chp, mhp’lileşirken…

orhan yalçın gültekin

oyg009türkiye’de garip şeyler (!) oluyor… mhp, chp’lileşmeye uğraşıp “sivil siyaset”in içinde kendisine bir yer ararken, chp, mhp’lileşiyor ve kendisini “sivil siyaset”in dışında konumlandırmaya yöneliyor.

1970’li yıllardan bu yana türkiye solu, yasal “sivil siyaset” alanında chp’yi ne pahasına olursa olsun destekleme tavrı takınmıştı. chp’ye bağlanan umutlar her seferinde sükut-u hayalle biterken, her yeni adımda chp, yine de bir cazibe odağı olmayı sürdürmüştü.

chp, kendi dışındaki “sol” ve/veya “ilerlemeci” ve/veya “yenilenmeci” muhalefetin umutlarını canlı tutacak söylemleri gündeme getirerek ve kimi zaman taviz kimi zaman aba altından sopa göstererek, bir biçimde ayakta kalabilmiş ve kendisini kamufle edebilmişti. bunun ana sebebi, kendi dışındaki “sol”-“ilerlemeci”-“yenilenmeci” muhalefetin chp tapıncıydı.

gelinen noktada chp, devletten çok devletçi olmanın, devletin en “sivil olmayan” unsurlarına yaslanmanın simgesi oldu. öyle ki mhp’nin adım adım boşaltmaya yöneldiği koltuğun talibi oldu.

susurlukçu ağar’ın bile sivil siyasetçiliğe soyunduğu bir dönemde bu gelişme yeterince üzerinde durulmayı hakeden bir gelişmedir. bunu, “ittihatçılık” ve/veya “kemalizm” söylemleriyle bezenmiş bir tarihselcilikle açıklamaya çalışmak da biraz zorlama olacaktır. chp, hiç bir zaman ne “ittihatçı”, ne de “kemalist” oldu; mustafa kemal’in yaşadığı dönemde bile “kemalist” değildi. son devrimci ya da ilerlemeci barutunu da 1947’de tüketmiş, “ortanın solu” ile de ancak “devletçi-cumhuriyetçi ruhban-laik geleneksel aydın katmanlarının siyasal konumlanışını” temsil etmeye çalışabilmişti. 12 eylül sonrasında ise tam bir felakettir chp (ve türevleri). “yeni” bir şeyler söyleme uğraşındaki “batılı” aydınları asma yaprağı olarak kullanan, üç-beş oy alabilmek için her dönemde ilkesiz “birlikler” oluşturabilen, kendi geleneksel söylemini bile tutturamayan, kendi dışında geçer akçe gibi gördüğü her söylemi “sahiplenen” ama asla içselleştiremeyen chp, şimdi de var kalabilmek için olabilecek en geri konuma – sivil siyasetin dışına – yerleşmeye çalışıyor. “devletçi-cumhuriyetçi ruhban-laik geleneksel aydın katmanları”nın sivil siyasetin dışındaki ögelerinin siyasal konumlanışına denk bir siyasal hat oluşturmaya çabalıyor.

türkiye “normal” bir ülkedir!

kuşkusuz türkiye’nin bir dizi sorunu var… ne zaman yoktu ki? bu sorunların “olağanüstü” sorunlar olduğu doğru ve olağanüstü sorunlar da olağanüstü yöntemlerle çözülür. peki ama türkiye’de bugüne kadar sürdürülen “olağan” yöntemler neydi? şunları sayarsak çok da yanılmış olmayız: 1) ilk olarak, her sorunu, reddetmek-tanımamak; 2) her sorunun kaynağını dışarıda – asla tanımlanmamış “muhayyel düşmanlar”da – aramak, 3) sorunların çözümünü “sivil siyaset”in dışına havale etmek…

bu “olağan” yöntemlerin hiç bir şeyi çözemediği, tam tersine, her şeyi karmakarışık ettiğini görmemek için görme-engelli olmak gerek. şimdi farklı bir şey yapmak zamanıdır. olağanüstü sorunları, olağanüstü bir yöntemle çözmek gerekmektedir. olağanüstü yöntem de “sivil siyaset” demektir.

türkiye’nin sorunları, türkiye’nin iç sorunlarıdır… biz çözmezsek, başkalarının çözümünü kabul etmek zorunda kalırız.

biz, bu sorunları çözebiliriz.

28 aralık 2006 perşembe, 09:37:02

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.