Harbiyeli aldandı mı?

hale özgür kıyıcı

haleozgurkiyiciergenekon gözaltı ve tutuklamalarını tv’den neredeyse canlı yayınlar gibi izlerken, yüreğimizi acıtan bir isim, üsteğmen taylan özgür kırmızı, bizi yakın tarihe götürdü.

bu mektup, taylan üsteğmene ve diğer genç subaylara…

1960 ihtilal’inde babamı omuzlarında taşıyan bu harbiyeliler, şimdi “üst düzey general” rütbesindeler. 1960’da babam inönü’nün köşkünün korumasında idi. çocukluğumdan kalma bir anı beni o yıllara götürdü. o anıyı anlatmakta fayda var. babam, “tatbikata gidiyorum” diye evden ayrılmıştı. bir sabah kalktığımızda alayın dışında olan evimizin kapısında kırmızı plakalı bir araç duruyordu. asteğmen kemal ışık ağabey annemden babama ait iç çamaşırlarını istemeye gelmişti.

işte o sabah bizim ihtilalın kanlı yüzüyle tanıştığımız ilk gündü. asteğmen kemal ağabeyin elinde kana bulanmış bir el radyosu ile bir saat vardı. bu emanetlerin saklanması için anneme gönderilmişti. bu emanetlerin 17 yaşında bir çocuğa ait olduğunu yıllar sonra babamdan öğrenmiştim. kardeşim taylan’ın –talat turhan’ın iddiasına göre 1990’larda üst düzey general olacak olan bir üsteğmen tarafından– kahpece öldürülüşünden sonra o ana-babanın acısını ancak anlayabilmişti babam.

bu kötülük benim başıma gelmez düşüncesi! sonra ateş düştüğü yeri yakıyor. sanırım kılınç paşa da sevgili oğlunu elim bir trafik kazasında yitirdiğinde evlat acısının ne olduğunu anlamıştır. bu emanetlerin ailesine verilip verilmediğini babama sorduğumda; ”ben gerekli yerlere teslim ettim. sonucunu bilemem.” diyerek anlatmıştı.

genç subaylar ordunun hep dinamikleri olmuştur. gençlik bizatihi toplumun dinamiğidir. tüm devrimci liderlerin “devrimleri” o ülkenin gençliğine emanet etmeleri bu doğru tespite dayanır.

şöyle bir tabloyu göz önüne getirin; normal seçimler yapıla geldiğinden beri, sandıktan hep sağ iktidarlar çıkmıştır. bunlar “kemalist karşı devrim” olarak değerlendirilince ve hep sandıktan bu “karşı devrimciler” çıktığına göre çare nedir? alternatif olarak geriye ne kalmıştır? ünlü “koruma ve kollama” görevini tahrik edip harekete geçirmek! yaşadığımız darbeler tarihini hatırlayalım. tablo budur.

12 mart’ta sıkıyönetim mahkemelerinde yargılanan genç subaylar acaba tercihlerini sosyalizmden yana mı yapmışlardı? ya da kendi tercihleri ne kadar etkendi? düşünelim. 1960 ihtilâlinin içinden gelen orhan kabibay, irfan solmazer, talat turhan, numan esin vb. hem 1968 gençliğini hem de ordu içindeki genç subayları ablukaya almışlardı. en vatansever cümlelerle büyülenmemek mümkün mü idi. ya da ,”halka rağmen halk için!” ya da daha günceli, ”benim oyum ile dağdaki çobanın oyu aynı mı?” iktidar “cahil halkın” seçtiklerine bırakılmayacak kadar önemli değil miydi? ne güzel sloganlardı; ”sizi kudurtan o banka/bir gün geçecek halka…

sonra ne oldu? o bankaların nasıl boşaltılacağını gösterdiler. daha kim bilir hangi tehditlerle ya da gönüllü bağışlarla zenginleştiler. sermayeleri hep anti-kemalist hareketlere karşı inkılâpların bekçiliğine soyunmak ve darbe tahrikçiliği… ve zengin oldular, o paralarla tır filoları sahibi oldular.

yaban av hayatında yasak avlanmada bir kural vardır. yoğunluğu yüksek bir ışığa doğru gelir av. sonra da menzile girdiğinde avcı öldürür. vatanseverlik cümlelerini süsleyerek anlatan bu avcılar işte bu tanımlama ile gençliğin bir kısmını kendilerine doğru çektiler.

sonra ne oldu? asıldık, havan topu ile paramparça olduk, sokak ortalarında “faili bilinenlerce” öldürüldük, sağ kalanların bir kısmı ise alkol batağında yaşamını yitirdi, bir kısmı intihar etti. geride kalanların bir kısmı ise en devrimci lafazanlıklarla rant getirici yaşamı yeğledi. geriye baktığımızda ne görüyoruz bunu kendimize bile itiraf etmekten çekiniyoruz. savunmada mıyız? hayır! geçmişi öğrenmeye çalışan dinamiklere, vurgun yememeyi bir gün öğreteceğiz.

şimdi birileri, bu önemli gözaltıları-tutuklanmaları manipüle ederek olayı “susurluk-ergenekon”la noktalamak istiyorlar. tablo acaba bu kadar mı? yoksa büyük bir bütünün ortaya çıkarılabilen ve tüme ulaşılmayı umut ettiğimiz bir parçası mı? bu cevaplara ulaşmak kim “vesile” olursa olsun umudumuzdur.

12 mart ve özellikle 12 eylül yıllarında içimiz acıyarak da olsa 12 marttan alınan dersle, kitaplarımızı sobalarda, banyo kazanlarında yakmıştık; kimileri de toprağa gömmüştü. günümüzde toprağa gömülmüş silahlar, mermiler bulunuyor. ilginç değil mi? bugün başıma gelen, yarın senin de başına gelebilir gibi bir tekerlememiz var değil mi?

soruşturmaya konu olan insanlar acaba türkiye’ye uzaydan yeni mi geldiler? onlar dün de buradaydılar. kimilerinin öfkeleri ve iktidar hırslarını toplumun en hassas duygularını istismar ederek anlatmaya devam ediyorlar. peki, bilerek-bilmeyerek hangi medya bu hizmeti sunmaya devam ediyor? programları merakla izlemeye devam eden kamuoyunun kafasını karıştırarak “vah zavallı, bu yaşında ve bu kariyerde iken başına neler geldi” diyerek psikolojik harbi sürdürüp gidiyorlar. şili diktatörü 90’lı yaşlarda olmalıydı, değil mi? arjantin’de, yunanistan’da yargılanan ve mahkûm olan eski diktatörler, cuntacılar kaç yaşındaydı?

gündemimize düşen saygın bir ağabey dediğimiz ise, köşesinde bu faili bilinen cinayetleri töre cinayetleri ile karıştırarak, bakkalların veresiye defterlerine benzeterek bulunduğu mevkii deşifre etmişti.

ahmet arif’in çok güzel bir şiiri vardır: adiloş bebe. iki dizesi şöyledir; tanı bunları/tanı da büyü…

çok güzel bir fransız atasözü vardır: hafıza şiddete uğrayanlara verilen bir tanrı krallığıdır.

şimdi sizler, genç subaylar; şiddete uğradığınızın farkında mısınız?

mustafa kemal’in, ya askerlik ya siyaset dediğini kimse size söylemedi mi?

simurg’un notu:
ayrıca bakınız:
ilhan selçuk’a mektup * ben affetmedim
iki elim daima yakalarında olacak

2 thoughts on “Harbiyeli aldandı mı?”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s