prof. dr. yakup kepenek
kürt sorununa barışçı bir çözüm bulunması kaçınılmaz bir zorunluluktur. bu amaçla atılan ve atılacak adımlar, doğal olarak, kamuoyunu yakından ilgilendiriyor.
başbakan, geçen salı günü akp grubunda yaptığı konuşma ile kürt sorununun çözümü için bir ortak dayanak noktası arıyor ve iki tarafın ölen gençlerinin anneleri, oğullarının başında “aynı duayı ediyorsa burada çok ciddi bir yanlış olduğu ortadadır. anneler buluşabiliyor ama birileri buna karşı çıkıyor” diyor. daha sonra doğu karadeniz gezisinde de “türk’ü, kürt’ü, laz’ı allah için seveceğiz” sözleriyle, görüşlerini pekiştiriyor.
çözümün asıl dayanağı ya da ortak noktası olarak duygusallıkla dolu bir “aynı dua” kavramının alınması doğru değildir. bu büyük ve karmaşık sorunun çözümünde “nesnellik” öne çıkmalıdır.
nedeni açık. “aynı duayı edenlerin”, gerek tarihte gerekse günümüzde birbirlerini, üstelik “allah adına” boğazladıkları biliniyor. aynı dinden olanların çok sayıda ayrı ulus olduğu da bir gerçektir.
başbakanın büyük yanlışı, sorunun çözümünü “tek başına” dine dayandırması; çözüm için dini referans alması, kaynak görmesidir.
kuşkusuz dinin birleştirici bir yönü var. ancak başbakan’ın kürt sorununun çözümünde hiçbir biçimde göz ardı etmemesi gereken gerçek anahtarlar var. bunlar, insanlığın ortak malı olan ve bu nedenle açılım için asıl kaynak olarak alması gereken “insanlık değerleri”dir.
insanlık değerleri, insanlığın binlerce yıl süren gelişmesinin ürünleridir. bu nedenle de ana kaynak olarak alınmaları, kürt sorunu gibi çok yönlü sorunların çözümünde, eğer isteniyorsa, kalıcı başarının da yoludur.
bu değerlerin başında “eşitlik ve özgürlük” gelir. bu ülkede herkesi birleştirecek olan temel değerler, eşitlik ve özgürlüktür.
eşitlik, yalnız yasalar önünde eşitlik anlamına gelmez. bununla birlikte; eğitimde fırsat eşitliği ve bunun eğitimin her basamağı için gerçekleştirilmesi; yaşamın her alanında ve özellikle de iş bulmada kadın erkek eşitliği; yönetim basamaklarında yükselmede yalnızca bilgi, beceri ve yeteneğin esas alınması eşitlik ilkesinin belirleyici yönleridir.
ikinci, ancak hiç de ikincil olmayan insanlık değeri, özgürlüktür. özgürlük, değişik kollarıyla farklı gibi görünse de bir bütünlük gösterir. düşünce ve anlatım; siyasal katılım; örgütlenme ve örgüt içi demokratik süreçlerin işlerliği; kültür ve sanat ve bilimsel çalışma özgürlüklerinin tam olarak gerçekleştirilmesi kürt sorununun çözümünde kilit işlevi görür.
eşitliğin ve özgürlüğün varlığı için hak kavramı, vazgeçilmezdir. yaşama hakkı; barınma, beslenme hakları; bunlarla birlikte, eğitim, iş bulma, çalışma ve sosyal güvenlik hakları, adalet duygusunun yerleşikliği; doğruluk, dürüstlük ve erdem, toplumsal dokunun sağlamlığının dayanaklarıdır. bunların tamamı, eşitliğin ve özgürlüğün altyapısı olarak toplumsal barışı ve dayanışmayı sağlarlar.
ülkenin yurttaşlarını, oğullarını terör nedeniyle yitiren anneler dâhil, bir arada tutacak olan en sağlam bağ, günümüzde insanı insan yapan, bu ortak değerlerdir.
ilke ve ortak nokta olarak, “eşitlik ve özgürlüğü” öne çıkaran bir yaklaşım, kürt sorununa kalıcı çözümün asıl kaynağı olmalıdır. çözüm, başka noktalarda aranmamalı, buradan türetilmelidir. sorunun eşitliğe ve özgürlüğe dayalı çözümüne “öncülük” etmesi için geçmişte chp genel başkanına yaptığımız öneriler bugün de geçerliliğini, üstelik güçlenerek, koruyor.
ülke siyasetinin bu çok ama çok önemli yönü eksiktir ve bu eksiklik açılım sürecini de tam anlamıyla topal bırakıyor.
yanlış dayanaklarla sağlam yapılar kurulamıyor. başbakan’ın çözüm dayanağı aldığı ortak nokta, kürt sorununun çözümünün yolunu açmaz; tam tersine bu açılımın kendisini yeni sorunların kaynağı yapar; umutlara da, beklentilere de, topluma da bir kez daha yazık olur. oysa sorununun çözümü kesin bir zorunluluktur.




Yorum bırakın