Dilan’ın suçu neydi?

erdinç ergenç

erdincergencadı dilan ama kürtçe olduğu için nüfus cüzdanında sibel yazıyor. bitlis, tatvan’a bağlı düzcealan ya da kürtçe adıyla çorsin köyü doğumlu. doğduğu köyde değil yakıldıktan sonra göç etmek zorunda kaldığı istanbul’da yaşıyor. 25 yaşında ama yaşından daha uzun süren bir savaşın mağdurlarından sadece biri.

dilan kılıçarslan’ın hikâyesi, sayıları 1 milyon 200 bine varan yerinden edilmiş insanların dramının kısa bir özeti gibi. çatışmanın tarafı olmadığı halde, mağduru olan insanların…

hayali doktor olmaktı

dilan, ilkokula başlarken hasta annesini tedavi etmek amacıyla doktor olmayı kafasına koyar. ancak ilkokul üçe geldiğinde korucu olmaya zorlanan köyünün yakılması nedeniyle önce tatvan’a ardından da istanbul’a göç etmek zorunda kalır. köyün en varlıklı ailesi iken bir gece köye baskın yapan özel timler, 200 baş hayvan ve üç ton ballarıyla birlikte evlerini yakar ve yıkar.

istanbul’a ablalarının yanına gelen 15 kişilik ailesiyle çaresizce bir bodrum katına yerleşir. dilan, birkaç gün sonra ailenin geçinmesini sağlamak amacıyla 9 yaşında olmasına rağmen tekstil atölyesinde çalışmaya verilir. bir süre sonra annesinin hastalığı nüksedince daha az rutubetli üst katlarda bir apartman dairesine geçince ağabeyleri dilan’ı okula göndermeye karar verir. tam okula yazdırılacağı günün gecesinde evleri polis tarafından basılır ve babası, ablası ve ağabeyleriyle birlikte aileden 5 kişi gözaltına alınır. dilan’ın hayalleri bir kez daha kararır. sonrasında ise hayatı tekstil atölyesi ile cezaevindeki ağabeylerini ziyaret arasında gider gelir.

“babamı mahkemeye verecektim”

bugün 25 yaşında olan dilan’ın kısa hikâyesi azınlık hakları grubu (mrg) tarafından geçen ay yayınlanan 2009 dünya yerli ve azınlık halklarının durumu adlı raporda yer aldı. istanbul bağcılar’da ablalarıyla birlikte yaşayan dilan’ı bularak, yaşadıklarını bir de ona sorduk. hayallerini ailesinin birçok üyesi gibi gömmüş olmasına rağmen hala gülümsemesini eksik etmeyen bir genç kadın olan dilan, sabah’a şunları söyledi:

“ben kürt olduğumuzu burada öğrendim. kürtlük, alevilik, türklük nedir bilmiyorduk köyde. sokakta ‘pis kürtler’ hakaretini görünce ne olduğumu öğrendim. kimliğimde doğum yerim nedeniyle gözaltına alındım. polis, ‘kürt olman yeter suçlu olman için’ dedi. bir ara babamı mahkemeye vereceğim diye tutturdum. soy ismimi ve kimliğimdeki memleketimi değiştirecektim. ablam nüfus cüzdanında evlenince değiştiğini gösterince ikna oldum. ağabeyimi 20 gün gözaltında bir tabutta tuttular. salıverilince dağa gitti. devlet gönderdi onu. annem istanbul’da elimizde 10 milyar lira olmadığı için göz göre göre öldü. babamla şimdi ayrıyız. tek suçumuz kürt olmaktı.”

affederim ama nasıl unutacağım

dilan’ın kız kardeşlerinden birisinin adı ise berivan. tıpkı dilan gibi onun boynunda da başka bir kürtçe isimlik var. kürtçe 10’uncu kız anlamına gelen asıl adı olan “dahana” yazıyor. dilan’a bu yaşadıklarının ardından kürt açılımıyla ilgili görüşlerini soruyoruz. yaşadığı onca acıya rağmen, kimsenin kendilerine yardıma ihtiyacı olup olmadığını sormadığını söyleyen dilan’a kendisinden özür dilense tepkisinin ne olacağını soruyoruz. “ağlarım herhalde” diyor ve ekliyor: “ölen ağabeyimi geri isterim. isterim ki cezaevinde olan diğer ağabeyim çıksın. o bari serbest bırakılsın. affederim ama nasıl unutacağım onca yaşadığım şeyi…

dilan, af çıkmasını istiyor ama çok daha önemlisi, ondan sonraki kuşak kendi yaşadıklarına bir daha tanık olmasın istiyor. 15 yıl sonra ilk kez geçen ay köyüne gittiğini söylüyor dilan. geri dönmek isteyip istemeyeceklerini soruyoruz. “neden olmasın” diyor. ama korktuğunu ve güvence istediğini söylüyor. “devlete güvensek geri döneriz. yine aynı şeyleri yaşamaktan korkuyoruz” diyen dilan, ailesini istanbul’da tutan bir şey olmadığını ve köydeki evlerini yapabilecek yardım almaları halinde dönebileceklerini ifade ediyor. bundan sonra dilan için ne yapabilir devlet, devletten beklentisi ne sorusuna ise şu yanıtı veriyor:

“devlet bana bir kariyer ya da diploma verebilir mi? beni meslek sahibi yapabilir mi? bana çocukluğumu ve gençliğimi, hayallerimi geri verebilir mi?”

açılıma inanmak istiyoruz

ben annemin kocasına karşı yaşadığı ezikliği yaşamak istemiyorum” diyen ve kendi ayakları üstünde durmasını sağlayacak bir iş isteyen dilan bu yüzden bugüne kadar evlenmediğini belirtiyor. karşısına evlilik düşündüğü bir erkek çıkmış ama kürt olduğu için karşı aile tarafından istenmemiş.

dilan’ın karşılaştığı ayrımcılık bu kadarla da sınırlı değil. en yakın kız arkadaşı bir ülkücü. ancak onun arkadaşlarıyla tanışamıyor. çünkü kürt kimliğinden dolayı hakaret edilme tehlikesi var. yaşadığı bağcılar’da türk-kürt ayrımcılığı olduğunu belirtiyor ve ev kiralarken kürt olmanın evsiz kalmak anlamına geldiğini kaydediyor. hain ve bölücü olarak görülmekten ve kürt kimliğinin ona yüklediği sıfatlardan yorgun. ev kiralarken, kürtlüğünü saklamaktan yorgun. çocuk katili olarak gösterilmekten de. bu yüzden türklere de birkaç çift sözü var:

“tavsiye ediyorum, kürtlerle komşuluk ve dostluk yapsınlar. kaynaşalım. bizi infaz etmesinler. bizi biraz tanıyınca her şeyin değişeceğine eminim. yaşadığımız onca acıya ve gözyaşına rağmen, bu savaş ve kan dursun, barış olsun diyoruz.”

dilan açılıma olumlu bakıyor ama hala tereddütleri var. “gerçekten bir şeylerin değişeceğine inanmak istiyorum” diyor. artık hayal kırıklığına uğramak istemediğini söyleyen dilan, bölgede operasyonların sona ermesini, fabrikaların açılmasını ve insanların işe kavuşmasını diliyor. kendi dilinde okumak isteyen dilan, doktorluk hayalini yitirmiş olsa da barış umudunu koruyor.

1 milyon 200 bin dilan var

hacettepe üniversitesi nüfus araştırmaları merkezi’nin yaptığı araştırmaya göre, türkiye’de yerinden edilmiş insan sayısı 953 bin ile 1 milyon 200 bin kişi arasında değişiyor. zorunlu göç mağduru olan bu insanların çoğu 1986 ile 2005 arasında güvenlik nedeniyle güneydoğu anadolu bölgesinde boşaltılan köylerden geliyor. haziran 2004’te çıkan 5233 sayılı terör ve terörle mücadeleden doğan zararların karşılanması hakkındaki kanun ile tazminat ve geri dönüş yolu açıldı. göç edenler sosyal yardımlaşma ve kültür derneği (göç-der) tarafından yapılan bir araştırma ise zorunlu göçten mağdur olanların sayısı 3 milyonu buluyor. bunlardan 1 milyonu istanbul’a göçtü. derneğin araştırmasına göre, istanbul’daki mağdurların yüzde 95’i hayatından memnun değil, yüzde 80’i ise geri dönmek istiyor. kanunun çıktığı günden temmuz 2008’e kadar 350 bin kişi geri dönmek ve tazminat amacıyla başvuru yaptı. şimdiye kadar 140 binine cevap verildi. ancak zorunlu göç mağdurlarının çoğunun hala yasadan haberi olmadığı da belirtiliyor.

kaynak: sabah gazetesi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s