Duyarlı ve Vicdanlı Olabilmek İçin…

yalçın ergündoğan

az önce izmir’den bir dostum aradı. kendisine bir arkadaşı haber vermiş. o da benimle paylaşmak istemiş. karşıyaka’da bir alış-veriş merkezi giriş kapısına kocaman harflerle “dünya hayvan hakları günü nedeniyle, ‘hayvan ürünlerinde’ yüzde 50 indirim!” yazan bir pankart asmış. pankartı gören kişi önce “dana, koyun, kuzu, hindi, tavuk eti ve yumurta, süt” gibi ürünlerde indirim yapıldığını sanıp iyice sinirlenmiş, “pes! bu kadarı da olmaz!” diye iç geçirmiş ve hiddetle alış-veriş merkezindeki ilgili mağazanın yöneticisine doğru yönelmiş. ama, mağazadan girince indirimin hangi ürünlerde olduğunu fark etmiş. “kedilerin tırmalaması için özel kumaş, tasma çeşitleri, köpek maması, banyo şampuanı vb.” gibi ürünlerle karşılaşmış birden. ‘gülse mi, ağlasa mı’ gibi bir durum oluşmuş yani…

* * *

‘insan türü’nün kendini ‘en zeki’, ‘en akıllı tür’ olduğunu sanmasından kaynaklı kibri, ‘ben merkezciliği’, başka türlerin üzerine tahakküm kurma hegemonyacılığı böylesi cin fikirlilikler yapmaya çok elverişli tabii… insan türü, bir yandan, dünyanın ‘en vahşi’ ve acımasız sömürüsüne tabi kıldığı hayvanları işkence altında üretip, kesip, (canlıykenki halini hatırlatmadan) albenili paketlerde “gıda” olarak insanlara sunar, diğer yandan da ayni pişkinlikle hayvanlar için akla gelmedik, türlü çeşitli mama, giysi vb. ürünleri pazarlar. bunu da ‘ekonominin gereği’ olarak açıklar. hiçbir ‘vicdani’ sorumluluk ve ‘ahlâki’ değer tanımadan ve taşımadan böyle davranır.

bunu da tabii o en çok övündüğü ‘en akıllı tür’ oluşu ile izah eder, mutluluk ve haz duyar. öte yandan, insan türüne mensup “kadınlar” ise, zaten doğal halleriyle yeterince güzel ve çekici oldukları halde, başka türlerden canlıların derilerinin yüzülmesine, (kimilerinin canlı canlı) kürklerinin çıkarılması için akla sığmayacak acıya uğratılmalarına göz yumarlar ve hatta talepleriyle teşvik ederler. o kadınlar ki, hangi sınıftan olurlarsa olsunlar, yaşamlarında mutlaka ‘cinsiyetçilikle’ karşılaşmış ve ezilmişlerdir, yine de böyle davranabilirler… çünkü ‘en zeki’ türün mensubudurlar…

* * *

insan türünün kurduğu düzenler bir bir yine çatırdıyor bugünlerde… kapitalizmin kâbesinde derin fırtınalar esiyor. koca koca şirketler çatırdıyor, yıkılıyor. olsun ne gam. hâlâ ‘en akıllı’, ‘en zeki’ türüz ya…

* * *

soğuk savaş yıllarının türkiyesi’nde, mussolini italyası’ndan alınma ceza yasası’nın meşhur 141 ve 142. maddelerini anımsayanınız var mı şimdi, bilmem ama; o yasaların yaptırımına maruz kalmış, inim inim inlemiş olanlar çok iyi anımsarlar mutlaka bu yasaları. düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü ayaklar altına alan bu ceza maddelerinin tanımında ifadesini bulan “bir sınıfın, diğer sınıflar üzerine tahakküm kurması…” fikri, yaşamı savunmaya yönelik duyarlılık geliştirmiş bireyler dışında bugün insan türünün geneline hakim. yani, çok rahatlıkla “bir türün, başka türler üzerine açık tahakkümü…” düşünceden, uygulamaya çoktaaan geçmiş vaziyette…

* * *

bugün 4 ekim “dünya hayvan hakları günü”. o nedenle şöyle kısaca, kendi türümüze bir eleştirel bakış geliştirme duyarlılığını göstermekte büyük yarar var. hem kendi türümüz, hem diğer türler, hem de üzerinde yaşadığımız ortak evimizin, yani ‘dünyanın’ geleceği için.

doğada bir canlı türünün yok olmasının, kendi türümüzün ve ‘ortak evimizin’ yok olmasına bizi bir adım daha yaklaştırdığını bilince çıkarmak için bunu yapmalıyız en azından. nasıl ki duyarlı olanlarımız; ırkçılığa, cinsiyet ayrımcılığına, savaşa, nükleere, işkencelere, baskılara, sömürüye, soykırıma karşı çıkıyorsa, açık ve net olarak ‘türcülük’ ve türevlerine de, ‘bir türün başka bir tür üzerine ‘tahakküm kurmasına’ da karşı çıktığımızı bilince çıkarmalı, ifade etmeli ve ona göre davranmalıyız. buna önce kendimizi zorlamalıyız, ardından da tüm çevremizi. insan türünün davranış özellikleri geliştirdiği duyarlılığa göre kısmen farklılıklar gösterse de genelde aynı elbette. daha duyarlı davranabilenler, kendilerine daha ahlâklı yaşamlar kurma çabalarını derinleştiriyor, zenginleştiriyorlar tabii. bakın bugün, adeta dünyanın dört bir yanında “world rally for the stray animals of turkey” başlığı altında türkiye’de hayvanlara özellikle de sokak hayvanlarına yapılan eziyet ve işkenceler kınanıyor. türkiye ne zaman kurtulacak dünya toplumlarının gözünde “işkence” zanlısı konumdan ve kınanmalardan?

yakın zamana dek kendi türüne “işkence” etmekten sanık bir ülke idik, şimdi ondan biraz sıyrılır gibi olduk ama, “işkencecilikten” yine kurtulamadık. bu kez “sokak hayvanlarına” yönelik tutumumuz kınanıyor dünyadaki duyarlı insanlar ve yaşam savunucularınca. londra, paris, brüksel, lahey, toronto, philadelphia… hepsinde eş zamanlı olarak gösteriler yapıldı, yapılıyor tüm dünyada…

* * *

tabii, diğer canlı türlerine karşı gösterdiğimiz ortak duyarsızlığımız ve gecikmiş özeleştirimiz, “özrümüz” için tüm dünya insanlığı olarak, daha doğru ifade ile “insan türü” olarak çok gecikmişiz ve de sorumlu ve suçluyuz elbette… bu nedenle, “dünya hayvan hakları günü”nü vesile ederek, burada da yinelemek istiyorum bir kez daha. ‘insan merkezci’ saplantılarımızı, ‘kibrimizi’ terk edebildiğimiz ölçüde diğer türlerle yaşamı daha eşit paylaşabilmeye yaklaşabileceğiz. unutmayalım! hayvanların merhamete, acınmaya, korunmaya değil, haklarının tanınmasına ve saygı gösterilmesine ihtiyacı var… duyarlı, vicdanlı ve ahlâklı olabildiğimizi göstermek için bunu yapmamız şart!..

izmirizmir.net, 04 ekim 2008 saat: 12:57

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.