Ey “ulusalcı” genç… tehlikenin farkında mısın?

orhan yalçın gültekin

oyg009hale özgür kıyıcı, “harbiyeli aldandı mı?” başlıklı mektubunu, adını bir kontrgerilla suikastına kurban giden kardeşi mustafa taylan özgür’den (kısaca taylan özgür) alan üsteğmen taylan özgür kırmızı ve diğer genç subaylara hitaben yazdı. hale özgür kıyıcı, kardeşinin adını taşıyan bir gencin, bu üsteğmenin adının “ergenekon” davasına karışmış ve kendisinin de tutuklanmış olmasından duyduğu üzüntüyü, yalnızca yirmi birinci doğum gününü kutlayamamış bir kardeşin ablası olarak değil ama aynı zamanda üç askeri müdahale görmüş, o dönemdeki acılara tanıklık etmiş bir yurtsever demokrat olarak ifade etti.

burası önemlidir; yalnızca soyut bir yurtsever değildir hale özgür kıyıcı, bir demokrattır aynı zamanda. şimdilerde karşı karşıya getirilen bu iki kavramı, birbirinden ayrılamaz iki büyük dava olarak benimsemiş, içselleştirmiş bir insan… tıpkı kardeşi taylan özgür gibi… tıpkı kardeşinin en yakın arkadaşları hüseyin inan ve alpaslan özdoğan gibi… tıpkı kardeşinin yalnız başına istanbul’a göndermeye gönlünün elvermediği arkadaşı deniz gezmiş gibi… tıpkı kardeşinin birlikte yürüdüğü arkadaşları sinan cemgil, yusuf aslan gibi… mustafa lütfiler, mahir çayanlar, hüseyin cevahirler, ulaş bardakçılar, ibrahim kaypakkayalar gibi… tıpkı “tam bağımsız ve gerçekten demokratik türkiye” diyen türkiye 68’inin diğer kahramanları gibi…

sana anlatmıyorlar, birileri anlatınca da yemin billah öyle olmadığını söylüyorlar ama bilir misin onlar niye “tam bağımsız ve gerçekten demokratik türkiye” istiyorlardı? bununla yetindiklerini mi sanıyorsun, öyle mi öğretiyorlar sana? onlar, “tam bağımsız ve gerçekten demokratik türkiye”yi sosyalizm savaşımı vermenin en elverişli, yegâne elverişli koşullarını oluşturacağı için istiyorlardı; sosyalizme varabilmek için önce “tam bağımsız ve gerçekten demokratik türkiye”yi kurmamız gerekir diyorlardı.

sana bütün bu adları elbirliğiyle yanlış tanıttılar. sana türkiye 68’inin kahramanlarından kırpıp kırpıp oluşturdukları bir dizi ikonayla sahte kahramanlar yarattılar. bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm için yaşamlarını vermiş bu genç insanlardan devletçi-milliyetçi sözümona devrimci tipler yaratmaya çalıştılar ve seni kandırdılar.

okuyor musun, bilemiyorum… lenin diye bir adam vardı; rusya’da bolşevik-sovyet-ekim devrimine önderlik etmişti. o, şöyle diyordu:

“bugün bütün sosyal-şovenler, —gülmeyin!— “marksist”tirler. ve daha düne dek marksizmin kökünü kazıma işinde uzmanlaşmış burjuva alman bilginleri, şimdi bir soygun savaşının yürütülmesi için son derece iyi örgütlenmiş o işçi sendikalarını eğitecek bir “ulusal-alman” marx’tan gitgide daha sık söz ediyorlar!”

şimdi de dünün ve bugünün cuntacıları, darbe yanlıları, kendi gücüne güvenmeyenler, dün ak dediğine bugün kara diyenler, yarın yeniden ak diyecek olanlar, sözüm ona ulusal çıkarlar adına her türlü kuraldışılığı kendi küçük dünyalarında meşrulaştıranlar, ellerinde bulunan gücü kötüye kullanmakta tereddüt etmeyenler, sosyal-şoveninden apaçık şovenine kadar bütün bu zevat –gülme! ağla!- “ulusalcı”dır. ve daha düne dek türkiye’de solun kökünü kazıma işinde uzmanlaşmış burjuva akademisyenler, köşe yazarları, şimdi kendi bencil çıkarları ve otoriter yönetim anlayışlarında seni kullanabilmek ve eğitebilmek için “ulusal-türk” ve “devletçi-türk” taylan özgür’den, deniz gezmiş’ten daha sık söz etmiyorlar mı?

sana sunacakları kendi kahramanları yoktu. onların kahramanları, örtülü ödeneklerden beslenen ve her türlü kirli işi gözü kapalı yapanlardı. ağcalardı, kırcılardı, çatlılardı… ağcalar, kırcılar, çatlılar, başkalarının kahramanlarıydı; onlar, adları her geçtiğinde “türkiye sizinle gurur duyuyor” diye höykürenlerin kahramanlarıydı. sana onlardan kahramanlar sunsalardı, kabullenebilecek miydin?

ama şimdi kabulleniyorsun! yazık ki kabulleniyorsun.

nereden nereye geldiğini düşün. ve sor kendine: sen, tehlikenin farkında mısın?

***

kendi öncülün olarak gördüğün o gençler, yani 68’liler, türkü, kürdü, ermenisi, rumu, azerisi, çerkezi… birlikte savaşım verdiler, birbirlerinin farklılıklarını bilerek, kabullenerek ve/ama bunu bir zenginlik olarak kabul ederek… onlar, haklardan bahsediyorlardı, eşitlikten bahsediyorlardı, kardeşlikten bahsediyorlardı…

bir bak kendine… sen nelerden bahsediyorsun? sen, kürt denilince, ermeni denilince, rum denilince, kırmızı görmüş boğa gibi hiddetleniyorsun. öyle gerilmişsin ki, boğaların kırmızıya değil de hareket edene tepki verdiklerini bile unutmuşsun.

aradaki uçurumun farkında mısın? tehlikenin farkında mısın?

***

kendi öncülün olarak gördüklerin, türkiye’nin bağımsızlığını korumak için değil, türkiye’yi bağımsız kılmak için savaşım veriyorlardı; zira onlara göre türkiye bağımsız değildi, bağımsız olmalıydı.

onların bağımsızlık anlayışı onları halkla birleştirirken, senin bağımsızlık anlayışın seni devlete –hangi devlete diye sormalısın kendi kendine-, dahası devletin kontrgerillasına yaklaştırıyor, onu desteklemeye yöneltiyor.

sen, tehlikenin farkında mısın?

***

onlar, gerçek demokrasi istiyorlardı; halkın demokrasisini istiyorlardı; var olanı ise filipin tipi demokrasi olarak adlandırıyorlardı. bu yüzden onlar, yüzeydekinden derinine, sokaktaki faşistinden, islâmcısından kontrgerillasına kadar devlet ve uzantılarının boy hedefi oldular; öldürüldüler, katliama maruz kaldılar, failleri meçhul kaldılar.

sense filipin tipi demokrasiciliği bile çok görüyorsun; dünün türk-islâm sentezcileriyle birlikte yürüyorsun; dünün ve bugünün faşistlerinden demokrasi kahramanları keşfedenlere ses çıkarmıyorsun; onlarla kızıl elma koalisyonları kuruyor; kontrgerilla artıklarıyla aynı davalarda yargılanıyor olmayı dert edinmiyorsun.

sen, ne yaptığının farkında mısın? sen, tehlikenin farkında mısın?

***

senin öncülün saydıkların komünistti; işçi grevlerinde, köylülerin toprak işgallerinde, memurların savaşımlarında onlar da vardı.

sense faşist sendika “önder”lerinin yanında konumlanmaktan, emekçi haklarını gasp edenlerle birlikte olmaktan hicap duymuyorsun.

sen, tehlikenin farkında mısın?

***
emekçilerin, bir kez daha aldatılmamak, yanıltılmamak için kullanabilecekleri belleklerinden başka nesi vardır? yalnızca birey olarak kendi yaşadıklarını değil, başkalarının yaşadıklarını da anımsamak ve gereğini yapmak gerekmiyor mu?

oysa sen, işkencecisini affedip onlarla saf tutanların yanında yer alıyorsun.

sen, tehlikenin farkında mısın?

sen, tehlikenin farkında …

sen, tehlikenin …

sen, …

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s