orhan yalçın gültekin

erman toroğlu, hakemleri değerlendirirken bir konuya dikkatimizi çeker sürekli: çaldığı düdüklere değil de çalmadıklarına bakın!

bir insanı değerlendirirken de buna bakmalıyız… söylediklerine değil de söyleyebilecekken söylemediklerine…

***

kaç kişiden muazzez ilmiye çığ ile ilgili tepki geldi? şimdi ben de diyeyim ki… haydi ya… gidin oradan… burada bilim yargılanıyor; siz kalkmışsınız orhan pamuk, embedded yazar mı değil mi, hakederek mi aldı haketmeden mi aldı, ermenilere ve kürtlere (ki şimdi ermeniler, türkler karar verdi, kürtler tetikçilik yaptı diyorlar) göz kırptı da ondan mı aldı nobel’i yoksa hakikaten iyi yazar olduğundan mı diye tartışıyorsunuz.

alooo… duyuyor musunuz? burada – türkiye’de – ve yaşadığımız anda, gözlerimizin önünde bilim yargılanıyor. hani ezberimizde vardır ya, en hakiki mürşid olan şey (en gerçek yol gösterici olan şey)… o, yargılanıyor.

gözlerinin önünde bilimin yargılanmasına sesini çıkarmayan bir neslin, hiç mi hiç sorumlu olmadığı bir olay üzerinde bu denli sert ve linç ortamları yaratarak saflaşmasını benim nato mermer nato kafam almıyor.

bırakın orhan pamuk, elif şafak’la 301. madde bağlamında dayanışsın… bırakın ne orhan pamuk ne de elif şafak, muazzez ilmiye çığ konusunda bir şey söylemesin.

bırakın muazzez ilmiye çığ konusunda ortaya çıkanlar da orhan pamuk ve elif şafak’la ilgili kıllarını kıpırdatmamış olsunlar.

bırakın herkes kendi çöplüğünde eşelensin.

biz voltaire nam keferenin bilmem kaç yıl önce söylediği söze dayanarak orhan pamuk, elif şafak ve muazzez ilmiye çığ için ortak bir paydada birleşebiliyor muyuz?

şöyle demişti voltaire:

“i disapprove of what you say, but i will defend to the death your right to say it”
“söylediğini tasvip etmiyorum ama onu söyleme hakkını ölüm pahasına savunacağım.”

orhan pamuk, elif şafak… “embedded”dir, değildir, o ayrı hikâyedir… söyledikleri doğrudur, değildir; o da ayrı hikâyedir. söyledikleriyle yargılanıyorlar. söylediklerine katılmıyorsanız, çıkar konuşur tartışırsınız. kafalarını kırmaya çalışmak yerine, onların ifadelerinin karşısına sizinkileri koyarsınız.

muazzez ilmiye çığ, üstelik ne orhan pamuk’tur ne de elif şafak… onun dokundurmaları yoktur, laf çarpmaları da, desteksiz atmaları da… edebiyatçının tarihi gerçekleri eğip bükme hakkı vardır, denilir ya… bilim insanının bu hakkı yoktur. o, ne görüyorsa onu aktarmak zorundadır. becerir ya da beceremez ama yapması gereken budur. muazzez ilmiye çığ, bütün yaşamı boyunca bunu yapmıştır ve bütün yaşamını verdiği bir alandaki birikimlerini bizlerle paylaşmaya çalışmıştır, çalışmaktadır.

türkiye’de 21. yüzyılda bilim yargılanıyor! bundan ve buna kayıtsız kalmaktan daha büyük utanç olabilir mi?

galileo gelilei’den bu yana aynı şeyi söylemeyi sürdüreceğiz: o, her şeye karşın dönüyor…

01 kasım 2006 çarşamba günü muazzez ilmiye çığ’ın duruşması var. meraklısına duyurulur.

17 ekim 2006, 03:21