Sulukuleli çocukların merkezi şu anda yıkılıyor…

erdal karayazgan

erdalkarayazgan1sulukuleli çocukların direnişini akp hükümeti, belediyeleri (büyükşehir+fatih) dinlemediler, anlamaya çalışmadılar ve roman vatandaşların sulukule’den tehcirinde “büyük” bir adım” daha atıyorlar ve “engel tanımaz bir kararlılıkla”” çocuk atölyesini yıkmak üzere dozerler ilerlerken sulukule’den şu çığlık yükseliyor:

“sulukuleli çocuklar artık, gönüllü ablaları ve ağabeyleriyle, ne picasso, dali gibi sergilere, istanbul modern’e, müzelere gidebilecek, ne götürüldükleri üniversite kampüslerinde atölyelere katılabilecek, ne de romeo-juliet gibi temsiller, sirk gösterileri düzenleyebilecek… fatih belediyesi şimdi, sulukule çocuk atölyesini de yıkarak sulukuleli çocukları yeniden yıkıntılar, kanalizasyon patlakları, açık elektrik kabloları arasında travmalarını artırarak eğitmeye devam edecek.

işte bu yüzden sizleri bu ibret yıkımı görmeye davet ediyoruz.

sulukuleli çocuklar ve çocukların atölyedeki abla ve ağabeyleri”


ne tesadüftür ki bu yıkımlar sürerken taraf gazetesi köşe yazarı elif çakır şöyle yazıyordu:

“chp’nin nasıl bir istanbul bıraktığını hiçbirimiz unutmadık ama kılıçdaroğlu’nun bunun farkında olup olmadığına pek emin değilim. önüne verilen dosyalardan başını kaldırıp ne olup bittiğini bile pek kavrayamadığı kaygısını taşıyorum. ilk yılında biraz bocalamış olmasına rağmen kadir topbaş’ın istanbullular nezdindeki itibarı hiç de kötü değildir. beyefendi, çalışkan, samimi ve dürüst olduğundan kuşku duyanların sayısı pek fazla değildir. kılıçdaroğlu bence kadir topbaş’a karşı belge getirmek yerine, önce istanbul’a şöyle bir gelse, kıyısını köşesini tanısa iyi olur.”

anlaşılan istanbul’un köşe kıyısını kılıçdaroğlu’ndan önce tanıması gereken elif çakır’ın kendisi… hatta sulukule köşe kıyı bile değil tam merkezinde istanbul’un… buradan roman vatandaşlar tehcir edilirken elif çakır bunu görmüyor, çocukların atölyesini dozerlere karşı dün direnirken elif çakır bunu da görmüyor… bugün dozerler yıkımlara devam ederken yukarıdaki çocukların çığlıklarını duymuyor… bunları duymuş olsa sadece tek bu nedenle kadir topbaş hakkında “itibarlılık manzumesi” yazar mıydı? ama aslında duymamış olması da mümkün değil, çünkü bu yıkımlar aylardır sürüyor… işte bu daha kötü… duyup da göz yummak… ve de üstelik bu yıkımlardan ve roman vatandaşların 2008-2009 yılında sulukule’den tehcirinden sorumlu olanlardan birisi olan büyükşehir belediye başkanı kadir topbaş’ı “itibar” sahibi ilan etmek elif çakır’ın “olduğu gibi” köşesini paradoksal bir şekilde en azından bugün için “olmadığı gibi” yapıyor… her bir istanbul hemşerisi için sulukule’de hemşehrilerine reva görülenler karşısında ahlaki sorumluluk duymak, yani vicdan meselesi yapmak, şüphesiz kişinin kendi karar vereceği bir konudur; kişiden talep edilecek bir şey değildir; ancak hemşehrilerini yüzyıllardır yaşadıkları yerlerinden edenleri “itibar” ile payelendirince o zaman bunu eleştirmek bir hemşehri olarak benim için ahlaki sorumluluk oluyor.

yalnız, elif çakır yazısında şu yazdığına tümüyle katılıyorum:

“kılıçdaroğlu bence kadir topbaş’a karşı belge getirmek yerine, önce istanbul’a şöyle bir gelse, kıyısını köşesini tanısa iyi olur.”

elif çakır haklı, ilk tanıyacağı yer sulukule olabilir. hatta mümkün olsa sulukuleli çocuklar ve çocukların atölyedeki abla ve ağabeyleri’nin “işte bu yüzden sizleri bu ibret yıkımı görmeye davet ediyoruz” çağrısına icabet etse ve bugün bu ibret yıkımın tanığı olsa…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s