeus Mozart (1784). Ve savaşı izliyorum. 12 Şubat 1991” (Günceler)

1935 yılında Edremit’te doğan Orhan İyiler ilkokul döneminde yazar olmaya karar vermiş ve tüm yaşantısını bu amacı doğrultusunda yönlendirmiştir. Lise döneminde aldığı Fransızca eğitimini kendi çabalarıyla geliştirmiş ve ölünceye kadar Fransızca kaynaklardan düşünsel faaliyetlerinde kapsamlı olarak yararlanmıştır. Marksist-Leninist hareketin kadroları tarafından mutlaka bir yabancı dil bilmenin ve dünya komünist hareketi ile entegrasyonun önemini hayatının her döneminde dile getirmiştir.

Ortaokul ve lisede yazdığı hikayeler çeşitli dereceler almış, okulda yapılan törenlerde hitabet yeteneğiyle öne çıkmıştır. İstanbul Hukuk Fakültesi’ni ikinci sınıfta, yazarlığına ve diline olumsuz etkisi olduğuna inanarak radikal bir kararla terk etmiş, ardından tiyatro yazarlığında yoğunlaşmıştır. 1965’te büyük başarı kazanan Şarkıcı Kız oyununu bir yıl boyunca kaldığı Elazığ’ın bir köyünde yazmıştır. Bir dönem Şehir Tiyatroları’nda Muhsin Ertuğrul’un asistanlığını yapan Orhan İyiler, tiyatro ortamında yaşadıklarından “asıl tiyatronun tiyatroda yapılmadığı” sonucunu çıkararak bu ortamı bilinçli olarak terk etmiştir. Okumaya devam et Orhan İyiler’in Kısa Biyografisi

Amerika, Dünya ve Biz

Necip Fazıl Kısakürek

Bugün dünya, milletlerin oluş istikameti ve tekevvün hakkı bakımından iki vâhide ayrılmıştır. Sonunda kaba ve basit iki vâhid… Ya Amerikayı tutacaksınız, ya Sovyet Rusyayı; ya demokrasiyi, ya komünizmayı… Bunlardan birine temayül derhal ve kat’i olarak öbürüne aykırılık mânasına gelir. Onun için, en küçük Amerikan aleyhtarlığı, hangi zaviyeden olursa olsun, Sovyetleri desteklemek diye anlaşılır. Bu yüzden komünizmaya zıt bir dünya görüşü kerhen de olsa, Amerikan politikasını korumakla mükelleftir.

İkinci Dünya Harbinden sonra Avrupa medeniyetinin büyük mümessilleri, bir nevi iktisadi ve teknik tabiiyet yüzünden dünya görüşlerindeki istiklâllerini kaybetmişler ve mecburî olarak Amerikan hegemonyası altına girmişlerdir. Okumaya devam et Amerika, Dünya ve Biz

Rasih Nuri İleri

Cemal Süreya

Dilekçe davasında, suç konusu kendisine açıklanan sanık şöyle diyor: “Çok hafif buldum.” Sonra da, o ara duralamış olan zabıt kâtibine dönüyor: “Niçin yazmıyorsunuz?”

Yukarıdaki olay gerçek midir, bilmiyorum. Bir dostundan dinledim. Ama hayatına, gösterdiği etkinliklere, yaptığına bakınca, Rasih Nuri İleri’yi çok iyi açıkladığı kanısı uyanıyor kişide.

Türk solunun sofistike adamı. İnce polemikler yaratığı. Polemik onda parçalı bilginin zırhıdır. Ve şehvet duygusunun uzantısı.
Okumaya devam et Rasih Nuri İleri

‘Kriz gelirse Erdoğan gider’ algısı yanlış

Korkut Boratav

Prof. Dr. Korkut Boratav, Türkiye’nin bağımlı olduğu yabancı sermayedeki kaçışın 2017’de de sürmesi halinde ekonomik küçülmenin sert bir krize dönüşebileceği uyarısında bulundu. Boratav, başkanlığa karşı kolektif bir muhalefet ihtiyacı olduğunu vurguladı.

Korkut Boratav: ‘Kriz gelirse Erdoğan gider’ algısı yanlış
Cumhuriyet’ten Kemal Göktaş’a konuşan Prof. Dr. Korkut Boratav, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında başlayan OHAL süreciyle birlikte yaşanan son gelişmeleri değerlendirdi. Boratav, başkanlığa geçiş ile birlikte faşizme geçişin tamamlanmış olacağını söyleyerek, başkanlığa giden her adımın bütün yöntemlerle önlenmeye çalışılması gerektiğini belirtti ve Türkiye’de kolektif bir muhalefete ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Prof. Dr. Korkut Boratav’ın açıklamaları şöyle:
Okumaya devam et ‘Kriz gelirse Erdoğan gider’ algısı yanlış

Mehmet Cantekin

Mahmut Cantekin

17.05.1948 tarihinde, Kâhta’nın cami mahallesinde, Demirciler sokağında (pbu sokağın adı o kadar çok değiştirildi ki bugün hangi ad verilmiş bilmiyorum), toprak bir damda demirci Mustafa ile ev hanımı Adile’nin ilk çocuğu olarak Dünya’ya geldi.

Kâhta’da, Kubilay İlkokulunu ve Kâhta ortaokulunu bitirdi. Kâhta’da lise olmadığı için öğrenimine Adıyaman Lisesinde devam etti. Liseyi bitirdi ve İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesine girdi. Okumaya devam et Mehmet Cantekin