hıncal uluç

“ben cumhuriyetçiyim” demiştim.. “demokrat değil..” bazıları, sözcüklerin kökenlerine inerek bu ikisinin ayni şey olduğunu anlatmaya kalktı. bazıları da siyasal bilimler dersi vermeye girişti.. biri sistem de, öbürü rejim adıymış, falan filan..

geçiniz.. ben ne dediğimi biliyorum.. anlayan, anlamak isteyen de anlıyor..

ben cumhuriyetçiyim.. bugün medyamızda cumhuriyetçi yazar sayısı bir elin parmaklarını geçmez..

içlerinde inançlı, idealist demokratlar var.. entel dediklerim..

hala her şeyin iyi olacağını düşünenler var.. saflar.. sentel koydum adlarını..

geri zekalı olanlar var, ne olup bittiğinin farkında olmayan.. genteller..

bir de iktidar borazanlığının adını demokratlık koyanlar.. keseri hep iktidara göre yontup, demokratlığı hep iktidar yardakçılığında kullananlar var ki asıl tehlikeli olan bu yalakalar.. onların adını da şimdi koyuyorum.. yenteller..

böylelerini ayırd etmeniz çok kolay..

çünkü gerçek demokrat olsalar, sonuna kadar demokrat olur, demokrat düşünceye aykırı her şeye karşı çıkarlar..

peki, bir, tek bir yazı okudunuz mu, cumhurbaşkanı aday gösterilme şeklinin demokrat düşünceye a’dan z’ye ihanet olduğunu anlatan.. hem de kaç bakımdan..

şimdi yazıyorum.. içlerinde kendine güvenen varsa, yanıt versin, görelim.

1-meclis başkanı, meclis’in üyesidir, ama meclis’te oy verme hakkı yoktur. neden?.. çünkü parlamenter sistemde meclis, halkın oyunu yansıtır. bu meclis’in başkanının tarafsız olması gerekir ki o halkın her görüşünü yansıtan meclis’i tarafsız yönetsin. oyunu belirleyerek, üyeleri etkilemesin. halkın oyuna, yani ya demokrasiye gölge düşmesin.

peki bu nasıl tarafsız bir meclis başkanıdır ki, anayasasında hem de vazgeçilmez, değiştirilmez kural olarak “laiklik” yazan bir ülkede “dindar bir cumhurbaşkanı seçeceğiz” diyebilmektedir. tarafsızlığına gölge düşmesin diye oy dahi kullandırılmayan bir “laik” başkan, hangi hakla “dindar cumhurbaşkanı seçeceğiz” demekte, diyebilmekte ve bu deyiş, demokrat (sevsinler) yazarlar tarafından kabul görmektedir?.

2-anayasa cumhurbaşkanı seçimini, tam bir “cumhur” seçimi olsun diye dikkatle çizmiştir. parti gurupları aday gösteremez. mevcut adaylardan biri için gurup kararı alınamaz.. neden?.. milleti temsilen meclis’e giren her üye, sadece vicdanı ile karar versin diye..

peki öyle mi oldu?.. hayır!.. akp meclis gurubu, kanun dışına çıkarak başbakana aday seçme yetkisi verdi.. başbakan “yasaya aykırı” demeden, bu yetkiyi kabullendi. yani cumhurbaşkanını, ne halk, ne de onun seçtiği meclis değil, bir “tek seçici” belirliyor ülkemizde.. demokrat bir kafa (sevsinler) bunu nasıl kabullenir?..

3-okuyorsunuz.. tek seçici mi seçti adayı?.. söylentilere göre değil.. bu demokrat yazarların hepsinin kendi gazetelerinin manşetlerinde, adayı meclis başkanı’nın belirlediği yazıldı. tek seçici tayin edilen başbakan’a “benim dediğimi yapmazsam, oyununu bozarım, sen bilirsin” tehditkâr ifadesini kullanmış başkan.. öyle yazdı kendi gazeteleri, okudularsa….

yani cumhurbaşkanının gerçek tek seçicisi, meclis başkanı.. hangi meclis başkanı..

anayasa gereği oy vermesi bile yasak, “tarafsız” meclis başkanı, cumhurbaşkanlığı seçiminde gene yasalar gereği, tamamen bağımsız ve hür olması gereken 352 oya ipotek koyuyor ve 352 milletvekiline “benim adayım şudur. oyunuzu ona vereceksiniz” diyor..

352 milletvekili “gık” demiyor..

benim demokrat yazarlarım (sevsinler) her öküzün altında faşizm aramaya pek meraklı kardeşlerimin hiç birinden tek itiraz gelmiyor..

bunlar mı samimi?.. bunlar mı demokrat.. hadi ordan!..

sabah, 28 nisan 2007