Cemal Süreya Üzerine 

Orhan Yalçın Gültekin

Haddızatında nefret ederim Cemal Süreya’dan da…
Bir şey söyler yüreğinize oturur, beyninizin bütün kıvrımları zorlanır.
Kalıbına sığmaz, kalıbından büyük sözleriyle parıldar.
Keşke sırf bu yüzden nefret etseydim ondan.

Facebook, 09 Ocak 2014

Mazhar Osman

Orhan Yalçın Gültekin

Mazhar Osman’ı eskiler bilir de meraklıları dışında gençler bilmeyebilir. Mazhar Osman, çok önemli bir ruh ve sinir hastalıkları uzmanı, Türkiye’de ilk modern ruh sağlığı hastanesini kuran kişi. Adı hastanelere verilmiş alanındaki en önemli isimlerden biri…

Mazhar Osman nüktedan da… Bize kadar ulaşan anektodlara göre de lafını esirgemeyen bir yurttaş.

İşte bu Mazhar Osman’a bir gün diyorlar ki “Bakanlardan biri sizin için delinin tekidir dedi… Ne diyorsunuz, hocam?

Mazhar Osman gülüyor, ve cevabı yapıştırıyor: “Onun benim için deli demesinin bir kıymeti harbiyesi yok. Ama ben onun için deli dersem atarlar tımarhaneye, haberi olsun.

***
Allah’tan Mazhar Osman (1884-1951) bugünleri görmedi. Şimdi olsa, Mazhar Osman ya Meclis kararı ya da referandumla ömür boyu ‘tımarhane’ye kapatılırdı.

Osmanlıca 

Orhan Yalçın Gültekin

Osmanlıca, Arap alfabesiyle yazılan ırzına geçilmiş Türkçedir. Ama öyle ağır bir tecavüze maruz kalmıştır ki Türkçe olduğunu kanıtlamaya bin tanık yetmez…

Sorun alfabede değil… Şu an Arap alfabesini kullanıyor olsaydık ‘Osmanlıca, ırzına geçilmiş Türkçedir’ derdim.

Yıldırıya Karşı

Orhan Yalçın Gültekin

Karınca kararınca günün tarihinden örnekler vermeye çalışıyorum yıllardır. Bazıları çok ilgisiz ya da gündem dışı gelebiliyor, bazılarıysa gündemdeki bir konuya denk geliyor, ekmek kadayıfının üstündeki kaymak gibi oluyor.

Canımı en çok acıtanlar pogrom, katliam ve soykırımlar oluyor hâliyle…

Son Kayseri saldırısı üzerine bir yılın Yıldırı Tarihçesi oluşturulmuş, paylaşılıyor.

Hiç bir ayı boş geçirmemişiz, birinin acısı küllenmeden diğeri girmiş yaşamımıza.

Her birini şiddetle kınamış, hattâ nefretle lanetlemişiz…

Biz kınamış ve lanetlemişiz (hem de şiddetle ve nefretle), yıldırı katlanarak sürmüş… Sürecek de…

Biz, yıldırının bir kaç haleti-i ruhiyesi bozuk insanın ürünü değil, siyasi bağlamı olan bir olgu olduğunu kabullenene kadar…

Siyasete karşı siyasetle karşı çıkılır.

Var mı yıldırıyı göğüsleyip püskürtecek bir tarz-ı siyasetiniz?

Diyarbakır’ı Sevmek

Orhan Yalçın Gültekin

Bazen bir tek insan bir şehri sevdirebilir size… Diyarbakır’ı sevmemi sağlayan da bir tek insandı başlangıçta: Eniştem Turhan Tekin.

Sonra 1969 yılı… Diyarbakır’a kaçış ve umut şehrimle tanışma… Adil Tekin dede ile tanışma…

Başka güzel insanlar, yiğit, dobra, sevecen…

En son bir çocuk kütüphanesi açılışı için gitmiştim Diyarbakır’a Diyarbakırlı ve Darüşşafakalı Davut Ökütçü ağabeyimin adının verildiği… Orada bir başka güzel insanla tanıştım: Şeyhmus Diken. Bir tek onu tanımak bile yeterdi Diyarbakır’ı yeniden sevmeye…

Facebook sanal derler ya… Onun aracılığıyla bir başka güzel insanla tanıştım: Udi Yervant.

Bir insanı sevmekle başlarmış her şey… Ben bir çok insan sevmenin ayrıcalığını yaşıyorum bu yaşımda…

Hepsine bana kattıkları, katmakta oldukları için teşekkürler.

Bir de Diyarbakır var ki, onu sevmek bir çok insanı sevmeni sağlıyor.

Teşekkürler Diyarbakır… Çocukluğumun umut kenti…

Facebook, 05 Eylül 2012

Ayrıca bakınız: Diyarbakır: Çocukluğumun Umut Kenti

“Gri”ye Dair

Orhan Yalçın Gültekin

Johann Wolfgang von Goethe, Faust, Mephistopheles and the Student, 1808’de şöyle yazmış:

“Grau, theurer Freund, ist alle Theorie,
Und grün des Lebens goldner Baum.”

“Dear friend, all theory is gray,
And green the golden tree of life.”

“Sevgili dostum, bütün kuram gridir,
Ve yeşildir yaşamın altın ağacı.”

Ahmet Cemal Goethe’nin bu sözünü şöyle çevirmiş:

“Kurşunidir aslında teori, oysa yemyeşildir yaşamın altın ağacı”.

***

Friedrich Wilhelm Leopold Pfeil, Kritische Blätter, Band 22, Heft 1, S. 1, 1846’da şöyle yazmış:

“Alle Theorie ist grau, und nur der Wald und die Erfahrung sind grün.”
“All theory is gray, and only the forest and experience are green.”

“Bütün kuram gridir, ve yalnızca orman ve deneyim yeşildir.”

***

Biz bunu Lenin’in Nisan Tezleri’ndeki bir Goethe alıntısından öğrenmiştik. Orada Türkçe’ye şöyle çevrilmişti:

“Gri teoridir, dostum, ama yeşil yaşamın sonsuz ağacıdır”

ya da

“Teori gridir, dostum, yaşamın sonsuz ağacı ise yeşil…”

Bizim aklımızdaysa şöyle kalmış:

“Teori gridir, dostum, yaşamsa yeşil…”

***

Gri Renk Niye Tercih Ediliyor?

Gri renk, bir çok değerlendirmede aşağıdakilere benzer biçimde anlatılıyor:

  • Siyah ve beyaz renklerin değişik oranlarda karıştırılması ile elde edilen bir renk olan gri, gözün en rahat algıladığı renklerden biridir. Alçak gönüllülüğü ifade eden, uzlaştırıcı ve denge unsuru olan bir renktir. Ciddiyet ve hareketsizliği çağrıştırır. Çoğu devlet kurumunda ağır basan renktir.
  • Gri rengi seven insanlar genellikle olaylardan uzak durmayı tercih ederler. Kuralcı, tutucu ve hareketsiz yanları ağır basabilir. Karamsarlık ve içe kapanıklığa da neden olabilir. Aktif ve dışa açık insanlar griyi bunaltıcı bulurlar.
  • Diplomatik ve ağır ortamlarda denge unsuru ve uzlaştırıcı olarak kullanılabilir. Kullanıldığı ortamlarda bunaltıcı bir havaya neden olabileceği için fazla tercih edilmeyen bir renktir. En iyisi tamamlayıcı renk olarak kullanmaktır. (*)

***

Gri, uzlaştırıcı ve denge unsuru olan bir renktir. Ciddiyet ve hareketsizliği çağrıştırır. Çoğu devlet kurumunda ağır basan renktir.

Lenin şöyle der:

“Bir yanda, karşı çıkılması olanaksız tarihsel olguların baskısı altında, nerede sınıf çelişkileri ve sınıf savaşımları varsa, ancak orada devletin varolduğunu kabul etmek zorunda kalan burjuva ve özellikle küçük-burjuva ideologlar, devlet’i sınıfların bir uzlaşma organı olarak ortaya çıkartacak biçimde, Marx’ı “tashih” ederler. Marx‘a göre, eğer sınıflararası uzlaşma olanaklı olsaydı devlet ne ortaya çıkabilir, ne de ayakta kalabilirdi. Bol bol Marx’tan sözeden hamkafa profesörler ve gazete yazarlarına göre, devletin rolü, sınıfları uzlaştırmaktır. Marx’a göre, devlet, bir sınıf egemenliği organı, bir sınıfın bir başka sınıf üzerindeki baskı organıdır: sınıflar arasındaki çatışmayı hafifleterek, bu baskıyı yasallaştırıp pekiştiren bir “düzen”in kurulmasıdır.”

Facebook, 30 August 2013 at 19:03

Meşru Müdafaa

Orhan Yalçın Gültekin

image

mesela diyorum…
bi köşede kıstırıldım…
önümde bir çöp konteyneri var…
adam bana saydırıyor…
ben de karşılık veriyorum…
aradan saatler geçiyor…
karnım acıkmış…
acımdan öleceğim…
susamışım…
dilim damağım yapışmış…
adam üstelik bir de adana yiyor göstere göstere…
lıkır lıkır şalgam suyu…
“ya sattar, ya allah” deyip
konteynerin ardından fırlayıp
ateş ederek adamın üstüne koşuyorum.
adamı vuruyorum.
meşru müdafaa?
üstelik ağır tahrik de var
(şalgam suyu, adana…)
adamın adanasını yeyip
şalgam suyunu içsem
yazarlar mı ceza?

Facebook, 21 Mart 2013