Vefa

sibel öz

nasıl da dolu, nasıl da insanlık kokan; unutulmuş, yitirilmiş bir kavram…

bazı kelimeler var ki, onları daha ucuzlarıyla değiştirememişiz, dilimizden yitip gitmekle kalmışlar bu yüzden. “vefa” gibi…

bazı kelimeler var ki, yaşanmışlıkları anlatırlar. bir yüzleri acıdır bu yüzden, ama fark ediştir; güzeldir. “vefa” gibi…

kelimeler var ki, tamamlanmışlığını sorgularlar insanın. hayatı önemsemeyi öğretirler. “vefa” gibi…

“vefa”, yokluğunda hatırlanan, varlığında ötelenen bir duygu. bir borç değil, ama insana ait bir değer… sadakate değil, “insan”a götüren… insanı çoklaştıran, kalabalıklaştıran, hayatla ve insanla buluşturan…

çokça duyarız, günümüz insanının vefayı unuttuğu, artık vefa duygusunun kalmadığı söylenir. katılırız bu tespitlere. kapitalizm insanları birer tüketici nesneye dönüştürmüştür. bireyselleştirip popüler kültürle teslim almıştır, insani duyguları köreltmiştir. vesaire… saatlerce bunlar üzerine konuşabiliriz. peki, biz ne kadar “vefa” duygusuna sahibiz? “sıradan” insanı sorgularken ve yargılarken, ne de olsa bir tür üst-insan olarak görüyoruz kendimizi, biz ne kadar vefalıyız? ne kadar çok unutmuşuz, aynanın karşısında gördüğümüz bir çift göz bunu haykırmayacak mı fırsat versek? annelerimiz, babalarımız bizleri severken, “vefalıdır benim kızım, oğlum… merhametlidir…” derlerdi. küçümsüyoruz şimdi vefayı da, merhameti de… ama herkesten çok acıyoruz kendimize. o zaman “yalan” var bir yerlerde. “yalan”ın olduğu yerde vefa da yok, merhamet de…

cezaevinden çıktığımda, on altı yaşımda bana “önemlisin sen ve iyi bir devrimci olacaksın” güvenini veren, işportacılık yaparak mücadeleye destek sunan, üşüyen elleriyle bize ısmarladığı çayı hiç unutmadığım bir “abi”mi sormuştum. kimisi “yurt dışında olmalı” demişti, çoğu bilmiyordu nerede olduğunu. sonra onun surlarda yatıp kalktığını öğrendim. utandım. hala utanıyorum, çünkü o üşüyor… 78 kuşağı hep üşüyecek. bizimle onları kopartan “eski” yoldaşları da üşüyecekler hayatlarının sonuna dek. çünkü “vefa” duygusunu unuttular. yoksunluk değildi tek neden, kapitalizm ya da şartlar değildi. genel bir “kurtuluş”un herkesi kurtaracağı sanıldı. olmayınca, ellerini bıraktılar birbirlerinin. bizim oralarda “deli horon” vardır. ne kadar yüksek bir hızda dönersen dön, elinden koptuğunda yanındakinin, savrulur gidersin. bir deli horon muydu mücadele, deli horonda el bırakılır mı?

deli horon duruldu, şimdi deli halay var. hatta daha yüksek hızda çekiliyor. daha çok insan katılıyor deli halaya. savrulanlar daha az dikkat çekiyor belki bu yüzden. düşenler daha az işliyor yüreklere. ama aynı sorun burada da geçerli değil mi? cezaevinden çıkanlar, yani bizler mazgal önlerine “mektup var mı?” diye koşmanın ne demek olduğunu çok iyi bilirken, bir kart bile atmamış olanlarımız var şimdi. onlara bir kart aldıklarında yüzlerce kez teşekkür etmeyi öğrettik. “hala bizi hatırlayanlar var…” diyorlar. acı değil mi? “16 yıldır ilk defa tanımadığım birinden bir mektup alıyorum.” diyenler var. tanımak mı gerekirdi “yoldaş” olmak için? geri dönüp bakmamak üzerine kurulu “hayat”lar bir gün tökezlediğinde “vefa”yı hatırlayacaklar. ama gerçekten “geç” olmayacak mı “hatırlamak” adına. hangi yüksek mevkiler, hangi yüksek mevziler “unutmuş” olmanın tesellisi ya da izahı olabilir ki?

kendimizi 78 kuşağı gibi üşümeye terk etmeyelim. üşümek yalnızlıktandır. geçenlerde çocuk gülüşlü bir arkadaşım, “birbirimizi gördüğümüz her yer cennettir bizim için…” demişti. içerisi de cennetti birlikteyken. öyleyse üşütmeyelim birbirimizi. üşümeyi kültürleştirmeyelim. örneğin evlerde toplanıp kitaplar okuyalım eskisi gibi. arkadaşlarımıza el işi kâğıtlarından kartlar yapalım. birlikte “bahça duvarından aştım”ı söyleyelim, ne zamandır söylememişiz. şaşırtalım kendimizi biraz. birbirimizin gözlerine bakalım.

hale abla, taylan özgür’ün ablasının selamı başımız gözümüz üstüne… sen de… sen de geldin ya… deli horon… deli halay durmaz artık…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s