Türkiye İşçi Partisi 1965 Seçim Bildirgesi

İşçiler. Irgatlar, Köylüler, Zanaatkârlar, Subaylar, Memurlar. Emekliler, Atatürkçü Toplumcu Aydınlar Tüm Emekçiler…
Sevgili Yurttaşlar…
Millî Kurtuluş Savaşımızı zafere ulaştırdıktan 43 yıl sonra istiklâlimizi, bağımsızlığımızı yeniden kazanmak zorundayız. Yardım bahanesiyle gelen Amerika 1947’den beri yurdumuza adım adım yerleşmiştir. Vatan topraklarının 35 milyon metre karesi Amerikan işgalindedir. Bu üslere Türk polisi, Türk hâkimi, Türk komutanı, hatta Türk bakanı giremez. Bu üsler, Türk toprakları üzerinde Amerikan bayrağının dalgalandığı birer küçük Amerika’dır. Önce yardım heyetleri olarak Başkentimize yerleştiler. Şimdi her Bakanlıkta uzmanları var. Bunlar Amerikan hükümetinin uzman adı altında iş gören ajanlarıdır. Artık devlet sırrı kalmamıştır. Amerikalılar her işimizi bilirler. Bilmekle kalmazlar, bizi istedikleri yola sürüklemek için gerekirse baskı da yaparlar. Kıbrıs buhranı sırasında bu baskıların nereye kadar götürüldüğünü hep gördük, Yunan emperyalizmini korumak İçin Amerikalılar Hükümetimizin önüne dikiliverdiler. Amerikan Cumhurbaşkanı, Başbakanımıza ağır bir mektup yazdı. Kıbrıs’a asker çıkarmağa kalkarsanız Altıncı Amerikan Filosu yolunuzu kesecektir, dedi.

Amerikalılar bütün millî servetlerimize de el atmışlardır. Bir Amerikalının hazırladığı petrol kanunu tasarısı devrik D.P. iktidarı zamanında Büyük Meclisten geçirilmiştir. Bu kamına dayanan Amerikan petrol kumpanyaları yurdumuzun petrol yataklarına el koymuştur. Yurdu-muzdaki petrolü biz devlet olarak serbestçe arayamaz, serbestçe işletemez duruma düşmüşüzdür. Amerikan petrol şirketleri Hükümetimize küstahça telgraflar çekmekte, Devleti tehdide cüret etmektedir. Amerikan kumpanyalarının imtiyazlarına dokunulamayacağını açıkça söyleyen, amerikanları savunan kimseler bu gün en yüksek sorumluluk yerlerinde bulunuyorlar. Bunlar Amerikan kumpanyalarının simsarları gibi konuşuyorlar. Amerika madenlerimize de göz dikmiştir. Elli adındaki bir Amerikalıya hazırlatılan maden kanunu tasarısı Mecliste kabul edilirse Amerika kromumuza, bakırımıza, demirimize, uranyumumuza da tıpkı petrolümüz gibi el koyacaktır.
Emekçi kardeş, yurttaş,
Bu şartlar altında senin birinci vazifen yurdu yabancı hâkimiyetinden kurtarmaktır. Millî Kurtuluş Savaşını kazandığımızdan 43 yıl sonra, yedisinden yetmişine kadar bütün yurttaşlar seferber olacağız. Türkiye hiç bir devletin peyki, uydusu olamaz. Amerika ne yoldan gelmişse o yoldan dışarı atılacaktır. Halkımız elinin tersiyle küstahlara hak ettikleri cevabı verecektir: Amerika’ya imtiyaz veren Anlaşmaları feshedeceğiz. İstiklâlimizi bağımsızlığımızı yeni baştan kazanacağız. Bu, yalnız millet olarak haysiyetle yaşamamız için değil, kalkınabilmemiz için de başta gelen temel şarttır.
Tam bağımsız olmadıkça ne toprak reformu yapabiliriz, ne sanayi kurabiliriz, ne işsizliği Önleyebiliriz, ne sosyal adaleti sağlayabiliriz. Çünkü Amerika yurdumuzda toprak ağalarına, kapkaççılara dayanıyor, Türkiye’mizi iflâsa sürükleyen borçlandırma politikası ağaların, kap-kaççıların gittikçe daha zengin, daha nüfuzlu, daha güçlü olmalarını sağlıyor. Hür olmak, milletçe ve halk olarak hür olmak, insanca yaşayabilmek için önce bileklerimizdeki şu ağır zincirleri kırmamız şarttır.
Kardeşler,
Diyeceksiniz ki, bu işi nasıl yapacağız? Bizi Amerikan uydusu, peyki, durumuna düşüren anlaşmaları feshetmek için senin büyük Meclise girmen gerek. Çünkü tam bağımsız bir devlet olmamızda yalnız senin menfaatin var. Tıpkı yoksul köylüye toprak dağıtılmasında olduğu gibi; tıpkı dış ticaretin, bankacılığın, sigortacılığın millet malı yapılmasında olduğu gibi; tıpkı millî gelirin hakça bölüşülmesinde olduğu gibi… Bütün bu işlerde menfaati, hakkı olan sensin. Şu halde bu işlerin basanla-bilmesi için de senin temsilcilerinin Büyük Meclise girmesi gerektir. Büyük Meclise senin temsilcilerin girmezse, bugünkü hayatında bir değişiklik olmasını boş yere bekleyeceksin.
Düşün bir kere 1946’dan beri hükümetler senin oylarınla iş basma geliyor, yine senin oylarınla devriliyor. Ama Büyük Meclise sen kendi temsilcilerini bugüne kadar sokmadığın için hükümetleri İş basma getirip devirmekten sana bir fayda gemliyor. Çünkü şimdiye kadar oylarını verdiğin partilerden hiç bîri senin partin değildi. Onlar ağaların, kapkaççıların menfaatlerine öncelik veren partilerdi. Yine de öyledir.
Bunun böyle olduğu, hükümetleri sen seçtiğin halde senin yoksul hayatında hiç bîr değişiklik olmamasından bellidir
Emekçiler,
Bu seçimlerde durum başka. Şimdi, seçimlere senin öz partin, Türkiye İşçi Partisi de katılıyor. Bizim partimizin milletvekili adaylarına bir göz at; 382 kişi bunlar. Bu 382 kişinin 216 sı senin gibi kol emekçisi, ekmeğini bedeni ile çalışarak kazanan yurttaş. Yani işçi, yani ırgat, yani yoksul köylü, yani zanaatkâr, yani teknisyen, yani küçük esnaf… Geriye kalan 166’sı da hayatlarını senin yoluna koymuş kafa işçileri: Yani senin haklarını savunan, senin içinden çıkıp okuyabilmiş olan aydınlar, halktan yana avukatlar, doktorlar, mühendisler, emekli subaylar, öğretmenler, yazarlar… Yani namuslu aydınlar. Aşağıdaki rakamlar iyice incele.
Bak öteki partilerin listelerinde senden olan, yani yoksul halkın içinden çıkmış ya da yoksul halktan yana kaç milletvekili adayı var?
Sana biz söyleyelim: AP’de 8, CHP’de 18, CKMP’de 41, MP de 33, YTP’DE 25 kişi. Bunlar da sırf senin oyunu avlamak için Üstelere konmuş, karşılarında Türkiye İşçi Partisi var diye birkaç emekçiyi listelerine serpiştirmişler. Sonra bunları da seçilecek yerlere koymamışlar, dikkat et. Türkiye İşçi Partisinin listelerinde yer alan 216 kol emekçisinin 9Vi ilk dört sırada bulunuyor, yani seçilecek yerlerde.
Buna karşılık öteki partilerin listeleri tüccarlar, toprak ağaları ve onlar hesabına çalışan sermayeci avukatlar, mühendisler, müteahhitlerle doludur. Gözlerinin önüne serdiğimiz bu gerçeği, oy verirken sakın unutma. Tüm oylarını Türkiye İşçi Partisi’ne verdin mi, Mecliste senden 382 milletvekili olacaktır. Ve senden olan bu milletvekilleri seni bugünkü yoksulluğundan kurtaracak kanunları en kısa zamanda çıkartacaklardır. Türkiye’mizi ileri bir toplum haline getirmek, tam bağımsızlığa yeniden kavuşturmak İçin gereken bütün adımlan atacaklardır.
Kardeşler, Çilekeş yurttaşlar,
Her işin başı senin, temsilcilerinin, yani emekçi halkımızın iktidara gelmesidir. Çünkü bağımsızlığı da, reformları da, sosyal adaleti de, demokrasiyi de ancak senin temsilcilerin gerçekleştirebilir. Çünkü bu işlerin başarılmasında yalnız senin menfaatin vardır. Ve yaratıca güç yalnız sendedir, emekçi halkımızdadır.
Şimdi sana TİP’in iktidara gelince yapacağı, muhalefette kalırsa yapılmasını isteyeceği işleri bir bir anlatalım:
1 — DIS-POLİTİKA:
Türkiye İşçi Partisi tam bağımsızlığı bütün meselelerimizin çözümü için temel şan sayar. Bundan dolayı tam bağımsızlık haysiyetli bir varlık hâlinde yaşamanın şartı olduğu kadar ekonomik kalkınmanın da temel şartıdır. Türkiye İşçi Partisi emperyalizmin, sömürgeciliğin, devletlerin içişlerine karışılmasının ve her türlü harp kışkırtıcılığının kesinlikle karşısındadır.
Türkiye İşçi Partisi tam bağımsız, yüzde yüz millî bir dış politika izleyecektir. Bu, Kurtuluş Savaşının Atatürk politikasına dönüştür. Böyle bir politika Birleşmiş Milletler Anayasası ilkeleri ışığında bütün devletlerle karşılıklı saygı ve tam eşitlik esasına göre ekonomik, sosyal, kültürel ve politik alanlarda dostluk münasebetleri kurmayı amaç bilir.
Bundan dolayı Türkiye İşçi Partisi:
a) Yabancı devletlerle yapılmış bütün antlaşma ve sözleşmeleri, özellikle Amerika Birleşik Devletleri ile imzalanmış ikili antlaşma ve sözleşmeleri gözden geçirecek ve bunlardan mîllî bağımsızlığımız ve millî menfaatlerimizle bağdaşmayanları derhal yürürlükten kaldıracaktır.
Şöyle ki;
Türkiye Cumhuriyetinin imzalamış olduğu bu antlaşmalara dayanarak yabancı devletlerin elde ettikleri siyasî, ekonomik, malî ve kazaî mahiyetteki her türlü imtiyazlara son verilecektir. Yabancıların kurduğu askerî üsler kaldırılacaktır. Misak-ı Millî toprakları üzerinde memleket dışı statüsüne tabiî bir karış toprak kalmayacaktır. Böylece artık Büyük Meclisin kararı olmadan yurdumuzda üslenmiş yabancı devletler tarafından bir savaşa sürüklenmemiz ihtimali de kesinlikle ortadan kalkacaktır.
b) Komşu devletlerle dostluk münasebetleri kurmak ve geliştirmek Atatürk dış politikasının temel ilkesi olmuştur. Bu ilkenin mirasçısı olan Türkiye İşçi Partisi Sovyetler Birliğiyle münasebetlerimizin iyileştirilmesi için son zamanlarda atılan adımları memnunlukla karşılar. Ve bu yöndeki gelişmelerin karşılıklı saygı, itimat ve menfaate dayanan samimî dostluk münasebetleri şeklini almasını ister. Ayrıca Romanya, Bulgaristan, Yugoslavya ve Arnavutluk ile yakın münasebetler kurulmasını tarafların menfaatlerine uygun görür. Emperyalist entrikalar yüzünden Yunanistan’la bozulmuş olan münasebetlerimizin Atatürk devrindeki seviyeye ulaştırılmasını, Irak, Suriye ve bütün Arap devletleriyle kardeşçe münasebetler kurulmasını zorunlu görür, İran ve Pakistan’la münasebetlerimizin tam bağımsız, antiemperyalist dış politika mihveri etrafında yeniden ele alınmasını ve sağlam dostluklar hâlinde geliştirilmesini amaç bilir. Türkiye İşçi Partisi özellikle Millî Kurtuluş Savaşı yapmış veya yapmakta olan milletlerle münasebetler kurulup geliştirilmesini dış politikamızın temel bir hedefi sayar. Amerika Birleşik Devletleri dâhil, büyük-küçük bütün Devletlerle, tam bağımsızlık ve egemenlik esasları dairesinde münasebetlerimizin karşılıklı menfaat, saygı, eşitlik, içişlere karışmama İlkelerine göre yeniden düzenlenmesini ve samimî dostluklar hâlinde geliştirilmesini gerekli görür. Milletlerarası anlaşmazlıkların barışçı yollarla çözümlenmesini ister.
KIBRIS MESELESİ VE TÜRKİYE İŞÇİ PARTİSİNİN TEZİ:
c) Kıbrıs davasının Türkiye’nin ve Kıbrıs’taki Türk topluluğu aleyhinde gelişmesi İngiliz ve Amerikan emperyalistlerinin Yunanlı ortaklarını desteklemelerinin bir yonucudur. Oysa bizim hükümetlerimiz Kıbrıs davasını yine de Amerikalıların ve İngilizlerin yardımı ile çözmek istemişler ve bu istekleri Kıbrıs davasını büsbütün bîr çıkmaza sokmuştur,
Türkiye İşçi Partisinin bu meseledeki görüşü şudur:
Kıbrıs meselesini her şeyden önce emperyalistlerin elinden çekip almak, bunun için de emperyalizme karşı olan devletlerin bu davada bizi desteklemesini sağlamak şarttır. Bu maksatla Türkiye İşçi Partisi, millî menfaatlerimize ve Kıbrıs’taki Türklerin menfaatlerine en uygun çözüm şekli olmak üzere Kıbrıs’ın yabancı üslerden temizlenmesini, silahsızlandırılmasını ve milletlerarası garanti altında her iki topluluğun haklarına saygılı, bağımsız bir devlet olmasını teklif etmektedir. Ve Türkiye İşçi Partisi, yalnız ilgili tarafların, yâni Türkiye’nin, Yunanistan’ın ve Kıbrıs’taki Türk ve Rum topluluklarının temsilcileriyle Birleşmiş Milletlerden bir temsilcinin bir Yuvarlak Masa toplantısı yapmasını ister.
2 — MİLLÎ SAVUNMA:
Türkiye İşçi Partisi barışçıdır. Halkımızın hiç bir milletin topraklarında gözü yoktur. Herhangi bir saldırı savaşım düşünmez. Ve bir saldın savaşma âlet olmaz. Ancak saldırıya uğradığı zaman yeniden bir millî kurtuluş savaşı yapacaktır. Bundan dolayı savunma politikamızın amacı bağımsızlığımızı, millî varlığımıza, Anayurt topraklarının bütünlüğünü ve Cumhuriyetimizi korumaktır. Saldın nereden ve kimden gelirse gelsin, gücü ne olursa olsun. Anayurt toprakları milletin son ferdine kadar inatla karış karış savunulacak; Yeni bir milli Kurtuluş Savaşı verilip zafere ulaştırılacaktır.
Bunun için silâhlı kuvvetlerimiz halkla en yakın dayanışma ve işbirliği içinde, modern millî kurtuluş savaşı stratejisi ve taktiğine göre donatılıp eğitilecektir. Gerekli silâh ve malzemeyi yabancıya muhtaç olmadan kendi kaynaklarımızdan elde etmek için millî silâh sanayiinin hızla geliştirilmesi sanayileşme programımızın amaçlarından biri olacaktır.
Üçüncü bir dünya savaşının insanlığa getireceği sayısız ve tarifsiz acılan ve felâketleri açık olarak gören ve kavrayan Türkiye İşçi Partisi savaşın kanun dışı edilmesini ve genel silâhsızlanmaya gidilmesini ister.
Türkiye’miz gibi geri kalmış bir ülkenin kısa zamanda kalkınıp ilerlemesi ancak devamlı bir barış düzeninin kurulmasıyla mümkün olacaktır. Bundan dolayı herkese inan ve güven verecek milletlerarası denet altında Nükleer denemelerin durdurulmasını, nükleer silâhların yok edilmesini Ön gören, klâsik silâhlan içine alan genel silâhsızlanmayı barış düzeninin gerçekten kurulması için şart sayar.
3 — KALKINMA:
İktisadi kalkınma, bir taraftan yoksul halkın sefaletten kurtuluşu ve sosyal adaletin sağlanması, diğer taraftan da dünya milletleri içinde bağımsız, eşit ve haysiyetli varlığımızı korumanın şartıdır. Bu sebepten hızlı bir kalkınma sağlamak Türkiye İşçi Partisinin baş davasıdır. Kal-kınma deyince, ileri memleketlerin sanayileşme ve her sahadaki üretim düzeyine ulaşmayı anlıyoruz. Bu, üretimde en yeni tekniklerin kullanılmasını ve temel ağır endüstrilerin yurt içinde kurulmasını gerektirir. Böyle yapılmazsa, Türkiye’mizin kendi gücü ve gayretiyle kalkınmasını gerçekleştirmesine imkân kalmaz ve yabancı desteğine muhtaç, ikinci üçüncü derecede bir memleket olmaktan kurtulamaz.
Türkiye böyle bir kalkınmayı kapitalist yoldan gerçekleştiremez. Bu yol en az yüz elli yıl önce kapanmıştır. Cumhuriyet devrinin 40 yıllık kapitalist yoldan kalkınma çabalarının beyhudeliği de bunu teyit etmektedir. Gerçekten, bunca yıllık çabalara, dış yardımlara, çeşitli teşvik ve himayelere rağmen özel sektörde beklenen sanayileşme hamlesi sağlanamamıştır, özel sektörün bu güçsüzlüğünü telâfi etmek için, memleket kapıları yabancı özel sermaye yatırımlarına açılmış ve “ortak Pazar”a girmek gibi akıl almaz yollara sapılmıştır. Bunlar millî bir sanayi kurmamızı bütün bütün çıkmaza sokmuştur.
Hâlbuki Türkiye’miz hızlı bir kalkınmanın ön şartlarına sahiptir. Türkiye İşçi Partisi kalkınmamızı yurdumuzun ve dünyanın gerçeklerine uygun olarak, halktan yana plânlı bir devletçilikle yürütecektir. Bu sistemde kamu sektörü esastır. Ağır endüstri ile büyük işletmeler devlet eliyle kurulup işletilecektir. Ancak bu her şeyin devletleştirileceği şeklinde anlaşılmamalıdır. Özel sektördeki gerçek sanayici ve millî ekonomiye hizmet eden müteşebbislerle, uzun müddet olumlu bir işbirliği yapılacaktır. Diğer bir deyimi Türkiye İşçi Partisi Türkiye’nin ekonomik hayatının uzunca bir süre karma ekonomi çerçevesi içinde yürütülmesi zorunluluğunu kabul eder Ancak bu karma ekonominin şimdikinden farkı, yönetim ve denetime emekçilerin de katıldığı kamu sektörünün gittikçe büyümesi ve millî ekonominin ağırlık merkezini teşkil etmesidir. Buna karşılık özel sektör gittikçe önemi azalan bir yardımcı durumunda olacaktır. Bu sürenin uzunluğunu tarihî gelişme tayin edecektir.
a — DEMİR ÇELİK VE AĞIR SANAYİ:
Türkiye İşçi Partisi zaten büyük ölçüde devlet sermayesiyle kurulup, özel sektöre peşkeş çekilmiş olan Ereğli Demir Çelik Tesislerini ve benzerlerini devletleştirecektir. Makine yapan makine sanayiine ve kimya sanayiine öncelik verilecek, bunlar millet malı olarak millet yararına millet eliyle hızla kurulup geliştirilecektir.
b — YABANCI ÖZEL SERMAYE:
Yabancı Özel sermaye, yerli sanayiimizin kurulup gelişmesini önleyen başlıca bir unsurdur. Memleketimizdeki tecrübe, yabancıların memlekette hemen hiçbir ciddi sınaî tesis kurmadıklarını, yeni ve modern üretim usulleri getirmediklerini, buna karşılık aşın kârlar yapa-rak bunları yurt dışına transfer ettiklerini ortaya koymuştur. Türkiye İşçi Partisi iktidara gelince, yabancı özel sermayeyi millileştirecek ve mevcut yabancı sermayeyi teşvik kanununu derhal yürürlükten kaldıracaktır.
c — ORTAK PAZAR:
Ortak pazar üyeliği, yurdumuzun kapılarını yabancı sermaye yatırımlarına açan diğer bir yoldur. Ortak pazarın ikinci bir kötülüğü de, yerli sermayenin de yurt dışına çıkmasını serbest bırakmasıdır. Bugün çeşitli kontrollere rağmen sermayenin dışarıya kaçmakta olduğu göz önüne alınırsa, ortak pazarın tam üyesi haline geldiğimiz zaman yerli sermayenin ne hızla dışarı akacağını tahmin etmek güç değildir. Ortak pazarın üçüncü kötülüğü de gümrükleri ve her türlü dış ticaret tahditlerini ortadan kaldırarak, yerli sanayimizi ortak pazarın sanayileşmiş üyelerinin rekabeti karşısında himayesiz bırakmasıdır. Bu durumda mevcut sanayimizin de çöküp gideceği muhakkaktır. Bütün bu iktisadi mahzurlarına rağmen geçmiş iktidarların Ortak Pazar’a girmekte bunca ısrar göstermeleri, Türkiye’nin bugünkü sosyal yapısını, yani toprak ağalarının ve kapkaççı sermaye çevrelerinin nüfuz ve hâkimiyetini teminat altına almak ve toplumcu bir gelişme yolunu kapatmak düşüncesidir.
Türkiye İşçi Partisi, bütün bu sebeplerle, Ortak Pazara üye olmamıza kesinlikle karşıdır. Ve iktidara geldiği zaman Ortak Pazardan çıkacaktır. Bu takdirde Ortak Pazar üyeleriyle olan ticarî münasebetlerimizi özel anlaşmalarla geliştirecektir.
d — PETROL VE MADENLER:
Türkiye’de petrolün bulunduğu ilk defa Türk uzmanları tarafından söylenmiştir. Petrolü bulan, çıkaran, tasfiye edenler de gene Türk uzmanları, mühendisleri ve işçileridir. Bugün en çok petrol çıkaran Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’dır. Ayrıca, petrol sondaj âletlerinin de Türk uzmanları tarafından yurt içinde yapılması imkânları vardır. Hâl böyleyken, kendi petrollerimizi kendimizin çıkarıp işleyemeyeceğimizi ve yabancı şirketlere muhtaç olduğumuzu iddia etmek, her türlü temelden yoksundur. Bu gibiler, milletinin yaratıcı gücüne inanmayan, ya da yabancılara aracılık etmekle geçinen zavallılardır.
Türkiye İşçi Partisi Meclise girer girmez petrol kanununun yürürlükten kalkması için sonuna kadar savaşacaktır ve petrollerimizin münhasıran devlet eliyle çıkarılmasını, tasfiyesini ve dağıtımını sağlayacaktır. Diğer madenlerimiz için de esas olan budur. Yani millet malının millet eliyle millet yararına işletilmesidir.
e — İKTİSADİ DEVLET TEŞEKKÜLLERİ:
İktisadî devlet teşekkülleri bugünkü halleriyle büyük şikâyet konusudur. Buralarda yatan 50 milyarı aşkın sermayenin gereği kadar verimli çalıştırılmadığı söylenmektedir. Bu iddiaların, hiç değilse kısmen haklı olduğu muhakkaktır. Çünkü gelmiş geçmiş siyasî iktidarlar bunların iyi işlemesini engellemişlerdir. Gerçekten bu teşekküllerde esas itibariyle bazı sınıf ve zümrelerin yararına transferler yapan bir fiyat politikası rakip edilmektedir. Diğer bir deyimle bu teşekküllerin zararları özel sektörün yaptığı kârların kaynağıdır. Ayrıca bu teşekküller, basit parti politikası oyunlarına da âlet edilmekte ve başlarındaki idareciler sık sık değiştirilerek rasyonel bir işletmecilikten ve kâr imkânından yoksun bırakılmaktadır.
Türkiye İşçi Partisinin devletçiliği bugünkü devletçilikten ve Türkiye İşçi Partisinin iktidarındaki iktisadî devlet teşekkülleri de bugünkülerden kesin olarak farklı olacaktır. Türkiye İşçi Partisinin halk yararına plânlı devletçiliği iktisadi devlet teşekküllerinin bugünkü sosyal ve politik bozuk yapıdan gelen arızalarını kökünden kaldıracak ve verimli bir işletme İdaresinin kurulması yollarını açacaktır,
f — DIŞ TİCARET:
Dış ticaret, Türk ekonomisinin en hassas ve önemli bir kilit noktasıdır. Bu sektörde her yıl asgari iki milyar civarında bir kâr teşekkül etmekte ve bu muazzam meblâğ pek küçük bir azınlığın cebine girmekte ve kısırlaşmaktadır. Ayrıca köylümüzün ihraç mahsullerini değerlendirmek, yeni sınaî mamullerin ihracını sağlayacak rasyonel bir ihracatı teşvik politikası tatbik edebilmek için ihracatın esas itibariyle devlet kurumlan eliyle yapılmasında büyük yarar vardır. Dış ticaret hemen hiç emeksiz çok büyük kârlar sağlayan bir sektördür. Emeği en yüce değer sayan ve ekonomik faaliyetlerin ancak halk yararına yürütülmesini isteyen partimiz bu bakımdan da dış ticaretin özel şahıslar elinde olmasına karşıdır. Nihayet bugünkü dış ticaret düzeni çeşitli kombinezonlarla döviz kaçakçılığı yapılmasına imkân vermektedir. Her yıl bu suretle kaybedilen dövizin küçümsenmeyecek miktarlarda olduğu tahmin edilmektedir.
Bu sebeplerden Türkiye İşçi Partisi İktidara geldiği zaman dış ticareti devletleştirecek ve buradan sağlanan muazzam kârların, halkın yararına kullanılmasını sağlayacaktır.
b — BANKACILIK VE SİGORTACILIK:
İktisadî faaliyetlerin ağırlık merkezinin kamu sektörüne kaydırılacağı ve dış ticaretin devletleştirileceği bir düzende bankacılığın özel ellerde bulunmasının biç bir manası kalmayacaktır. Ayrıca kredilerin plân çerçevesi içinde dağıtımı da Bankaların devlet elinde olmasını zorunlu kılmaktadır.
Sigorta şirketleri de memleketimizde emeksiz para kazanmanın bir vasıtasıdır. Bu sebeplerle Türkiye İşçi Partisi bankacılığı ve sigortacığı bütünüyle devletleştirecektir. Banka kredilerinin diğer büyük bir önemi, küçük esnaf, zanaatkâr, köylü müstahsili fırsatçı aracı tüccarın ve tefecilerin pençesinden kurtaracak tek araç olmasıdır, Gerçekten, banka kredileri müstahsile zamanında ve yeteri miktarda verilmemektedir. Böylece küçük müstahsil çok ağır şartlarla tefecilere gitmekte, ya da mahsulünü çok düşük fiyatlarla aracı tüccara kaptırmaktadır. Türkiye İşçi Partisi iktidara gelince küçük müstahsilimizi ezen bu büyük soyguna son vermek üzere gerekli kooperatifleri kuracak ve Banka kredilerim yalnız müstahsillerimizi desteklemek için kullanacaktır.
h — VERGİ REFORMU:
Türkiye işçi Partisi vergileri bir taraftan kamu sektöründe sermaye birikiminin, diğer taraftan da sosyal adaleti sağlamanın başlıca bir vasıtası sayar. Vergi gelirlerini arttırmak için, vergi kanunlarındaki kaçakçılığa imkân veren boşlukları doldurmak ve idarî kontrolü sağlamak îçin derhal ciddî tedbirler alınacaktır. Bunun yaraşıra, yoksul halkın sırtına yüklenmiş olan ağır vergi yükü hafifletilecek ve her halde asgari ücretlerden vergi alınmayacaktır.
Emekçilerden tasarruf bonosu için kesinti yapılmayacak, beyannameli mükelleflerin tasarruf bonoları da vergi haline sokulacaktır.
ı — BÖLGELER ARASI DENGE:
Memleketimizin çeşitli bölgeleri aynı derecede gelişmiş değildir, Doğu ve Güney Doğu bölgelerimiz Batı bölgelerine kıyasla çok daha geri kalmış durumdadır, o kadar ki, buralara mahrumiyet bölgesi denilmektedir.
Türkiye İşçi Partisi, Doğu ve Güney Doğu illerimizin bu utanç, verici durumuna en kısa zamanda son vermek üzere yeni sınaî tesislerin kurulmasında, okul, hastane ve her türlü bayındırlık işlerinde bu bölgeye öncelik tanıyacaktır.
Türkiye İşçi Partisi aynı zamanda, halkımızın köylerden şehirlere, özellikle büyük şehirlere göç etmesinin sebep olduğu gelişi güzel şehirleşmeye son verecekler. Köylerden şehirlere doğru olan bu göç hareketini sanayileşmenin kaynağı ve dayanağı olarak değerlendirecek ve düzenleyecektir.
4 — TOPRAK MESELESİ:
Türkiye’de 3 milyon köylü ailesi vardır; çalışan nüfusumuzun % 70 ten fazlası geçimini tarım işleriyle, tarla işleriyle sağlıyor. Oysa bunlardan 510 bin ailenin hiç toprağı yoktur; ırgatlık, rençberlik ederek geçinmeğe çalışırlar. 2 milyon 122 bin ailenin de işlediği toprak parçaları 1 ile 100 dönüm arasındadır. Yani çoğunluğunun işledikleri toprak, ailelerini geçindirmeğe yetmemektedir. Buna karşılık 30 bin, 50 bin, 100 bin dönümlük ve 100 bin dönümden aşkın, memleket kadar geniş topraklar bir avuç toprak ağası ailenin elindedir. Bu duruma kesinlikle son verilmesi kalkınma davamızın temel meselesidir. Çünkü tarımda üretimin arttırılması sanayileşmemize destek olacağından başka işsizliğin kısmen önlenmesi de gene toprak ve tarım reformlarının bir an önce gerçekleştirilmesini zorunlu kılar.
Türkiye İşçi Partisinin toprak reformu anlayışı ekonomik ve politik olmak üzer iki hedef gütmektedir:
Toprak reformu ile hem topraksız veya toprağı yetmeyen köylü aileleri toprağa kavuşturulacak ve tarımda verim arttırılacaktır, hem de toprak ağlarının yoksul köylü vatandaş ve genellikle memleket politikası üzerindeki antidemokratik, tutucu ve gerici nüfuz ve hâkimiyetleri sona erdirilecektir. Türkiye İşçi Partisi iktidara gelince, Anayasamızın emrettiği gibi derhal çıkarılacak Toprak kanunu ile topraksız ve toprağı yetmeyen köylüler, üzerinde çalıştıkları toprağa sahip olacaklardır. Bunun için büyük toprak sahiplerinin ellerindeki topraklar kendilerine en çok beş yüz dönüm bırakılarak Anayasanın öngördüğü şekilde kamulaştırılacaktır. Kamulaştırılan bu topraklar ve bugüne kadar ağalara peşkeş çekilen hazine toprakları parasız olarak köylüye dağıtılacaktır. Ve tapuları ellerine verilecektir.
Toprak reformu kanunu merkezdeki uzmanlardan kurulu teşkilatı ile köy kurulları tarafından birlikte uygulanacaktır. Topraksız ve toprağı yetmeyen köylüler kendi aralarında köy kurullarını seçeceklerdir. Köy kurulları toprak reformunu bölgelere, tarımın çeşidine, toprağın verimliliğine göre kanunun tespit ettiği esaslar dairesinde uygulayacaktır. Ailesini geçindirecek kadar toprağı bulunan orta halli köylülerin toprağına dokunulmayacaktır.
Türkiye İşçi Partisi iktidara gelince toprak reformu bölge bölge değil, bütün memlekette derhal uygulanacaktır. Ve toprak dağıtımı sürüncemede bırakılmayacaktır. Hileli ve danışıklı yollara başvuran büyük toprak sahiplerinin bütün tertiplerini boşa çıkaracak tedbirler birer birer alınacaktır.
Türkiye İşçi Partisinin iktidara gelmesiyle toprağa kavuşan yoksul köylüler ile orta halli köylü ailelerine, bugüne kadar toprak ağalarının faydalandıkları banka kredileri, ucuz tohumluk, gübre, ilâç gibi yardımlar yapılacak; bunlar traktör, biçer-döver gibi araçlardan yararlandırılacaktır. Bu maksatla memleket çapında Devlet tarım istasyonları kurulacaktır. Böylece hem verim artacak, hem de fakir köylü tefecilerden, faizcilerden kurtarılacaktır. Ayrıca Devlet, mahsûlü değerine satın alarak fakir köylüyü kapkaççı tüccardan kurtaracaktır
5 — ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK:
Türkiye İşçi Partisi, Anayasamızın öngördüğü köklü dönüşümlerle insanın insanı sömürmesine son veren bir düzen kuracaktır. Bu düzende işçiler ve bütün emekçi halkımız emeklerinin tam karşılığım alacaktır. Türkiye İşçi Partisi haftada beş gün ve 40 saat çalışma esassın kabul eder. Bu çalışma süresi için, yapılan işe uygun ve işçi ailesine insanlık haysiyetine yaraşır bir yaşayış seviyesi sağlayacak miktarda ücret ödenir. Bundan fazla çalışıldığı takdirde fazla mesai sayılacak ve zamlı ücret ödenecektir.
Ücretler «oynak merdiven» sistemine göre hayat pahalılaştıkça ona paralel olarak arttırılacaktır.
İş kanunu, Deniz-İş kanunu, Sendika Kurma, Grev hakkı bugünkü Anayasamıza aykırı kısıtlamalardan tamamiyle temizlenecek; çalışma hayatına tam bir demokratik ruh ve düzen hâkim kılınacaktır.
Türkiye İşçi Partisi, zaten Anayasamızda da bulunmayan ve işverenlere işçiyi aç bırakmak suretiyle pazarlık imkânını veren lokavt müessesesini kesinlikle yasaklayacaktır
.
Bugünkü iş kanunu yürürlükten kaldırılacak ve işçinin yararına olarak yeni bir iş kanunu çıkarılacaktır. Yeraltı işçileriyle sağlık için tehlikeli iş kollarında çalışan ağır işçiler için özel hükümler getirilecektir. Yeniden düzenlenecek iş kanunu, tarım işçilerine ve tek işçi çalıştıran yerlere de uygulanacaktır. Ancak çıraklığın özellikleri göz-Önünde tutularak usta ile çırak arasındaki münasebetler ayrıca düzenlenecektir.
İşsizlik sigortası kurulacak ve bütün sosyal sigortalar ve diğer sosyal güvenlik tedbirleri, İşçi, köylü, zanaatkâr, küçük esnaf, memur ve dar gelirli serbest meslek sahiplerini ve ailelerini kapsayan şekilde genişletilecektir. Böylece hiç bir emekçi yurttaş hastalık, kaza, ölüm, işsizlik ve ihtiyarlık hallerinde kaderiyle baş başa yalnız bırakılmayacak, toplumun yardım ve himayesine kavuşturulacaktır. Sosyal sigorta kanunu bu amaçla değiştirilecektir. Sosyal sigorta fonlarının, işverenlere kredi şeklinde çarçur edilmesine Türkiye İşçi Partisi kesinlikle son verecektir. Bu fonlar yalnız işçiler yararına harcanacaktır.
6 — GENÇLİK VE EĞİTİM:
Gençlik, özellikle yüksek öğrenim gençliği yurdumuzun ilerici, dinamik kuvvetleri arasındadır. Bütün az gelişmiş ülkelerde olduğu gibi bizde de gençlik hareketleri tümünde anti-emperyalist, halkçı bir nitelik taşımaktadır ve bu niteliği gün geçtikçe kuvvetlenmektedir. Toplumun ilerleme ve kalkınma isteklerini dile getirmede, bunları memleket halkoyuna ve dünyaya duyurmada, halkı uyandırmada ve iktidar çevreleri üzerinde bir baskı grubu etkisi yapmada gençlik teşekküllerinin önemi büyüktür.
Esasen Yüksek Öğrenim gençliğimiz 27 Mayısı ve yeni Anayasamızı getiren toplumsal şartların gelişip belirgin hale gelmesinde büyük rol oynamış ve zamanın baskı idaresine karşı demokratik hak ve hürriyetleri canını tehlikeye sokarak, kurbanlar vererek savunmuştur.
27 Mayıs’tan bu yana da gençliğimiz, sömürücülüğe ve emperyalizme karşı, halktan ve emekten yana olan her harekette başta gelen bir unsur olmuştur.
Türkiye İşçi Partisi iktidara gelince Türk gençliğini köyde ve kentte, çalışma ve öğrenim hayatında demokratik esaslar üzerinden teşkilâtlandıracak, gençliğin memleket hayatında ve kalkınmasında daha etken bir rol oynaması şartlarını sağlayacaktır.
Gençlik meselesi eğitim meselesi ile doğrudan doğruya ilintilidir. Türkiye İşçi Partisinin görüşüne göre eğitimde ilerleme ve gelişme ite ekonomik kalkınma birbirine bağlıdır ve birbirini karşılıklı etkiler. Çünkü daha çok ve daha iyi okullar yapmak, öğretmen yetiştirmek, öğretim araçları temin etmek bir mali imkân meselesidir. Ve ancak emekten yana plânlı bir devletçilikle eğitimin imkân ve araçları hızla ve memleket çapında temin edilebilir. Yeni kuşaklar hem verimli bir üretim veya hizmet unsuru olarak, hem de kişiliği bütünleşmiş, kültürlü, bilinçli birer yurttaş olarak yetiştirilecektir. Bu maksatla bütün eğitim müesseseleri toplumun üretim hayatiyle doğrudan ilişkiler kurulacak şekilde yeni bir düzene sokulacaktır. Genel kültür eğitimi ile meslekî öğretim kaynaştırılarak verilecektir. Köyde kentte çalışan gençlere de meslekî bilgilerini, genel kültürlerini ve kişisel istidat ve kabiliyetlerini geliştirmek imkânlarını sağlayacak gece okulları, bilim, sanat, edebiyat, teknik enstitüleri açılacaktır.
Türkiye İşçi Partisi, toplumun çeşitli sınıf ve tabakaları arasında görülen eğitim imkânları eşitsizliğini ortadan kaldıracaktır. Her dereceden okular ve Üniversiteler devletin malî imkânları geliştikçe tüm parasız hale getirilecektir. Geniş bir burs sistemi uygulanacak, yatılı devlet okulları çoğaltılacaktır. Köyde, kentte üstün kabiliyetli halk çocuklarım bulma ve bunlara, kabiliyetlerine uygun bütün eğitim ve yetiştirme imkânlarım sağlamak üzere tedbirler alınacaktır.
Çocuk ve gençlerin eğitimi yaraşıra yetişkinlerin eğitilmesi ve yetiştirilmesi de önemle ele alınacak, bir Halk Eğitim Teşkilâtı kurulacaktır. Orta ve yüksek öğrenimin Özelliklerini kapsayan kısa devreli Halk Akademileri açılacaktır.
Türkiye işçi Partisi Köy Enstitülerini yeniden açacaktır. Türkiye İşçi Partisi, köy enstitülerinin, köyde eğitim meselesini çözecek, memleket gerçeklerine en uygun ve yüzde yüz millî ve başka yerlerde benzeri olmayan bir eğitim metodu olduğuna inanır. Köy Enstitülerine öğretmen yetiştirmek amacı ile aynı ilkelere uygun olarak öğretim yapan Yüksek Köy Enstitüsü’nü de yeniden açacaktır.
Türkiye işçi Partisi, kültürel bağımsızlığın, politik ve ekonomik bağımsızlık kadar önemli olduğuna inanır. Bunun için her seviyede eğitim ve bilimsel araştırma kurumlarımız yabancı devletlerin malî ve kültürel nüfuzundan kurtarılacak, millî bir eğitim ve araştırma sistemi kurulacaktır.
7 — DEMOKRASİ VE TEMEL İLKELER:
Türkiye İşçi Partisi yukarda açıklanan ve memleketimizin kalkınması için şart olan işleri en geniş bir demokratik anlayışla ve aşağıdaki ilkelerin ışığı altında yürütecektir:
a — HER ŞEY İNSAN İÇİN; EMEK EN YÜCE DEĞERDİR:
İşçi Partisi her şeyin insan için olduğuna inanır. Maddî ve manevî bütün zenginliklerin yaratıcısı da insandır, onun yaratıcı emeğidir. Bundan dolayı Türkiye İşçi Partisi, emeği toplumda en yüce değer olarak kabul eder. Bütün nimetler emeğe göre paylaştırılmalıdır. Haklar, yetkiler emek değerine göre kazanılmalıdır. Atatürk’ün dediği gibi “Çalışmak sayesinde bir hakkı kazanırız. Yoksa arka üstü tatmak ve bayatım çalışmadan geçirmek isteyen insanların bizim toplumumuz içinde hakkı yoktur, yeri yoktur.” Atatürk böyle diyor, Bunun içindir ki Türkiye İşçi Partisi her vatandaşın, harcadığı emeğe göre değer almasını ve kazancının gene harcadığı emeğe göre hesaplanmasını zorunlu görür. Türkiye İşçi Partisi, millî geliri vatandaşlar, sınıflar ve bölgeler arasında paylaştırırken emeği biricik Ölçü olarak kabul etmektedir. Emek sadece ekonomik bir değer değil, aynı zamanda ahlâkî bir değerdir.
Türkiye İşçi Partisi şu inançtadır ki, emeği en yüce değer sayan bir toplum düzeninin kurulması yepyeni bir insan-anlayışının doğmasına sebep olacaktır. Kardeşçe dayanışma ve işbirliği esasına göre yepyeni bir hak ve ödev anlayışı ile hareket eden vatandaşlarımız demokratik, toplumcu ve tam bağımsız bir Türkiye’nin kuruluşunda en yüksek derecede yaratıcı bir güç hâline geleceklerdir. Sosyal münasebetler insana saygı ve sevgi temeli üzerine kurulacaktır. Ve böylece yepyeni bir iktisadî ve politik düzende yaşayan vatandaşlarımız insanı en son dereceye kadar yücelten, en temiz ahlâk kurallarına bağlanmış bulunacaklardır.
b — «HAYATTA EN HAKİKİ MÜRŞİT İLİMDİR»
Türkiye İşçi Partisi her işte bilimin en sağlam yol gösterici olduğuna inanmaktadır. İnsanlar bilim ve teknik sayesinde daha çok hürriyete ve mutluluğa kavuşmak için tabiatı, toplumu ve kendilerini değiştirme gücüne sahip olurlar. İnsanlar bilim kanunlarım bula bula dünyayı gittikçe daha güzel, daha iyi, daha doğru ve kendileri için daha yararlı hâle getirmişlerdir ve getirmektedirler. Hâlbuki sömürücü ve çıkarcı düzenden yana olan partiler, bilimin bu imkânlarından, temsil ettikleri sınıf ve zümrelerin çıkarlarıyla çatıştığı için yararlanamazlar. Çünkü toplum düzenini halk yararına değiştirmek bunların İşine gelmez. Türkiye İşçi Partisi nüfusumuzun yüzde 99’unu kapsayan büyük emekçi kütlesinin partisi olduğundan bu niteliği icabı katıksız olarak bilimden yanadır. Ve bundan dolayı Türkiye İşçi Partisi, politikasını bilime göre çizer ve gene bilimin ortaya koyduğu gerçekleri göz önünde bulundurarak yürütür.
c — MİLLİYETÇİLİK VE HALKÇILIK:
Türkiye İşçi Partisi milliyetçiliği halkçılıktan ayrı düşünmez. Memleketin bütün fertlerim kaderde, kıvançta ve tasada ortak, bölünmez bir bütün sayar. Milletimizi dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip kişiliği olan bir üyesi olarak, bilimde, teknikte, kültürde, ekonomide ve toplum hayatının her alanında daima yüceltmeyi amaç bilir.
Türkiye işçi Partisi milliyetçiliği dünya halklarının, insanlık, demokrasi, hürriyet, bilim ve ilerleme yolunda kardeşçe ve barış içinde yarışmalarının itici, manevî kuvveti sayar. Her halde Türkiye İşçi Partisinin milliyetçilik anlayışı vatandaşlarımız arasında din, mezhep, dil, ırk ayrılıkları bakımından eşitsizlikler yaratılmasına kesinlikle karşıdır.
Türkiye İşçi Partisi başka milletleri aşağı gören emperyalizmin yayılma politikasına bayraktık eden, saldırgan, faşist milliyetçilik anlayışını kökten reddeder. Kökü Millî Kurtuluş Savaşımızda bulunan milliyetçiliğimiz, antiemperyalisttir ve halkçıdır.
d — DİN VE LÂİKLİK:
Türkiye İşçi Partisi vatandaşın dinî inançlarına içtenlikle saygı duyar. Anayasa teminatı altında olan dinî inançlarından dolayı hiç bir vatandaşın ibadeti yasaklanamaz ve hiç bir vatandaş dinî inançlarından dolayı kınanamaz, hor görülemez. Kamu düzenine veya genel ahlâka veya bu amaçlara aykırı olmayan ibadetler, dinî ayin ve törenler serbesttir.
Türkiye İşçi Partisi doğrudan doğruya halkımız tarafından kurulmuş bîr parti olduğu için üyelerinin büyük çoğunluğu Müslüman’dır. Küçük bir kısmı da başka dinlerden veya felsefî inançlara sahip olan Türk vatandaşlarıdır. Bundan dolayı çıkarcı çevreleri Türkiye İşçi Partisine yönelttikleri dinsizlik suçlaması bîr iftiradan ibarettir. Halkın partisi elbette ki onu kuran, onu geliştiren ve yaşatan halkın dinine samimiyetle saygı duyacaktır. Bu gayet tabiî bir hâldir.
Beri yandan Türkiye îşçi Partisinin gerçekleştirmek kararında olduğu ekonomik, sosyal, politik toplum düzeninin dinî inançlarla çelişen bir yanı yoktur. Esasen hiçbir din, sömürücülerin, çıkarcıların eline düşüp de ilk saf şeklini kaybetmediği sürece, çalışan insana karşı değildir. Dinimiz ve öteki dinler ilkeleriyle her zaman çalışanın yanında ve sömürücünün karşısında olmuşlardır. Dinin ilkeleri cümle kötülüklere karşı olmaktır. Müslümanlık ta, dinler arasında sosyal yardımlaşmaya, sosyal adalete en çok yer vereni, fakir fukaranın, ezilmişin hakkı yenmişin en çok yanında olanıdır.
Ancak Türkiye İşçi Partisi, halkımızın temiz dînî inançlarının çirkin politikacılar ve çıkarcılar tarafından istismar edilmesine, dünya isleriyle din işlerini birbirine karıştırılmasına ve böylece masum vatandaşlarımızın toplum reformlarına karşı çıkarılmasına izin vermez ve vermeyecektir.
Hiç kimse dinî inançları istismar ederek, devletin sosyal, ekonomik, politik ve hukukî temel düzenini din kurallarına dayattırmağa kalkışamaz Lâikliğe aykırı olan bu gibi davranışların Türkiye İşçi Partisi kesinlikle karşısındadır,
Fakat Türkiye İşçi Partisi iktidara gelince vatandaşlarımız dinî ve felsefî inançları bakımından bugünkü ile kıyaslanamayacak derece de hür ve serbest olacaklardır.
e — MÜLKİYET
Türkiye İşçi Partisi, mülkiyet ve miras haklarını tanır. Vatandaşların yarına güvenle bakabilmeleri, insanca yaşayabilmeleri için MAL, mülk, ev bark sahibi olmalarım zorunlu görür, bugün yokluk içinde yaşayan vatandaşı bir eve kavuşturmak, İhtiyaç duyduğu matları yeteri kadar tüketecek duruma getirmek başlıca amacımızdır.
Ancak, Türkiye İşçi Partisi, hiç kimsenin malına mülküne dayanarak vatandaşı sömürmesine göz yumamaz.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına da olmak gerekir. Çünkü mülkiyet, hak sahibine Ödevler de yükler. Türkiye İşçi Partisi millî ekonominin kilit taşı durumunda olan büyük üretim araçlarını (Demir çelik tesisleri gibi, petrol gibi, madenler gibi, aslında millete ait olan servetleri) millet malı hâline getirecek ve halkın eliyle millet yararına işletecektir. Çünkü bunlar özel kişilerin mülkü olarak işletildiği takdirde, insanın insanı sömürmesine yol açmaktadır; halk kitlelerinin mal, mülk edinmesine engel olmaktadır. Bu durum ayrıca ilerlemeyi, ekonomik kalkınmamızı kösteklemekte ve başta işsizlik olmak üzere türlü ekonomik ve sosyal âfetlere yol açmaktadır.
Bugün mülkiyet hakkım savunur görünenler ve Türkiye İşçi Partisini mülkiyete karşı imiş gibi gösterenler aslında küçük bîr azınlığın mülkiyet hakkını savunmaktadırlar; köyde kentte büyük halk çoğunluğunun insanca yaşayabilmek için gerekli mal mülkten mahrum, yoksulluk içinde yaşamasını ise hiç umursamamakta, hattâ engellemektedirler.
Bundan dolayıdır ki, Türkiye İşçi Partisi büyük üretim araçlarının Özel mülk olmasına prensip itibariyle karşıdır. Bunun dışında Türkiye İşçi Partisinin amacı vatandaşı daha çok mal mülk sahibi etmektir.
t — AİLE VE KADIN:
Türkiye İşçi Partisi aileyi toplumun temel müessesesi, sayar. Gelecek nesiller ilk terbiyeyi aile çevresinde aldığı için ailenin düzenli, mutlu, kültürlü bir hayat seviyesine eriştirilmesine önem verir. Bugün hayat pahalılığı, gelir darlığı, geçim sıkıntısı ailelerde geçimsizliklere yol açmakta, aile hayatını huzursuz kılmaktadır. Ana ve babalar çocuklarının ihtiyaçlarını gönüllerinin dilediği gibi karşılayamamak, onları okutamamak mutsuzluğu içindedirler. Yoksul halk çocuk-ları daha okul ve oyun çağındayken ve okumak, oynamak, tatil aylarını zevkle geçirmek onların en tabiî hakkıyken, ailenin geçimine yardımcı olabilmek için en ağır iş şartları altında fabrikalarda, atölyelerde, tarlalarda çalışmak zorunda kalıyorlar. Daha ergin çağa gelmeden hayatın bin bir çilesi, maddî ve manevî tehlikeleriyle karşılaşıyorlar.
Türkiye İşçi Partisi iktidara gelince aileyi bu durumdan kurtaracaktır. Türkiye İşçi Partisinin gerçekleştireceği ekonomik ve kültürel kalkınma ile aile müessesesi kuvvetlenecek, aile refaha ve mutluluğa ulaşacaktır.
Kadının gerek aile içinde ana olarak, gerek yurdumuzun bütün çalışma ve üretim alanında en ağır hayat şartlan içinde bulunduğu bir gerçektir.
Mevcut kanunların kadına tanıdığı haklar sağlam bir ekonomik ve sosyal temele dayanmadığı için, toplumumuzda kadın, en çok sömürülen varlıktır.
Türkiye İşçi Partisi, her alanda kadın haklarını sağlam temellere dayayarak Türk kadınına lâyık olduğu özgür ve şerefli yeri kazandıracak, özellikle ekonomik eşitsizliğe ve kadını hor gören anlayışa son verecektir. Çalışan kadının aile hayatı içindeki ödevlerini yerine getirmesine engel olan şartlan değiştirecektir.
g _ TÜRKİYE İŞÇÎ PARTİSİNİN DEMOKRASİ ANLAYIŞI:
Türkiye İşçi Partisi siyasî demokrasiye bağlıdır. İktidarın seçimle el değiştirmesini öngörür. Beri yandan Türkiye İşçi Partisi halkın oylarıyla iktidarı aldıktan sonra muhalefetin temel haklarına saygılı olacaktır ve halkın güvenini kaybettiği zaman yani seçimleri kaybettiği vakit iktidardan çekilecektir,
Türkiye İşçi Partisi gerekli gördüğü köklü dönüşümleri, reformları gerçekleştirirken Anayasamızda yer alan temel insan haklarına yani düşünce, söz, toplantı ve basın hürriyetlerine, dinî ve felsefi inanç hürriyetlerine, bilim ve sanat hürriyetlerine ve sendika grev, toplu sözleşme, hak ve hürriyetine, kısacası Anayasadaki bütün hak ve hürriyetlere en derin saygıyı gösterecektir.
Ancak şu var ki, demokrasiyi bundan ibaret sayarsak emekçi hal kımızın yoksulluğuna ve Türkiye’nin geri kalmışlığına çare bulmak mümkün olmaz. Çünkü köklü dönüşümler ve reformların gerçekleştirilmesi sadece bir kanun işi değildir. Emekçi halkımızın bu reformları benimsemesi ve istekle uygulaması şarttır. Bundan dolayı demokrasinin dört yılda bir seçimlere katılmaktan ibaret bir mesele olmaktan daha ileri götürülerek halkımızın günlük hayatına mal edilmesi zorunludur, Türkiye îşçi Partisinin demokrasi anlayışına göre halkımız, işyerlerinden başlamak suretiyle köylerde, mahallelerde, belediyelerde, il meclislerinde ve tabiatıyla Büyük Mecliste yurt işlerinin ve toplum işlerinin yürütülmesine aktif olarak katılacaktır. Ancak bu takdirde memleket yönetiminin halktan kopması ve kırtasiyeciliğe boğulması önlenmiş olur.
Demokrasi herkesçe bilinen bir tarife göre halkın halk için, halk tarafından yönetimi demektir. Halkın halk tarafından, halk için yönetimi ise emekçi halk temsilcilerinin Büyük Meclise girmesini ve emekçi halkın insanca yaşamasına, özgürce yaşamasına engel olan ekonomik, sosyal ve politik bütün engelleri kaldırmasını zorunlu kılar, Bundan dolayıdır ki Türkiye İşçi Partisinin demokrasi anlayışı en geniş manasıyla halkı kavrayan ve halkı yurt işlerinde günlük hayatı boyunca söz ve karar sahibi eden bir rejimin adıdır. Yoksa dört yılda bir sandık başlarına gitmekle demokrasi rejiminin tam işlediğini sanmak bugünkü haksızlıkların, bugünkü yoksulluk ve geriliğin devamına ancak bir mazeret bulmaktan ibarettir.
Bugün demokrasi savunucusu ve «Milli İrade» nazariyesi taraftarı gibi görünenler, aslında demokrasinin bu gerçek anlayışına karşı olanlar, Anayasamıza düşman olanlardır. Milli irade ve demokrasi, ancak Anayasamızın getirdiği ilkelere ve Atatürk devrimlerine sadakatle hatta Anayasanın ilerisinde söz konusu olur. Bir avuç çıkarcı demokrasiyi savunur görünürken aslında halkımızın uyanmamasını istiyorlar. Ve millî iradenin tecellisi diye kendi çıkarlarım sürdürebilecekleri ekonomik sosyal ve politik bir rejimi savunuyorlar ve bunun adına da demokrasi diyorlar.
Türkiye İşçi Partisi demokrasinin böylece yozlaştırılmasına ve bir azmağın menfaatine işleyen bir rejim yapılmasına asla izin vermeyecektir. Türkiye İşçi Partisi demokrasiyi politik, sosyal ve ekonomik yanlarıyla en geniş anlamda kavramaktadır ve iktidara gelince de bu genişlikte uygulamak azmindedir.
BİLDİRİMİZDEKİ EN ÖNEMLİ NOKTALARI KISACA ÖZETLİYORUZ:
– Türkiye İşçi Partisi milli bağımsızlığımıza gölge düşüren bütün antlaşmaları feshedecektir. Türkiye’nin dış politikasını Atatürk dış politikasına döndürecektir.
-Yurdumuzdaki bütün yabancı üsleri kaldıracaktır.
– Dünya barışının kurulması için silahsızlanma meselesinin çözüme bağlanmasında gerçekten gayret sarf edecektir.
-Eşitlik, karşılıklı menfaat ve saygı esasına göre, başta komşularımız olmak üzere bütün dünya devletleriyle dostluk münasebetleri kuracaktır.
– Türkiye îşçi Partisi Kıbrıs meselesinde, yabancı üslerden temizlenmiş ve milletlerarası denet altında silahsızlandırılmış Türk ve Rum topluluklarının eşit haklarına dayanan bağımsız, federatif bir Kıbrıs devleti tezini savunmaktadır.
-Millî Savunma gücümüzü daha da arttırarak yurt topraklarının ve Cumhuriyetimizin korunmasında en etkin bir seviyeye çıkaracaktır.

– Toprağı olmayan ya da yetmeyen köylülere parasız toprak dağıtacak ve tapularım ellerine verecektir. Toprak ağalarının elinde en çok 500 dönüm bırakılacaktır.
– Tarımda verimi arttırmak için köylülere her türlü teknik ve mali yardımda bulunulacaktır. Köylü, tefecinin ve aracı tüccarın elinden kurtarılacaktır.
-Petrol kanunu yürürlükten kaldırılacak, verilen imtiyazlar kanunlarla geri alınacaktır. Milletin malı olan petrolümüz ve madenlerimiz iç ve dış sömürücülerin elinden kurtarılacak, millet malı olarak halk yararına işletilecektir.
– Demir Çelik sanayii millet malı yapılacak ve bu gibi işletmeler halkın eliyle, işçilerin denetiminde, halk yararına çalıştırılacaktır.
– Yabancı sermayeyi teşvik kanunu derhal yürürlükten kaldırılacaktır. Yabancı şirketler millileştirilecek, Ortak Pazardan çıkılacaktır.
– Türkiye İşçi Partisi kapitalizme karşıdır. Türkiye İşçi Partisi halktan, emekten yana ve halkın doğrudan doğruya denetimine ve yönetimine katıldığı bir plânlı ekonomi sistemi uygulayacaktır. Bu sistemde halk yararına olan kamu sektörü ağır basacaktır. Özel sektör, plânın Ön gördüğü yatırım hedeflerine uygun olarak çalışacaktır. Ve millî ekonominin yararlı bir kesimi haline sokulacaktır.
– Vergi adaleti mutlaka sağlanacaktır. Verginin ağır yükü zengine yükletilecek, herkesten kazancına göre vergi alınacaktır. Asgari ücretten vergi alınmayacak ve bu ölçü bütün kazançların vergi indiriminde esas alınacaktır.
– Tasarruf bonoları kaldırılacaktır.
– Toplu sözleşme, grev, sendikalar, îş Deniz-İş, Sosyal Sigorta kanunları, Anayasaya tam uygun bir şekilde, yani işçinin yararına değiştirilecektir. Lokavt yasaklanacaktır.
– Haftada 40 saat çalışma esası uygulanacaktır ve bu çalışma süresi için işçiye ailesini insanca yaşatabilecek bir ücret ödenecektir,
-Ücretler Oynak Merdiven sistemine göre düzenlenecektir. Yani, hayat pahallaştıkça ücretler de otomatik olarak artacaktır.
-İşsizlik sigortası kurulacaktır ve bütün yaşlılara emeklilik hakkı tanınacaktır.
-Herkes sosyal sigortalardan yararlandırılacaktır. Tarım işçisinin teşkilâtlanması, toplu sözleşme ve grev haklarını şehirli işçi gibi kullanabilmesi imkânları sağlanacaktır.
-Sosyal sigorta fonları yalnız emekçiler yararına kullanılacak işverenlere kredi olarak verilmeyecektir.

-Eğitim eşitliği sağlanacaktır. Bu maksatla kabiliyetli halk çocukları bütün ihtiyaçları devlet tarafından saklanarak üniversiteyi bitirene kadar okutulacaktır.
-Köy enstitüleri açılacaktır.
– Millî eğitim ve kültür yabancı devletlerin her türlü nüfuzundan kurtarılacaktır. Kültür ve sanat müesseseleri halkın istifadesine açılacaktır.
– Türkiye İşçi Partisi Doğu ve Güney Doğu bölgelerinin kalkınmasına öncelik verecektir.
– Türkiye İşçi Partisi bütün temel hürriyetlere saygılıdır. Ve herkesin saygılı olmasını sağlayacaktır. Özellikle dini, felsefî ve siyasî inançların tam özgürlüğü gerçekleştirilecektir. Kamu düzenine aykırı olmamak ve politikaya alet edilmemek şartı ile bütün vatandaşlar dîni ve felsefî inançları bakımından bugünkünden çok daha hür olacaklardır.
– Türkiye İşçi Partisi mülkiyet ve miras haklarını tanır. Ancak, hiç bir kimsenin malına mülküne dayanarak başkalarını sömürmesine müsaade etmez.
SONUÇ
Emekçi kardeşler, vatandaşlar;
Biz öteki beş partinin beşinin de karşısındayız. Beşinden de temelden ayrıyız. Çünkü biz emekçilerin partisiyiz.
Elbette bu beş partinin beşi de tıpatıp birbirinin aynı değil. Aralarında birçok bakımlardan farklar var. Adalet Partisi, son büyük kongresinde açıklandığı gibi Özel teşebbüsçüdür. Toprak reformuna karşıdır. Ve dış politikada Amerika’ya bağlılığın devamını istemektedir. Kısacası Amerikanın, toprak ağalarının, kapkaççı tüccarların menfaatlerine senin menfaatlerinden daha Önce yer veren bir partidir. Adalet Partisi Özel teşebbüsçü… Özel teşebbüsçüyüm dedi mi bir parti, emekçinin karşısında yer alıyor demektir. Ne demek Özel teşebbüs serbestliği? Sen de politikacıların dilini çoğu zaman anlamıyorsun. Biz sana açıklayalım Özel teşebbüsü, özel teşebbüs serbestliği demek, büyük işler çevirme serbestliği demektir, istediğin malı dışardan getireceksin, bir takım faturalar düzenleyeceksin, burada birkaç kere el değiştireceksin ve böylece bu ithal malını, tutalım bir traktörü, yüzde yüz elli, iki yüz kârla satacaksın. Kim yapabilir, kim çevirebilir bu gibi işleri kardeşler? Cebinde meteliği olmayan senin harcın mı bu işler. Bu işleri cebinde parası, arkası olanlar çevirir. İthalâtçılık, ihracatçılık yapan onlardır. Köylünün toprağını gasp eden, mahsulünü yok pahasına kapatan hep onlardır. Milyonluk kredileri bankalar onlara açar, sana değil. Milli petrolümüzü Amerikan İngiliz kumpanyalarına peşkeş çeken ve bu işten komisyon alan onlardır; madenlerimizi yabancılara devretmeğe hazırlananlar onlardır; «vatandaşın haklan genişletilemez» diyen yani yoksul halkın bugünkü perişanlığı sürüp gitsin diyen onlardır. Ve senin karşına çıkıp «biz senin partiniz, sana refah getireceğiz» diyen, fakat aday listelerine senden olanları değil de, toprak ağalarını kapkaççıları, Amerikancıları dolduran gene onlardır, öyleyse oyunu verirken dikkatli ol. Oyunu ağalara, kapkaççılara, yabancıya aracılık edenlere, komisyonculara, simsarlara kaptırma. Kaptıracak olursa bil ki, yoksulluğun, perişanlığın, işsizliğin daha dört yıl devam edecektir
Gelelim CHP’ye: Halk Partisi Atatürk’ün kurduğu parti, en eski parti. Programıyla halkçı, devrimci, yani ortanın solunda, özel sektörü destekleyen devletçiliği ile de ortanın sağında… Atatürk’ten sonraki CHP iktidarları ise, daima ortanın sağında, hem de çok sağında olmuştur.
Şimdi muhalefete geçtiğinden beri Genel Başkanları CHP’nin ortanın solunda olduğunu söylemektedir. Partinin ileri gelenleri arasında bu görüşü savunanlar olduğu gibi karşı çıkanlar da vardır. Beri yandan Kıbrıs buhranından sonra Halk Partisi tek taraflı dış politikanın kötü-lüklerini kavramaya başlamıştır. Türkiye’yi daha bağımsız bir hale getirebilmek için zemin yoklamalarına girişmiştir. Sovyetler Birliğiyle yıllardır donmuş olan münasebetlerimizin normale dönmesi için ilk adımları atmıştır. Bütün meselelerimizin çözümü bağımsız bir dış po-litikaya dayandığından, bu son gelişmeyi CHP’nin lehine kaydediyoruz ve bu tutumunun devamını temenni ediyoruz.
CKMP, MP ve YTP’nin üzerinde ise ayrıca durmayacağız.
Kardeşler, emekçi yurttaşlar;
Aslında iki parti var: Biri ağaların, kapkaççıların çıkarlarını savunan partiler, biri de senin, emeğin partisi olan Türkiye İşçi Partisi.
10 Ekim seçimleri bundan önceki seçimlere benzemiyor. Çünkü bu seçimlere tarihimizde ilk defa olarak senin öz partin, Türkiye îşçi Partisi katılıyor; hem de ağaların, kapkaççıların partilerini şaşkına çevirerek katılıyor. Bu seçimlerde bütün ağırlığınla sen varsın. Bu seçimler işçiler, ırgatlar, köylüler, esnaflar, zanaatkârlar ve toplumcular var. Türkiye’de 1877 den beri seçim yapılmıştır. 87 yıldır seçim sandıklarının başına gitmişsin. Önceleri iki dereceli idi seçimler. Sen ikinci seçmenleri seçerdin, onlar da milletvekillerini seçerlerdi. Osmanlı Devleti zamanında ikinci seçmenlerin de, milletvekillerinin de varlıklı kimselerden olacağı kanunda yazılı idi. Yâni Meclîse sen giremezdin. 1946’dan beri milletvekillerini artık doğrudan doğruya seçiyorsun. Ama bugüne kadar karşına çıkanlar, yâni seçime giren partiler arasında senden olanı bulunmadığı için, oylarınla hep başkalarını, senden olmayanları soktun Büyük Meclise. 10 Ekimde ilk defa öz partine, Türkiye İşçi Partisine oy vereceksin.
Emekçi kardeş,
Gözlerini aç, kendi partini tanı. Bugüne kadar seni aldattılar; yine de aldatmağa çalışıyorlar. Seçimlere Türkiye îşçi Partisi de katıldığı için onlar da sana onun ağzı ile konuşmağa başladılar; toprak vereceğiz diyorlar; işçiye iş vereceğiz, dolgun ücret vereceğiz diyorlar; küçük esnafa kredi vereceğiz diyorlar; herkes için ihtiyarlık sigortası kuracağız diyorlar; vergileri herkesin gücüne göre alacağız diyorlar.
Kardeşler,
Bunları sana söyleyen baylara sor! Niçin bugüne kadar bu işlerden hiç söz etmediler? İktidarda oldukları halde niçin bu işleri yapmadılar? Biz sana cevabını verelim: Çünkü karşılarında senin partin. Türkiye İşçi Partisi yoktu. Türkiye İşçi Partisi, senin yararına olan iş-leri yapacağım söylediği için onlar da aynı şeyleri söylüyorlar. Ama i bir noktaya dikkat-et: Kurt vaatlerini sen çok dinledin. Her seçimde, sana parlak nutuklar çektiler, ama yapmağa gelince bir şey yapmadılar. Yapamazlardı. Çünkü yapacağız dedikleri şeyler, onların çıkarlarına aykırıdır. Toprak ağası, köylüye toprak verir mi hiç? Fabrika sahibi işveren, işçinin daha çok ücretle daha az çalışmasına yanaşır mı hiç? Tefeci, küçük esnafa, köylüye ucuz kredi açılmasını ister mi hiç işitemez kardeşler. Bunlardan dolayı bütün bu işleri, bütün bu reformları senden yana olan, senin çıkarma olan işleri ancak sen kendin, senden olan, senin temsilcilerin yani yalnız Türkiye İşçi Partisi yapar.
Kaçtır tekrarlıyoruz: Bizim aday listelerimizle öteki partilerin listelerini karşılaştır. Bizim listemizde yalnız kol ve kafa emekçileri, senden olan adaylar var. Ve kol işçileri çoğunlukta, 382 adayımızın 216 si, yani yüzde 57 si işçi, ırgat, köylü, zanaatkâr, küçük esnaf ve kol işçisi. Geri kalan 166 si da kafa işçisi ve senden yana olan namuslu kişiler, senin yoluna baş koymuş aydınlar.
Emekçi yurttaşlar,
10 Ekim seçimleri bundan önceki seçimlere benzemiyor. Demokrasi denilen idare şekli ilk olarak bu seçimlerle gerçekleşme yoluna girecek. Demokrasi halkın, halk tarafından, halk için idaresi olduğuna göre Büyük Millet Meclisine emekçiler girmedikçe, yurt işlerinde eli nasırlılar ve toplumcular söz ve karar sahibi olmadıkça demokrasi sözden ibaret kalır. Demokrasi perdesi arkasında ağalar ve kapkaççılar soygun ve vurgunlarına devam ederler. 10 Ekim seçimlerinde demokrasimizi temeline oturtmak senin sırtında oynanan oyuna (paydos!) demek senin elindedir. Oylarını uyanık olarak verirsen, kendi öz partin olan Türkiye İşçi Partisini seçersen yeni bir hayat başlayacaktır. Yoksullar için, çilekeş emekçi halkımız İçin, yeni bir hayat hepi-miz için…
Türkiye İşçi Partililer Meclise girdi mi, artık bütün kirli işler gün ışığına çıkacak. Dönen dolaplar gözler önüne serilecek. Yabancılarla ortaktık kurup hileli işlerle seni soyanlar adaletin pençesine teslim edilecek. Ve iktidara gelince Meclisten yalnız senin menfaatlerini koruyan kanunlar çıkacaktır.
Emekçiler, yurttaşlar,
10 Ekim seçimi bundan Öncekilere benzemiyor. Türkiye İşçi Partisi senin öz partin, biricik toplumcu partimiz. Büyük Meclise girecek ve Anayasamız, şimdiki İktidarların yuvarlak masa toplantılarında, protokollerde sadakat yemini edip de, hırpalanmasın dîye olacak, rafa kaldırdıkları Anayasamız, senden yana olan halkçı, devrimci, sosyal adaletçi, demokratik Anayasamız ilkeleriyle eksiksiz tastamam uygulanmağa başlayacaktır. Ve de en önemlisi millî bağımsızlığımızla, haysiyetimizle bağdaşmayan, bizî Amerikanın peyki, uydusu hâline koyan bütün antlaşmalar feshedilecektir. Türkiye’miz tam bağımsızlığına kavuşacaktır.
İşçiler, ırgatlar, köylüler, zanaatkârlar, küçük esnaflar, subaylar, memurlar, Atatürkçüler,
Biz toplumcuyuz. Toplumcu olmak halkla tek bir vücut hâlinde olmak demektir. Bizim halkçılığımız halka dışardan bakmak, halka dışardan yardım elini uzatmak demek değildir. Bizim halkçılığımız, halkın içinde olmak ve halktan kopmamaktır. Toplumculuk her işte, her yerde, her zaman halkla beraber olmanın, halkı her işte, her yerde, her zaman söz ve karar sahibi etmenin yoludur. Toplumculuk halkın kendine sahip çıkması, halkın iktidarı almasıdır. Toplumculuk kula kulluk etmenin son bulmasıdır.
Sen neden bir başkasının kulu kölesi olursun? Çünkü senin toprağın yoktur. Ya da aileni geçindirmeğe yetmez elindeki toprak. Gider ağanın toprağında ırgat, maraba, azap, ya da yarıcı olursun. Artık sen kendine sahip değilsindir. Artık karın, çocukların, her şeyin ve senin kendin, ağanın mallan olmuşunuzdur. Ağa artık her şeydir, Sen ailenle artık ağanın kullarısınızdır.
Ya da sen şehirde yaşıyorsundur. Köyden göçmüşündür şehre. Şehirde iş peşinde koşarsın. Înşaatta çalışırsın; fabrika kapılarında sıra beklersin veya yabancı diyarlara gidersin iş bulmak için. Ve fabrikada sana ait olmayan makinelerde sana ait olmayacak çeşitli mallar yaparsın. Ürettiğin bu mallar senin alın terin, senin göz nurun olduğu halde, sen bunları kullanamazsın. Kumaş dokursun ama sırtındaki gömlek yırtıktır, pantolonun yamalıdır. Ve sen her gün işten atılmak korkusu içinde yaşarsın, Artık sen hür, Özgür bir insan değilsin. Hayatı İşverenin, patronun bir işaretine bağlı bir tutsaksın.
Sen küçük esnafsın, zanaatkârsın, tutalım küçük bir kunduracısın. Kösele, deri, çivi fiyatlarını büyük patronlar tayin eder. Bunlar sana gelene kadar kaç aracının elinden geçer ve fiyatları daha’ da yükselir. Sen işini yürütebilmek için krediye muhtaçsın. Oysa bankalar sana muhtaç olduğun krediyi vermezler. Açılan kredinin faizi de seni boğar. Sonra malını değerine de satamazsın, Hâlbuki kundura fabrikalarının rekabeti de seni ölüme mahkûm etmiştir.
Demek ki kardeşler, dertlerimizin kaynağı, toprakların, madenlerin, bankaların, ticaretin ve fabrikaların bir avuç sermayecinin tekelinde toplanmış olmasıdır. Emeğini değerlendirecek olan vasıtalar, araçlar senin elinde değil. Senin elinde yalnız emeğin var. Senin emeğini de-ğerlendirecek vasıtalar bir avuç kapkaççının malı. Bundan dolayı sen hep bu bir avuç sermayecinin eline bakar durumdasın.
Emekçi kardeşler,
Toplumculuk işte bu duruma son veren düzenin adıdır. Anayasamızın emrettiği gibi toprak köylüye dağıtılacaktır; madenler, ormanlar millet malı olarak halk eliyle millet yararına işletilecektir. Dış ticaret, bankacılık ye sigortacılık da millet yararına işleyecektir. Bir avuç vurguncunun sağladığı milyarlık kârlar halka hizmet İçin harcanacaktır. Dış ticaret, bankacılık ve sigortacılıktan elde edilen milyarlık kârlarla hastaneler, okullar, koy yolları yapılacak köye su getirilecektir. Toplumculuk, demir çelik sanayii gibi millî ekonominin kilit taşı durumunda olan büyük işletmelerin de millet malı olarak halkın eliyle ve millet yararına işletilmesi demektir. Böylece vatandaş kendine ait araçlar, vasıtalarla kendisi için çalışan hür bir emekçi durumuna gelir. Bir başkasının kulu kölesi olmaktan kurtulur.
Toplumculuk, hayatın, işin, gücün ve de. Sağlıkla ihtiyarlığın sigortalı olması demektir. Toplumculuk insanca yaşamak, boş zamana kavuşmak, boş zamanlarını insanca değerlendirmek, daha çok mal mülk sahibi olmak; toplumculuk, okumak, yazmak, cehaletten kurtulmak, kültüre kavuşmak demektir.

Toplumculuk hürriyet demektir. İnsanı köleleştiren zincirlerin kopmasıyla insanlar özgürlüğe kavuşacaklar ve kazandıkları insanlıklarını yeniden ve daha zenginleşmiş olarak bulacaklardır.
Toplumculuk ahlâk demektir. Kardeşçe dayanışma hâlinde elan ve insanı en yüce değer olarak tarayan bir toplumda ahlâk kuralları yepyeni bir temel üzerine oturur.
Toplumculuk doğruluk demektir. Toplumculuk insana saygı ve sevgi demektir. Hiç kimseye zorla bir iş yaptırmamak demektir. Toplumculuk yurtseverlik, milletseverlik, insan severlik demektir. Toplumculuk bütün milletlerin kardeşçe, barış içinde yaşaması demektir. Dinler, mezhepler, ırklar arasında kardeşlik demektir.
Kardeşler,
Şimdi toplumculara kimlerin, neden iftiralarla, taşlar ve sopalarla saldırdıklarını anlıyorsun değil mi? Çıkarcılar, kurulu düzenin bozulmasını istemeyenler, toplumcuları kötülerler.

Bunlar ırz, aile düşmanıdır, bunlar hürriyet düşmanıdır, din düşmanıdır, bunlar vatan düşmanıdır derler. Sen uyanmayasın diye her yalanı söylerler, sana bindiğin dalı kestirirler. Ama artış ne yapsalar nailledir, boştur.
Gün işiyor. Sen ak koyunlara kara koyunu artık ayırt etmeğe başladın. Bak bu partiyi bir avuç emekçi burdu ve dört buçuk yılda para siz pulsuz, hem de iftiralara, suçlamalara, taşlı sopalı saldırılara rağmen işte bugünü bulduk. 51 ilde seçimlere katılıyoruz. Her yerde Türkiye İşçi Partisini konuşuyorlar. Artık Türkiye İşçi Partisi gerçek bir güç haline geldi. Ve bu seçimlerde sen ona oy vereceksin. Senden olanlar Büyük Meclise girecekler ve güzel, mutlu günler başlayacak? Emekçinin baş tacı olduğu ailesi, çoluğu çocuğuyla efendice yaşadığı mutlu günler sürdüğü, ileri, toplumcu, bağımsız Türkiye’yi el birliği ile mutlaka kuracağız.

Yaşasın emekçiler, yaşasın Türkiye.

“Türkiye İşçi Partisi 1965 Seçim Bildirgesi” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s