Fuat Fegan nasıl kayboldu?

4

Ulus İrkad

Her nasılsa İlhami Soysal Bey bu gençlere ‘evlatlarım kötü şeyler söylüyorsunuz, bunlar kişilerin şerefini haysiyetini rencide eden sözlerdir bunları ispatlayacak delilleriniz var mı? Diye sormak lüzumunu hissetmemiş. Niye hissetsin? Erenköy’de vatan için kan ve can pahasına milli vazifelerini yapmış olan bu üç beş genç, tüm öğrencilerin de temsilcileri rolünde. Hem de milliyetperverliğin geçer akçe pasaportu haline gelen sol akımının içindeler. Yalan söylerler mi hiç? Söylemezler tabii, o halde Kıbrıs’ı onların gözü ile görmek ve eleştirmek milli dava için yararlı olacak. Ve yazı yazılıyor:

2. İşte Fuat Fegan’ın sürülmesiyle ağabeysiz kalan bu milliyetperver koyu solcu öğrenciler İlhami Soysal’a Kıbrıs’ta oynanan oyunları, Fazıl Küçük Rauf Denktaş düosunun Çağlayangil Hariciyecisiyle birlikte Kıbrıs konusundaki atraksiyonları açıklamışlar. Kıbrıs’ta bir dikta rejimi varmış, kimse ağzını açamazmış, aleyhe konuşan derhal öldürülürmüş, halk ezilir soyulurmuş, zavallı halkın müdafaasını yapanlar da Fuat Fegan ağabey gibi ortadan yok edilirmiş. Halkı Fazıl Küçük, Rauf Denktaş cuntası terör içinde tutar, inim inim inletirmiş. Bu liderlik satılmışmış. Emperyalistlerin uşağıymış. Tabi Türkiye’deki liderlikle aynı paraleldeymiş ve daha neler…

İşte bu vatan için can ve kan pahasına Erenköy’de savaşmış olan üç-beş gencin Kıbrıs görüşleri ve Türkiye’deki sol basına takdimleri bu merkezde. Acaba kime hizmet ediyorlar? Herhalde yedi yıldan beri gönülden gelen bu istekle hak ve hukuklarını, canlarını, mallarını, namus ve şereflerini korumak azmi ile çırpınan Türk mukavemetinin kuvvetlenmesine yardımcı olmuyorlar. Ancak söylediklerinin dahası da var. Onları da yarın eleştirelim. Koyu solcu düşünün bir davayı nasıl etkileyebileceğini, karayı beyaz gösterme ve huzursuzluk yaratmak sanatını hangi maksatlar için kullanıldığını iyice görelim ve anlayalım”. (Sayı:8706, 17 Nisan 1970,s.4)

Merhum Kıbrıslıtürk lider Erenköy’de savaşmış Kıbrıslıtürk öğrencilerin Fuat Fegan’ın Türkiye dışına sürgün edilmesi olayından dolayı gidip de İlhami Soysal’a şikâyette bulunmaları ve bunun yanında İlhami Soysal’ın da bu konuda Akşam Gazetesi’nde yazı yazmasından sonra belli ki oldukça tepki duymuş ki yazılarına 15 Nisan günü ve daha sonraları da devam etmiştir. Halkın Sesi Gazetesi’nin 15 Nisan 1970 tarihli,8707. sayısında 1. sayfadaki makalesinde Sayın Dr. Fazıl küçük yine şunları yazmaktaydı:

“…Gelelim şimdi burs kesilmesi konusuna:

Burs, vatani vazifesini yapmış olanlara verilir. Burs alanın riayet etmesi gereken şartlar vardır. Bunların başında öğrencinin disiplinli bir hayat yaşaması, derslerine çalışması, sınıfını geçmesi ve siyasete karışmaması gelir.

Burs alıp Türkiye’ye gittikten sonra oradaki aşırı cereyanların içine girerek kendilerine burs veren makamlara gece gündüz hakaret etmeyi, bin bir yalanla milli davayı baltalamayı vazife bilenlerin “bursumu kesmeyiniz” demeye hakları yoktur. Bile bile tuttukları bir yolun icabı olan neticeleri sineye çekmeleri gerekir. Kıbrıs’ı Türk basınına, İlhami Soysal’a anlatılan şekilde anlatanların milli dava ile bir ilişkileri olamaz; bunlardan ne Kıbrıs’a ne de Türkiye ‘ye bir hayır gelmez. Yalanı iftirayı kendi ideolojilerini, bu gençler, millici arkadaşlarının hizasına gelmelidirler. “Bursumuzu kesecekler, bizi buradan sürecekler” diye yakınmanın hiçbir faydası yoktur. Kıbrıs’a son günlerde gelip gitmiş olan gazeteciler bu gençlerin yalan yanlış haberlerinin doğurduğu zararları takdir edecek durumdadırlar. Yedi yıldan beridir amansız bir kurtuluş mücadelesi yürütmekte olan toplumumuzun her geçen günle biraz daha kuvvetlenmesi, güçlenmesi ve direnme kabiliyetini artırması, buradaki milli seferberlik, iman ve inanç savaşının gönüllerden geldiğini ispatı kâfidir. Bu direnmenin zor ve baskı ile “terörist liderler” tarafından empoze edildiğini yaymaya çalışmış ve muvaffak olamamış bulunan Rum propagandasının yapamadığını üç beş gencin “biz Erenköy’de düşmana karşı savaştık” perdesi altında başarmaya kalkışması tiksindirici bir tutumdur. Erenköy’de on dört aylık Mücahitlik kendilerine bu hakkı veremez. Yedi yıldır mevzilerde direnen ve savaşan bizler buna asla müsaade edemeyiz. Etmeyeceğiz”. (Sayı: 8707, 15 Nisan 1970,s:1.)

Dr. Fazıl Küçük dizi makalelerinin 6. sayısında da İlhami Soysal’ı ve gençleri eleştirmeye devam etmektedir:

“İlhami Soysal kendisini ziyaret eden gençlerin ‘bağımsız, emperyalist üslerden arınmış, federatif bir Kıbrıs Cumhuriyeti’nden yana olduklarını; bunun kavgasını verdiklerini ve Türkiye’deki liderlerle Kıbrıs’taki liderlerin bu yönde olmamaları hasebiyle gençlerin baskı altında tutulduklarını yazmaktadır. Hâlbuki kazın ayağı böyle değildir. Gençlerin ortaya çıkışı ‘Tam bağımsız, yabancı üslerden arınmış, demokratik bir Kıbrıs Cumhuriyeti!’ sloganı ile başlamıştır. Bu sloganla ortaya çıkışları ile Kıbrıs’taki liderliği emperyalist uşaklığı ile suçlamaları aynı zamana rastlar. Bunlar tesadüfi değildir. ! Federatif’ bir Kıbrıs’tan yana oldukları haberini İlhami Soysal’dan aldık. Bu, hiç şüphesiz ki olumlu bir gelişmedir. Bu yola gelmiş olmalarına ancak seviniriz. Bugünkü tezlerden ve sloganlardan ‘yabancı askeri’ çıkartmaları da olumlu bir gelişmedir. Bunlar emperyalist uşaklığı olarak bahsettiği liderliğin ve bahusus Denktaş’ın öğrencilere yapmış olduğu uyarmanın bir sonucudur sanırız. Denktaş’ın öğrencilere yaptığı müteaddit toplantıları izleyenlerden biriyim. Bizleri ikaz mahiyetinde ‘tam bağımsızlık’ , ‘yabancı askerlerden arınmış’, ‘demokratik’ deyimlerin Rumlar tarafından beş altı seneden beri uluslararası toplantılarda hangi manaya kullanıldığını uzun boylu anlatmış ve ‘bağımsız bir Kıbrıs’ta, iki milli toplumun birbirini sömürmeyeceği, can ve mal emniyetini iyice sağlayan bir Kıbrıs’tan yana isek, Rumların kullandıkları terimlerin aynını kullanmaktan kaçınalım veya bunları kullanmak zaruri ise, ne manaya kullandığımızı iyice ifade edelim ki, karşı tarafa, bizden çıkan bildirileri aleyhimize istismar etmek fırsatını vermiş olmayalım, telkininde bulunmuş; bu telkin ve tavsiyeler de yüzlerce ve yüzlerce öğrencinin tasvibi ile karşılanmıştı…”

One thought on “Fuat Fegan nasıl kayboldu?”

  1. Ulus İrkat’a çalışmasından dolayı teşekkür etmek gerekir.

    Fuat Fegan gibi Dev- Genç MK üyesi Nurettin Öztürk de kayıplara karıştırılmıştır. Aynı ekipten yani Kıvılcımlı’ya bağlı ekipten iki insandır. Aynı Avrupa serüvenini, aynı konakları birlikte yaşamış insanlardır. İkisinin kaybolması da hala bilinemiyenler arasındadır. Nurettin Türkiye’ye döndükten sonra kaybolmuş ve Sarp’ın ekibi tarafından bazı yakın arkadaşlar haksız olarak suçlanmıştır. Bu suçlamalar aynı kuşak insanlarınca kabul edilmemiş ve suçlananlar itibarlarından hiç bir şey kaybetmemiştir. Latife Fegan’ın Sarp ekibiyle ilgili söyledikleri bu bakımdan da değerlendirilmelidir.

    Kıvılcımlı denince ben hep Türk Solu Dergisinde Bora Gözen’e yardım için neredeyse tam kadro bulunurken ve bazılarımız fosur sigara içerken, bir kuru sandalyede oturan uzun boylu, bembeyaz saçlı bir eski tüfeğin “Bu hayat sizin mi sanıyorsunuz!” sözünü anımsarım. Davaya adanmışlığı betimleyen bu söz hiç aklımdan çıkmadı. Çok yerde de Kıvılcımlı adı geçtiğinde anımsattığım bir söz oldu.

    Sayın İrkat’a tekrar tekrar teşekkür ederim.

    Mustafa Lütfi Kıyıcı

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.