Bir Yanlışın Külü

ahmet ümit günal

ahmetumitgunal1solun, özellikle türkiye’de, iktidar olabilmesi için gerekli basamakların en başında sağın eskilerinden ırak durması gerekiyor. gerek söylemleri ve gerekse popülaritelerinin prim yapacağını sanarak gösterdiği adaylarda yıllardır yanılmakta. oysa hiç de ders alınmışa benzemiyor.

albay’ın eşi, sevigen’in işi. tuğba özay ve chp adının yan yana getirilmesi bir başka skandal. 2004 genel yerel seçimlerinde antalya’da kentin bir valisi varken, demirel ailesine yakınlığıyla bilinen antalya eski valisinin aday gösterilmesi sonucu büyükşehir belediye başkanlığının akp’ye kaptırılması gibi birçok örnek.

türk demokrasi anlayışının özünde, ordu-millet yanılgısından daha çok, hakan’a bağlılık ile imam’a biat anlayışı yatıyor olması, lidere sırnaşma ve onun üzerinden siyasa yapılması ile doğru orantılı olduğundan, mahalle kahvehanesi kurmaylarına varana değin kanıksanmıştır.

siyasal partinin düzlüğe çıkartılmasında, partinin önde gelen ve belli bir sayısal gücü olanların, partinin yeniden yapılandırılmasına harcaması gereken güç ve çabaları, liderliği ele geçirmeye kanalize etmeleri, türk solunun asal sıkıntısıdır.

baykallı karayalçınlı shp.

günaylı chp.

karakaşlı, keskinli, talaylı, öymenli, çetinli, erdemli, sezerli, uluç ve güven gürkanlı chp, dsp, hp, sodep ve shp, sol eğilimli seçmene bu açmazı hem yaşatmışlar hem de katkıda bulunmuşlardır.

somutlaştırmak adına son 20 yılı irdelediğimizde görülecektir ki, parti içerisindeyken bile, genel başkanı yerinden kıpırdatmaya gücü yetememişlerin parti dışında bunu başarabilme düşlerinin hiçbir kıymet-i harbiyesinin olmadığı defalarca yaşanmıştır.

demek ki bu, ısrar edilen yanlıştır. öyleyse uygulanabilir çözümlerin ilk basamağı ve evresi ne olmalıdır?

kılıçdaroğlu’nun baykal’a sunduğu, ilkokul müsamere hazırlıkları türünden öyle 4 k formülleri ile olacak işler değildir, bunlar. sanki baykal, hiç bilmiyordu ve aklına da hiç gelmemişti, bugüne değin!

bu bile, bireylerin öne çıkartılması, yönlendirilmişlerin aslında halka kakalanmasıdır. sıradan bireylerden sıraüstü maharet ve mucizeler beklenmesine yol açacak hayal tacirliği, yazımızın başında işaret ettiğimiz sakıncaya geri döndürür, bizi.

istanbul yenilgisi, bir utku gibi pazarlanmaktadır. evet, kılıçdaroğlu, adı ile chp’den daha çok oy almıştır. oysa siyasal partiler bireylerin gerisinde ve gölgesinde kalabilir mi, hiç? bu sultanlık ve sultaya götüren yol demektir ki, çoğulcu demokrasi de bu görüşün karşıtı olarak, bu gökkubbe altında en az bireye zarar veren ve en çok bireyi kollayan ve gözeten sistem olarak ortaya çıkmıştır.

oysa istanbul’da chp, kurumsal ve tüzel kişi olma ağırlığını yeterince ortaya koyabilse, örneğin yıllardır can ve mal güvenliği tehlikedeki taksici ve şoför esnafının ekonomik sıkıntılarını çözümleyecek bir önlemler ve kurtarma reçetesi ile vaatler dizinini sunabilse idi, istanbul’da bugün, kılıçdaroğlu’nun kılıç salladığı bir büyükşehir belediye başkanı ve chp’nin iktidar olduğu bir yerel yönetim olurdu.

görülüyor ki, optimum harmoninin sağlanabilmesi için, aday bireyin arkasında onu öne çıkaran birey, lider ya da liderler kadrosu değil, parti tüzel kişiliğinin damgası gerekmekte. bir yanlışın külünü, yeniden yakmanın yolu, kurumsal kimlikliliği toplumsal benimsenmişliğe dönüştürebilmekten geçmektedir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s