Acıdan bir yıl sonra ne arayan var ne de soran

erdinç ergenç – nurdeniz erken

istanbul, davutpaşa’daki bir maytap atölyesinde meydana gelen korkunç patlama neticesinde 23 kişinin hayatını kaybetmesinin üzerinden geçen bir yılda, acılı aileler, dava sürecinin ilerlemediğini ve kimsenin kendileriyle ilgilenmediğini söylüyor. patlamanın ardından ailelerin yanına gelerek türlü sözler verenler, aradan geçen bir yılın ardından verdikleri sözlerle birlikte ortadan kaybolmuş durumda. yakınlarını yitiren ailelerin büyük kısmı ise kaymakamlıktan aldıkları cenaze paraları dışında kimseden manevi dahi yardım almadıklarını söylüyor. psikolojileri bozulan ve aile hayatları çöken çocuk ve eşler, sosyal bir dramın kurbanları olmuş durumda.

zaman aşımına uğratacaklar

bir yıldır verilen sözlerin hiç birinin yerine getirilmediğini söyleyen aileler, devletin kendilerine tazminat vermediği gibi, açılan davaları zaman aşımına uğratmak için her türlü bürokratik geciktirme taktiğini uyguladığına inanıyor. patlama sonrası açılan idare davasının bir türlü ilerlemediğini söyleyen aileler ve avukatları, belediyeler ve kamu kurumlarının sorumluları tespit etmekte ve adalete bildirmekte yavaş davrandığını söylüyor. üstelik hazırlanan bilirkişi raporunda, patlayıcı madde üreten işyerini kontrol altında tutması konusunda kanuni sorumluluğu olan emniyet ve içişleri bakanlığı bulunmadığını vurguluyorlar. bilirkişi raporuna göre, patlamada istanbul büyükşehir belediyesi, zeytinburnu belediyesi, çalışma bakanlığı ve bedaş’ın sorumluluğu var.

tazminat alan az

patlama sonrası güvence fonu’ndan ölenlerin ailelerine 100 bin ytl para ayrıldığı belirtilirken, bu parayı alan çok az sayıda aile var. alanların çoğu da düşük miktarlardan şikayetçi. patlamanın olduğu atölyede sigortasız çalışan işçiler mağdur oldukları halde, yasaya göre patlamaya sebep oldukları öne sürülerek bu fondan yararlandırılmadı. bağ-kur’a para ödeyerek emeklilik hakkı kazanan bir aileye ise hiçbir tazminat ödenmedi. fondan yararlanan aileler ise eğer mahkemeden ayrıca cezai tazminat kazanırsa aldıkları para tazminatlarından düşülecek. hatta aileler, tazminatın devletin verdiği emekli ve ölüm aylığından da düşüldüğünü söylüyor.

çocuğa ev vaadi hala gerçek olmadı

patlamanın kurbanlarından biri de 36 yaşındaki semra bakkal’dı. patlamanın oldu iş yerinin altındaki dokuma atölyesinde sigortasız çalışan ve işyerinden üç aylık alacağı kalan bakkal’dan geriye gözü yaşlı üç küçük çocuk kaldı. babaları cezaevinde olan çocuklara emekli olan anneanneleri nigar bakkal bakıyor.

nigar hanım, çocukların yaşadığı travmanın babalarının cezaevinde olmasından ve ev sahibinin yaptığı baskıdan kaynaklandığını söylüyor. semra bakkal eğer patlamada ölmemiş olsaydı, bir hafta sonra tutuklu olan eski eşiyle, cezaevinde yeniden nikah kıyacağını söyleyen annesi nigar hanım, şunları söylüyor:

“çocukların babası 17 aydır içerde. cenazeye dahi gelemedi. ne zaman çıkacağı da belli değil. annelerinin ölmesi babalarının içerde olması nedeniyle psikolojileri bir hayli bozuldu. bu olaylar bizi bir hayli yıprattı. davanın hâlâ açılmaması bizi tedirgin ediyor. güvence fonu’ndan herhangi bir yardım almadık. benim emekli maaşım bir de çocuklara annelerinin bekarlık günlerinden kalma sigortası nedeniyle bağlanan ölüm aylığıyla geçinmeye çalışıyoruz.”

başkandan başka bilen yok

kendisine telefon ettiğimiz sırada ev aradığını söyleyen nigar bakkal, “ev sahibimiz çıkmamız için baskı yapıyor. patlama olunca ben çıkamadım. ama artık iyice rahatsız etmeye başladı. illa ki çıkın diye zorluyor. şimdi sokak sokak dolaşıp ev arıyorum” diyordu.

arşivlerde ise beylikdüzü belediye başkanı vehbi orakçı’nın, patlamanın ardından televizyon kameralarıyla gelerek aileye ev sözü verdiği bilgisi yer alıyor. ancak gazetelere de çıkan bu vaat, aradan geçen bir yıla rağmen bir türlü gerçekleşmedi. ailenin bütün çaldığı kapılar yüzlerine kapandı. anneanne bakkal, “beylikdüzü belediye başkanı, evimize kadar geldi. televizyonlara demeç verdi. ‘çocuklara ev veriyorum’ dedi. ama bir yıl oldu ne arayan var ne soran. biz belediyeyi aradık herkes ‘benim haberim yok’ diyor. dairenin verileceğine hiç inancım kalmadı” diyor. nigar hanım’a göre, belediyede başkan hariç hiç kimsenin anlaşılan bu vaatten haberi yok.

sözüm söz inşaat bitince daireyi vereceğiz

vaat gazetelerde olduğu kadar belediyenin kendi internet sitesinde de yer alıyor. vehbi orakçı, sabah’ın soruları üzerine şunları söyledi:

“aileye söz verdiğimiz evin inşaatı devam ediyor. biz üç dört ay önce aileyle görüştük. ben onları yönlendirdim. sorun çözüldü diye bana bilgi geldi. ben öyle biliyorum. neticede verdiğimiz sözde sorun olmaz. olsa da bizim sözümüz geçerli. bu konuda kuşkumuz yok. proje bittiği anda daire kendilerine verilecek. şu an inşaat devam ediyor. onlar da elbette sabırsızlık yapabilirler. onlara şunu söyledim: ‘sizin durumunuz yoksa kiranızı biz karşılayalım’. çocuklar dedi ki ‘anneannede kalıyoruz kira derdimiz yok’. teminat istediler. ben de arkadaşlara yardımcı olun ikna edin diye talimat verdim. ama akıbetini takip edemedim. tekrar konu bana yansımadığı için çözüldü diye biliyorum. yazılı talimat vermekte hiçbir sakınca yok, hatta yazar altına kişisel imzamı atarım. eğer kaygıları varsa ben kendim kişisel teminat veririm. benim bunu karşılayacak kendi imkanım da var. biz buna benzer durumdaki insanlara daha önce de katkımız oldu. benim de annem öldüğünde 10 yaşındaydım. orada çocukları kendi yerime koydum ve öyle düşündüm. bunu laf olsun diye söylemiyorum. onlar müsterih olsun. ben tekrar gerekli yetkililerle konuşacağım ve bir boşluk varsa çözeceğiz.”

annesini sorunca ‘melek oldu’ diyoruz

gülhan çabuk (30), patlamaların olduğu iş hanının karşısında çalışıyordu. aynı işyerinden patron da dahil 7 kişi hayatını kaybediyor. proje tasarımı yapan eşinin o gün orada olmasının tesadüf olduğunu söyleyen idris çabuk, eğer dışarı çıkmamış olsalar eşinin hala hayatta olacağını belirtiyor. eşi idris çabuk, aradan geçen bir yılı şöyle anlatıyor:

“bir yıldır oğluma ben bakıyorum. sabah kreşe bırakıp akşam alıyorum. annesini sorunca ‘melek oldu’ diyoruz. bazen ilginç sorular soruyor. ‘arkadaşımın annesi var benim neden yok” diyor. insanın zoruna gidiyor. biz para peşinde değiliz. aynı acıyı başkası da yaşamasın. benim verdiğim vergiyle eşimi öldürdüler. ömür boyu yalnız bırakıldım. onların parası benim eşimi geri getirmez. kimsenin başına böyle bir olay gelmemesi için elimizden geleni yapacağız. bu işlerin peşini bırakmayacağız.

“yardım ettik diyen yalancı”

henüz 21 yaşında, polis olmak için sınavlara hazırlanan hasan akhun da patlamanın olduğu sokaktaki bir parfümeri dükkanında çalışıyordu. geride gözündeki yaşı dinmeyen bir aile bırakan akhun’un annesi nafiye hanım, “oğlum ölünce eşimin sağlığı bozuldu. bir tek benim maaşıma kaldık” diye konuşuyor. ceza davasının bir an önce açılması için kapı kapı dolaştıklarını anlatan nafiye akhun, “ailelerin çoğu yardım almadı, yardım ettik diyenler yalan söylüyor” diyor.

patlama olacak korkusuyla evde oturuyor

“çok mutluyduk, çok ama. çöktük bittik yani. bundan sonra böyle yarım bir hayatla devam edeceğiz. kabullendik bunu” diyor 43 yaşındaki eşi ömer vural’ı kaybeden güssu vural. ev hanımı olan vural, üç çocuğundan en küçüğü olan 1.5 yaşındaki kızına baktığı için çalışmıyor. her an bir patlama olacak ve çocuklarını kaybedecek korkusuyla onları bırakamadığını söyleyen vural’ın büyük oğlu ise babasının ölümünün ardından dersleri bozulduğu için liseyi bırakmak zorunda kalmış ve çıraklık okuluna gidiyor. kocasının pisi pisine öldüğünü ifade eden vural “niye öldüler, neden öldüler hala bilmiyorum. nasıl denetlemediler o kadar patlayıcıyı orada. ondan çok şikayetçiyim” diyor. aile, güvence fonu’ndan destek almış ancak patlama sonrası psikolojik destek verecek kimse evlerine uğramamış. tek gördükleri yardım ise büyükşehir belediyesi aradan bir yıl geçtikten sonra bu ay verdiği 180 tl yardım.

mezar satın almak için kredi çekti

havva bal, patlamaya yol açan iş yerinde çalışan 45 yaşındaki eşi zübeyir bal’ı kaybettikten sonra yapa yalnız kalmış. eşinin 3.5 yıl boyunca o atölyede sigortasız çalıştığını söyleyen bal, önceki sigortası sayesinde ölüm aylığı bağlatabildiğini anlattı. eşinin ölümünün ardından psikolojisinin bozulduğunu söyleyen bal, olaydan iki ay sonra işi bırakmak zorunda kaldığını ifade etti. bal da tıpkı diğer mağdur aileler gibi valilik ve kaymakamlıktan cenaze masraflarını karşılayacak yardım dışında hiçbir para almamış. havva hanım, eşinin mezarının yerini satın alabilmek için bankadan kredi çektiğini kaydederek, 11 yıllık eşinin yanında kendine de bir mezar aldığını aktardı.

dilenci maaşı bağladılar

bitlisli heybetullah güleç, davutpaşa’daki patlamada hayatını kaybettiğinde henüz 18 yaşındaydı. bir çorap fabrikasında sigortasız olarak asgari ücret için çalışıyor, parasını biriktirmek için her gün işine yürüyerek gidip geliyordu. ölümünün ardından psikolojileri bozulan anne ve babası köylerine geri döndü.

“keşke yaşasaydı da sırtımızda gömleğimiz olmasaydı” dediği ağabeyi hakkı güleç ise kardeşini alan patlamanın sorumlularının cezalandırılması için uğraşıyor. “kaza sonrası olayın sıcaklığıyla birçok vaatlerde bulunulmuştu. sigortalı olanlar hak ettiği maaş bağlandı. benim kardeşimin öyle bir şansı da yoktu” diyen güleç “uğraşmamıza rağmen anne ve babamıza 120’şer tl maaş bağladılar. bunu bir dilenciye verseniz hakaret olarak kabul eder” diye ekliyor. güleç şöyle konuşuyor:

“sorumlular belli, deliller ortada ama bakırköy cumhuriyet başsavcılığı 31.03.2008 tarihinde raporunu tamamlıyor ve bu kurumlara dilekçe gönderiyor. maalesef geldiğimiz noktada bir ceza davası açılmadı. davayı zaman aşımına uğratmaya çalışıyorlar.”

çocuğu komşu yardımıyla ayakta

patlama, lezgi şimşek’i teyzesinin oğlu salih temel’in sahibi olduğu kadife dokuma atölyesinde yakaladı. geride eşi ve altı çocuğu kalan şimşek’in ailesi güvence fonundan az bir miktar para aldı. en büyük çocuğu 12 yaşında olan şimşek’in ailesi, bugün çevreden gelen yardımlar sayesinde ayakta duruyor. “ben de patlamada işimi, her şeyimi kaybettim” diye konuşan temel “yardım vaat eden çok oldu ama bir şey alamadık, bari davamız başlasın” diye konuşuyor.

“hiç olmazsa sorumlular yargılansın”

adnan saday’ın oğlu orhan saday’da 26 yaşında torna tesviyeci olarak çalıştığı atölyede hayatını kaybetti. oğlunun iki küçük çocuğuna ve eşine sahip çıkan adnan saday, “hiçbir yardım görmediğimiz gibi sorumluların yargılanacağı ceza davası bile bunca aydır açılmadı” diyor. geride kalan oğlu ile sekiz kişiye baktığını anlatan saday, “kazandığımız bin 400 lira ile bunca boğaz nasıl doyar” diye soruyor.

iki çocuğu 400tl ile okuyor

patlamanın gerçekleştiği sokakta kendi atölyesinde can veren yaşar kara ise geride iki çocuğunu ve eşini bıraktı. henüz 37 yaşındaki kardeşini kaybeden mustafa kara, “hala vaatlerde bulunuyorlar. sadece istanbul valiliği’nin verdiği 2 bin tl’yi aldık. bir de kendi sosyal hakkımız olan maaşımız bağlandı. bu da kanuni prosedür gereği yapıldı, ek bir yardım değildi” diye konuşuyor. “kardeşimden kalan 400 tl bir emekli maaşıdır. çocuklardan biri sekiz yaşında, diğeri de 19 yaşında. ikisi de okula gidiyor. bu parayla geçinmeye çalışıyorlar” diye konuşuyor.

cenaze masrafı dışında yardım yok

dursun çelik’in 22 yaşındaki oğlu sevdat, 2002’de girdiği davutpaşa’daki patlamanın olduğu işte askerden geldikten sonra da çalışmaya devam etmiş. ilkokul mezunu olan sevdat, dört ay sigortasız olarak çalıştıktan sonra patlamada can vermiş. olay olduğu zaman cenaze masrafı olarak aldıkları yardımlar dışında her hangi bir para almadıklarını da kaydeden dursun çelik, sosyal güvenlik kurumu’ndan eşiyle kendisine 124’er tl maaş bağlandığını da söylüyor. çelik, oğlunun ölümünün ardından ailece dağıldıklarını ve geçinemediklerini kaydederek evlerinden taşınmak zorunda kaldıklarını ifade ediyor.

desteği bırak devlete borçlu çıktık

hüseyin tayranoğlu, patlamanın olduğu handa ruhsatlı olarak faaliyet gösteren çorap imalathanesinin sahibiydi. güvence fonu’ndan yardım alamadıklarını söyleyen kardeşi haydar tayranoğlu, bağ-kur’a 13 bin tl ödeyerek çocuklarına ölüm aylığı bağlattığını anlatıyor. tayranoğlu, ağabeyinin ölümünün ardından kaymakamlıktan aldıkları 3 bin tl’lik cenaze yardımı dışında para almadıklarını ancak ssk ve vergi dairesinin peşlerine düştüğünü ve kalan borçlarını tahsil etmek için kendilerini sıkıştırdığını söylüyor. kardeşinin ilk patlamanın ardından yardım için binaya girdiğinde hayatını kaybettiğini söyleyen tayranoğlu, kendisinin de hasta olduğu için çalışamadığını ve iki ailenin aynı evde yaşamak durumunda olduğunu aktarıyor. tayranoğlu, ssk’daki müdürlerin kardeşinin borcunu ödemek istemiyorlarsa kendilerine reddi miras vermelerini tavsiye ettiğini anlatıyor. iki çocuğu yetim bırakan patlamanın ardından ailenin tek tesellisi ise 10 yaşındaki oğlunun darüşşafaka’ya girmesi olmuş.

kaynak: sabah

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s