Haberin var mı?

osman şenkul

osmansenkul1iletişim, insanların kendilerinden başkalarının da olduğunun ayırdına vardıklarından bu yana hava, su ve ekmekten sonra gelen önemli bir gereksinimidir. toplumsal gelişmelere bağlı olarak, iletişim de önce sistemik, sonra kurumsal, önce yerel sonra evrensel niteliklere büründü. iletişimin önemli aşamalarından birisi de “haber”ciliktir ve asıl olarak 17. yüzyılda kapitalizmin doğuşuyla birlikte sahneye çıkmıştır. bu özellik haberciliğin sınıfsal temeller üzerinde yükselişinin en önemli göstergesidir.

haberciliği diğer iletişim dallarından ayıran en önemli özelliği ise, hangi sınıftan olursa olsun “güven”li oluşudur. bir başka deyişle, eğer haber yoluyla iletişimi tercih ediyorsanız, üreten ya da tüketen tarafında olduğunuza bağlı olarak “güvenilmek” veya “güvenmek” zorundasınız. ancak, güven olgusu haberciliğin ön koşulu olsa da, tek başına yeterli değildir. buna ek olarak, temel kurallarının uygulanması gerekir. bir başka deyişle, iletişimi “haber” formuna sokmak gerekir ki, bu da en yalın haliyle “haber toplama, üretme ve yayma”nın kurallarının uygulanması demektir.

bunları açmak gerekirse, öncelikle güven unsurundan başlamak gerekiyor; çünkü özellikle güven olmadan kullanılan iletişim yolları, hangi kuralı ya da kuralları uyguluyor olursa olsun, habercilik olamaz. güvenin olmadığı iletişim biçimlerine genellikle “dezenformasyon” denilir ve bu, haber kurallarını kullanan iletişim biçimlerini de içermektedir. bu tür ürünlerde, haberin toplanması, üretilmesi ya da yayılmasının birinde, ikisinde ya da tümünde bozulma var demektir. güveni oluşturan öğelerin başında, haberci ve habercilerin oluşturduğu kurumsal yapılar gelir. öncelikle haberci niteliklerine sahip kişinin olması gerekmektedir. habercilerin hipokrat yemini gibi yeminleri olmamakla birlikte, çok temel etik kuralları vardır ve habercinin bu etik kuralları biliyor ve uyguluyor olması gerekir. etik kuralların başında, habercinin kendi koşullarından bağımsızlığı gelir. daha açık anlatımıyla, habercinin toplumsal ve ekonomik durumu, haber üretim sürecini domine etmemelidir. ikinci önemli etik kural da haber kaynağından bağımsızlıktır ki bu da en yalın anlatımıyla, haber kaynağının toplumsal ya da ekonomik durumunun haber üretim süreci üzerinde bir etkisinin olmaması demektir. öncelikle bunlar, ikinci aşamada da, habercilik kurumunun bağımsız yapısı önem taşımaktadır.

habercilikte, üretim sürecinin kuralları da öz olarak güven ya da temel koşul olan bağımsızlık temelleri üzerinde yükselir. kısaca, haberin toplanması, üretilmesi ve tüketime sunulması aşamalarını kapsayan bu süreçte elbette ki önce haberci ve kurumunun varlığı gerekir. haberci haberi toplar, üretir ve kurumu da bunu tüketime sunar. ünlü “beş n bir k” (kim, ne, nerede, ne zaman, neden, nasıl) metaforu da haberi toplama sürecinde devreye girer; daha doğrusu devreye girdiği sanılır. beş n bir k, haberi sınıf temelinden kopartıp, sözüm ona sınıflarüstü düzeye çıkarılmak isteği temelinden üretilmiş bir kavramdır. bir başka deyişle, beş n bir k’nın varlığı haberin varlığını kanıtlayamayacağı gibi, yokluğu da habersizlik anlamına gelmez.

daha açık anlatımla, “şermin şeremet, dün evlerinin önünden geçen kıskandığı nezahat alımlı’ya ağza alınmayacak küfürler etti” beş n bir k’nın tümünü kapsamasına karşın haber niteliği taşımadığı gibi, “erken yirmili yaşlardaki üniversite öğrencisi halim selim, dün istiklal caddesi’nde yirmi yerinden bıçaklanarak öldürüldü” beş n bir k’nın tamamını taşımasa da çok büyük bir haberdir.

haber toplamada ve üretmede önemli olan, yine bazı temel kurallara uymaktır elbette. bunların başında, haber kaynağının, konuştuğu kişinin haberci olduğunu ve söyledikleri, verdikleri ya da gösterdiklerinin bir habere konu ya da unsur olabileceğini bilmesi gereği gelir. habercinin kesinlikle, haber kaynağının etnik, dinsel ya da cinsel kimliğine ilişkin tereddüt ya da yargı oluşturacak nitelikte davranış sergilememesi gerekir. her şeyden ve her şeyden önce habercinin kendisinin dini, milliyeti, ülkesi yoktur; haberci haber yaparken tüm bu niteliklerinden sıyrılmak zorundadır ve unutmamalıdır ki, haberciliği tanımlayan bir başka önemli kural da, “habercilik 24 saattir” sözüdür.

haberin üretilmesi aşamasında ise, bazı istisnalar dışında, alınan haberin en geniş kitleler tarafından anlaşılacak şekilde sunulması önem taşır. dil mümkün olduğunca sadeleştirilir, özel terimler ve rakamlar anlaşılır duruma getirilir ve haber, gerektiği ölçüde açıklamalar içermelidir. haberin üretiminde, temel kurallardan birisi, onu tüketenin bu malzemenin neden haber olarak önüne koyulduğunu bilmesi gereğidir ve bunu vermek habercinin yükümlülüğündedir. ayrıca, haberin geçmişine ilişkin bilgi de mutlaka haber ile birlikte sunulmalıdır. geçmişi olmayan hiçbir haber yoktur; bu yepyeni bir icat, buluş ya da keşif olsa dahi.

bir de haberin tüketime sunuluşu vardır ki, burada da esas, yine tüketeni öne almaktır. birilerine haber sunarken, onların haberleşme özgürlükleri esas alınmalıdır, haberi sunanın zengin olma özgürlüğünü değil. bir başka deyişle, haber kendisi tüketilmek üzere sunulur, başka ürünlerin tüketimi için değil. bu nitelikteki malzemelere haber yerine reklam, reklahaber (advertorial) ve benzeri adlar verilmektedir. haberin sunumunda ayrıca, tüketenlerin insan haklarını da gözetmek gerekir. en basitinden, intihara özendirmemeli ya da korku salan, dehşete düşüren, iğrendiren içerik taşımamalıdır.

haberciliğin sınıfsal yanı mı? daha oralara gelmedik.

osman şenkul kimdir?

osmansenkul1osman şenkul, 1959 yılında izmit’te doğdu. darüşşafaka lisesi’nde okudu. 1979 yılında odtü mühendislik fakültesi elektrik mühendisliği bölümüne başladıysa da, ertesi yıl aynı üniversitenin idari bilimler fakültesi işletme bölümü’ne geçti. ancak 12 eylül 1980 darbesinin ardından gelen baskılar sonucunda, bu okuldaki eğitimini 1983 yılında bırakmak zorunda kaldı. aynı yıl istanbul üniversitesi iktisat fakültesi – basın yayın yüksek okulu’na girdi ve bu okuldan 1988 yılında mezun oldu.

1980 öncesinde politika gazetesine haber yapan şenkul, profesyonel gazetecilik yaşamına 1983 yılında dünya gazetesi’nde başladı ve sırasıyla milliyet, yeni asır istanbul ve cumhuriyet gazetelerinde çalıştı. 1993 yılında reuters haber ajansı’na katılan şenkul, ajansın türkiye bürosu haber müdürlüğü görevini yürütüyordu. referans gazetesinde yazı işleri müdürü olarak görev yapmakta olan osman şenkul’un 12 eylül darbesini anlattığı, “ölümün efendileri” adlı bir romanı bulunuyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s