Orhan Yalçın Gültekin

“Osmanlı Devleti’nin de içinde bulunduğu bağlaşık devletler grubu dünya savaşı’nda yenilmiş, Osmanlı ordusu her yanda zedelenmiş, koşulları ağır bir ateşkes anlaşması imzalanmış, Büyük Savaş’ın uzun yılları boyunca, ulus yorgun ve yoksul bir durumda. ulusu ve yurdu (bu) genel savaşa sürükleyenler, kendi başlarının kaygısına düşerek, ülkeden kaçmışlar. Padişahlık ve halifelik orununda bulunan Vahdettin, soysuzlaşmış, yalnız kendisini ve tahtını güvenceye bağlayabilmek düşü arkasında, alçakça yollar araştırmakta. Damat Ferit Paşa’nın başkanlığındaki hükümet, güçsüz, onursuz, korkak, yalnız Padişah’ın isteklerine uymuş ve onunla birlikte kendilerini koruyabilecek herhangi bir duruma boyun eğmiş. Ordunun silah ve cephanesi alınmış ve alınmakta …”
(Mustafa Kemal Atatürk, Söylev)

İmparatorluk toprakları yer yer işgal edilmiş, emperyalist güçler böl/parçala/paylaş siyasetlerini utanmazcasına uygulamakta … Anadolu’da yerel direniş grupları oluşmakta ve ulus kurtuluş çareleri aramakta…

İşte bu koşullarda, Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları küçük derecikleri bir büyük ırmağa dönüştürebilmek için, bir ulusal direniş örgütleyebilmek için harekete geçerler.

19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışla başlayan Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın en önemli kilometre taşı 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılışıdır.

Bakmayın TBMM’nin kuruluşunda belirlediği amaçları arasında halifelik ve saltanat makamının kurtarılmasının da bulunduğuna; Padişah Vahdettin ve çevresi ile kuklası durumuna düştükleri emperyalist işgalciler TBMM’nin padişaha rağmen ve padişahlık dışında (yani meşruti monarşinin bir parçası olmayan) bir meclis olduğunu ve gelişim süreci içinde “ulusun biricik temsilcisi” durumuna geleceğini sezmişlerdi. TBMM’nin varlık nedeni olan bir savsözü vardı: “Ya bağımsızlık, ya ölüm!”. TBMM, buna bir başka ana savsöz eklemekte gecikmedi: “Egemenlik kayıtsız koşulsuz ulusundur.”

TBMM önderliğinde yürütülen ulusal kurtuluş savaşımızın öyküsünü burada özetlemek olası değil. sanırım şunu anımsatmak yeterli: 6 Ekim 1923 Salı günü, Bağlaşık Devletler askerleri Dolmabahçe’nin önüne çekili Türk bayrağını selamladıktan sonra yurdumuzdan çekilip gittiler.

23 Nisan 1920’de kurulan TBMM, 1 Kasım 1922’de saltanatı kaldırdı, 29 Ekim 1923’te cumhuriyeti kabul etti ve 3 Mart 1924’te halifeliğin kaldırılmasına karar verdi.

Atatürk, şunları söylerken sanki bütün bir savaşımı özetliyordu:

“Ulusumuzun uzun yüzyıllardan beri hanlar, hakanlar, sultanlar, halifeler elinde onların zorbalık ve istibdatı altında ne kadar ezildiği, onların hırslarını gerçekleştirme yolunda ne kadar büyük felaketlere ve zararlara uğradığını düşünürsek, ulusumuzun egemenliğini eline almış olması olayının bütün görkem ve önemi bakışlarımızda belirir.”

Bugün 23 Nisan… Neş’e doluyor insan.

23 Nisan 1998