Marksizm ve Ayaklanma

Vladimir Iliç Lenin

Ayaklanmaya hazırlanmanın ve genel olarak, ayaklanmayı bir sanat olarak görme biçiminin “Blankizm” olduğunu ileri süren oportünist yalan, Marksizmin çarpıtılmaları arasında, en kötü niyetlerden ve egemen “sosyalist” partiler tarafından belki de en çok yayılmış bulunanlardan biridir.

Oportünizmin büyük ustası, Bernstein, Marksizme karşı Blankizm suçlamasını ileri sürerek, acıklı bir ün kazanmıştı ve gerçekte, bugünün oportünistleri, Blankizm diye haykırdıkları zaman, Bernstein’ın yoksul “fikir”lerini ne azıcık yenileştiriyor, ne de onları en küçük bir şey ile “zenginleştiriyorlar”.

Okumaya devam et Marksizm ve Ayaklanma

Gerçekten de hangi Marksizm?

Orhan Yalçın Gültekin
28 Temmuz 2009 Salı

1960’lı yıllarda ortaya çıkan genç proleter devrimci kadrolar, Türkiye’nin sorunlarını da bu sorunların giderilmesinin yolunu da esasta doğru olarak belirlemişlerdi. İçinde oluştukları sol içi sağ ortama karşı savaşım sürecinde kendi seçeneklerini yalnızca kuramsal düzeyde değil eylemsel-edimsel alanda da var etmeye çalışmışlardı.

Genel olarak komünizm, özel olarak Marksizm ve bu çerçevede sürdürülen uluslararası düzeydeki tartışmalar açısından, aynı proleter devrimci kadroların, bu alanda yeterli donanıma sahip olup olmadıklarının üzerinde durmaksızın söylemek gerekir ki, tartışmaya değer kuramsal açılımlar yaptıklarını söylemek –bir istisna dışında [1]- çok da mümkün görünmüyor.

Bu proleter devrimci kadroların, Türkiye gündemine yeni giren SBKP-ÇKP tartışmalarında taraf olmak yerine, her iki tarafa da eşit ya da görece eşit mesafede durduklarını ve eleştirel yaklaştıklarını söylemek gerekir. Yine de belirtmek gerekir ki, bu eleştirel yaklaşım, bütünlüklü bir dünya görüşü temelinde oluşmamıştı ve bu eleştirel yaklaşımda bir seçenek oluşturacak temel bulunmamaktaydı. Söz konusu proleter devrimci kadroların zihinsel yapılanması, hala esas itibariyle SBKP-ÇKP ikilemi ve “sosyalizm” deneyimleri tarafından biçimlendiriyor ve bu ikilem ve “sosyalizm” deneyimlerinin olumsuz yönlerinin eleştirisi Vietnam, Küba ve Kore deneyimlerindeki kimi duruşlar ile ikame edilmeye çalışılıyordu.

Devrimcinin görevi devrim yapmaktı ve onlar da devrimden sonrasına ilişkin tartışmaları sonraya ertelemek ve tarihin önlerine edimsel olarak koyduğunu düşündükleri sorunlara yanıt vermek için harekete geçtiler. Okumaya devam et Gerçekten de hangi Marksizm?