Darüşşafaka Ruhu ve Özdemir Başat

Doç.Dr. Ulaş Başar Gezgin
E-posta: ulasbasar@gmail.com

1863’ten beri (kısa bir dönemi saymazsak) babası ölmüş yoksul ve yetenekli çocuklara üst düzey bir eğitim veren Darüşşafaka (artık annesi olmayanlar da kabul ediliyor) için, sık sık “Türkiye’nin en büyük ailesi” deriz; çünkü 7-9 yıl yatılı olarak 24 saatinizi birlikte geçirdiğiniz kardeşleriniz ve abileriniz/ablalarınızla kimi durumlarda kendi ailenizden bile daha yakın ilişkiler kurarsınız. Robert College gibi okullardan çıkıp sonradan solcu olan kimi yazarların “halkı hapishanede ve/ya da askerde tanıdım” dediklerini duyarız kimi zaman; oysa, Darüşşafakalıların kendileri, halk olarak, halkla birlikte okudukları okullarında, çoğunlukla halkçı ve dayanışmacı görüşlerle ve yaşam biçimleriyle mezun olurlar (bunun istisnaları var elbette; ancak genel eğilim böyle). Okul sonrası Darüşşafaka bağları kopmaz; tersine, daha geniş üst dönemlerle, daha büyük aileye kavuşur genç Darüşşafakalı. Kimsesiz değildir o; hep sahip çıkan birileri vardı. Ve Darüşşafakalı, Darüşşafakalıdır; yaşı ister 50 olsun ister 80 olsun; küçükler, onu ‘abi/abla’ olarak çağırır.
Okumaya devam et Darüşşafaka Ruhu ve Özdemir Başat

Faruk Hızal – Zanaatkâr Bir Kaleci

Fethi Aytuna

FarukHızal-01Faruk Hızal 1921 yılında İstanbul Karagümrük’te doğar.  Henüz dört beş yaşlarındayken babasını kaybeder. Darüşşafaka Lisesinin sınavını kazanarak, hayatının akışını değiştirecek bu yeni yuvasında okumaya başlar.

Darüşşafaka Lisesi o yıllarda yalnız ülkenin önde gelen bir eğitim kurumu değil aynı zamanda başarılı sporcular yetiştiren bir okuldur. Okul takımında oynayan pek çok isim daha sonra Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray, Vefa ve Beykoz gibi seçkin kulüplerin futbolcusu olur.

Faruk Hızal bir yandan lisedeki ağabeylerinin yaptığı maçları izler, bir yandan sınıf arkadaşlarıyla birlikte bezden yaptıkları toplarla futbol oynamaya başlar. “Sınıftan çıkardık. On, on beş dakikalık teneffüs vardı. O zaman şimdiki gibi toplar nerede. Çorapları söküp sararak yuvarlak haline getirir, pamuk koyarak top yapardık ama bayağı zıplardı o toplar.”

Sınıflar ilerledikçe okul takımında kendine yer bulur. “Darüşşafaka’dayken ileride oynardım. Kaleci İbrahim Tanla vardı uzun boylu. Sınıfça da büyüktü. Ama o hava toplarına iyi çıkamazdı. Benim boyum onun kadar uzun olmadığı halde ben yumruklardım topu. Onun yüzünden kaleye geçtim.” Okumaya devam et Faruk Hızal – Zanaatkâr Bir Kaleci

Ertuğrul Karakaya

Ertuğrul Karakaya (d. 1955 – ö. 8 Haziran 1977) 1977 ODTÜ‘de Öğrenci Temsilcilerinin örgütlediği boykotta Güvenlik güçleri tarafından öldürülen devrimcidir. Ankara Yüksek Öğretim Derneği, Devrimci YolDevrimci Gençlik gibi örgütlerde yer almıştır.

Okumaya devam et Ertuğrul Karakaya

Ali Ulvi Ersoy

1924 yılında İstanbul, Üsküdar’da doğdu. Darüşşafaka Lisesi, Balıkesir Öğretmen Okulu ve Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim Bölümünde eğitim gördü.

İlk karikatürü 1940 yılında, Mehmet Faruk Gürtunca’nın çıkardığı “Çocuk Sesi” dergisinde yayınlandı. 1940-1941 yıllarında Cemal Nadir’in öğrencisi olarak “Arkadaş” dergisinde çalıştı. 1947-1949 yılları arasında “Kahkaha”, “Mizah”, “Karikatür” dergilerinde çizerlik yaptı.

1950 yılında Cumhuriyet gazetesinde günlük karikatürler çizmeye başladı.

1957-1959 yılları arasında Amerika’da “Twenty Century Fox” film şirketinde, “Schlaifer”, “Field Stone” stüdyolarında film afişleri ressamlığı yaptı. New Yorker, Saturday Evening Post, Look, Esquire, Punch ve Times Book Section’da karikatürleri yayınlandı.

Okumaya devam et Ali Ulvi Ersoy

Darüşşafakalılar Derneği: Bir Yetişenler Derneğinden Fazlası

O. Yalçın Gültekin DS 1970-78

Darüşşafaka Mezunin Cemiyeti (şimdiki adıyla Darüşşafakalılar Derneği), sözcüğün gerçek anlamıyla bir mezunlar ya da yetişenler derneği olarak kurulmamıştır.

Bunun ne anlama geldiğini anlayabilmek için, Cemiyet-i Tedrisiyye-i İslâmiye’nin ilk yarım asırlık dönemine göz atmak gerekiyor.

30 Mart 1863 yılında, henüz 37 yaşında olan Daire-i Askeriye ruznamecisi Yusuf Ziya Bey (sonradan Paşa) önderliğinde kurulan Cemiyet-i Tedrisiyye-i İslâmiye, başlangıçta Kapalı Çarşı esnaf çıraklarına islâmiyetin temellerini öğretmek ve mektup, senet ve diğer evrakı okuyup yazabilecek duruma getirmek amacıyla kurulmuş; derslere esnaf, çırak ve kalfalarla birlikte Babıali, Serasker Kapısı, Defterhane ve Maliye Kalem memurları da katılmış; bu eğitim çalışması, Valide Mektebi (Emetullah Kadin Mektebi) ve Ebubekir Paşa Mektebi’nde, Darüşşafaka’nın açılışına kadar sürdürülmüştü.

Okumaya devam et Darüşşafakalılar Derneği: Bir Yetişenler Derneğinden Fazlası

Kuruluşundan Başkanlığıma Kadar Darüşşafakalılar Derneği Tarihçesi

Nurullah ÖZAY (DŞ’31)

“Darüşşafaka Cemiyeti bugünkü varlığını kesinlikle Darüşşafaka Mezunlar Cemiyeti’ne (şimdiki Darüşşafakalılar Derneği) borçludur.”

Sevgili Darüşşafakalı kardeşlerim,

Yıl 1908 (1324) Temmuz ayının onuncu günü. Yakın tarihimizin mutlu bir günü. Sultan 2. Abdülhamit’in 30 küsur yıl süregelmiş bulunan istibdat idaresinden, Sultan Abdülaziz’in saltanatının son zamanlarına rastlayan yıllarda Trabzon’da vefat eden zamanın Maliye Nazırı Yusuf Ziya Paşa’nın gayreti ve diğer hamiyetli kimselerin hizmetleriyle kurulmuş bulunan ‘Cemiyet-i Tedrisiye-i İslamiye’ (bugünkü adıyla Darüşşafaka Cemiyeti) ve bu cemiyetin yarattığı Darüşşafaka da nasibini almış ve kapatılma haline düşmüştü.

Nihayet 10 Temmuz 1908 (1324)’te ‘hürriyet’ ilan edilmiş ve 2. Abdülhamit tahtından indirilerek Selanik’e sürgün edilmiştir.

Okumaya devam et Kuruluşundan Başkanlığıma Kadar Darüşşafakalılar Derneği Tarihçesi

Darüşşafaka Mezunin Cemiyeti’nin İkinci Kuruluş Toplantısında Konuşma

Salih Zeki Bey

Kardeşliğin, İslâm kardeşliğinin en masumane, en yetimane bir tecelligahını görmek, ziyaret etmek isteyenler Dârüşşafaka’yı gezmelidirler. Burası mektep değildir. Anadan babadan ayrılmış, yalnız kardeş yanında büyümeye alışmış ümmetin sıbyanının muhterem melceidir. Feyz-i Mevla onun kapısında, duvarında değildir. Kapısı, duvarı içinde gezinen saf gönüllerdedir. Nazarım her ne zaman o muhteşem şefkat binasına dönecek olsa, sebat ve vefa namına gözlerim yaşarır. Ona olan muhabbetim, aşkım ebedidir. Ne zaman o ulvi merhamet tavaf yerini ziyaret edecek olsam kapısından girer girmez cemiyetin bütün gailelerinden kurtulur, özgürce teneffüs ederim. Hissederim ki gönlümdeki bütün emellerim vücuda gelse sekiz sene müddet orada geçirdiğim bahtiyarca ömrün bir yılına muadil olamayacak! Ne çare ki talih bizi erken büyütüp o edep dershanesinde naçiz bir öğrenci olmak şerefinden ebediyyen mahrum etti. Ne arkadaşlar, ne kardeşler vardı! Oradan çıkar çıkmaz cümlemiz birer tarafa saçıldık.

Okumaya devam et Darüşşafaka Mezunin Cemiyeti’nin İkinci Kuruluş Toplantısında Konuşma