Karşıyaka

prof. dr. yakup kepenek

yakupkepenekizmir-karşıyaka belediyesince düzenlenen şenliğe konuşmacı olarak katıldım.

kuşkusuz zübeyde hanımın kaldığı latife hanımın evinin avlusunda, duyarlı bir izleyici kitlesiyle cumhuriyetin değerleri üzerinde söyleşmek bir başka güzel oluyor.

sözünü etmek istediğim bu değil; karşıyaka belediyesi bağlamında bazı genel sorunlar.

***

akp iktidarı yerel seçimler öncesinde kimi büyükkentlerin ilçe belediyelerini böldü.

bu bölme işlemlerinin temel nedeni elbette “halka daha fazla hizmet” değildi. tersine akp’nin daha çok sayıda belediye başkanlığı kazanması ve rant dağıtımı alanını genişletme isteğiydi. karşıyaka’da akp’nin bu beklentisi gerçekleşmedi; ayrılan bayraklı belediyesini de chp adayı kazandı.

karşıyaka’da bölünmeden doğan olumsuzluklar yaşanıyor. bunlardan biri, ilçenin nüfusunun ve gelirlerinin azalmasıdır. bunun gibi, dünya barış anıtı, sivas katliamını simgeleyen anıt ve 1 mayıs anıtı gibi görkemli ve kalıcı eserlerin yeni belediyenin sınırları içinde kalması da ayrı bir burukluk yaratıyor.

bunlara karşın, karşıyaka belediyesi, başkanı ve çalışanlarıyla, kültürel etkinlikler; gençlerin eğitimi; doğal ve tarihsel çevreyi koruma; her türlü sanatsal yaratıcılığın geliştirilmesi gibi belediyelerde çok da alışık olunmayan alanlarda da çalışmalarına devam ediyor.

belediyenin bölünmesi sonucu yaşanan sıkıntılardan birinin boyutları çok daha uzaklara uzanıyor.

olay şu: seçimlerden sonra, karşıyaka belediyesince kendisine bağlı kent a.ş.’de çalışan 276 işçinin işine, her türlü parasal hakları ödenerek son veriliyor. işlerinden çıkarılan işçiler soruna yerel düzeyde çözüm bulunamayınca, ankara’nın yolunu tutuyor. bu satırların yazıldığı saatlerde eylemlerini sürdürüyorlar.

başka birçok bölünen belediyede olduğu gibi nedeni belediyenin bölünmesi de olsa işten çıkarma olayı, ülkemizde çalışma yaşamına ilişkin çok sancılı bir durumun dışavurumudur.

işçilerin işten çıkarılmasını çok kolaylaştıran asıl neden, “işçi haklarının yasal korumadan yoksun” olmasıdır. daha doğrusu “işçi hakkı” kavramının tanınmayacak kadar bozulması ya da yokluğudur.

türkiye’nin işgücü piyasası, önce 12 eylül rejimi, sonra da onu tamamlayan ımf ve dünya bankasının baskılarıyla adım adım “esnekleştirildi”.

esnekleştirme, kestirme anlatımıyla, işveren ve işçinin, sözüm ona özgürce iş sözleşmesi yapmaları anlamına gelir. pek çoğu eğitimli, lise ve üniversiteyi bitirmiş milyonlarca işsizin olduğu bir ortamda, işçinin güçlü sermaye karşısında sözleşme yaparken “özgür” olduğunu düşünmek akıl dışıdır. ama bu saçmalık, bilinmektedir ki, ekonomide “liberal düşüncenin” temelini oluşturur.

esnekleştirme süreci “aracıları”nı yarattı. giderek yaygınlaşan bu uygulamayla kamu kurum ve kuruluşlarına “işçi alımları” “taşeronlar” eliyle yapılıyor. iş güvencesi tümüyle yok oluyor; işten çıkarmalar çok kolaylaşıyor.

işçilerin “sendikalı” olması tamamıyla olanaksızlaştırıldı; işçiler “sendikasızlaştırıldı” süreç, sendikaları kendi içlerinde yapısal sorunlarla karşı karşıya bırakıyor; yaşam savaşı vermeye zorluyor. çalışma yaşamı, ateşten gömlek, yakıyor!

uygulamada çok daha haksız durumlar doğuyor. örneğin işçi taşeronluğu yapan “şirket” batınca ya da el değiştirince-ki bu yollara çok sık başvuruluyor—işçilerin önceki şirketle yaptıkları sözleşmelerden doğan hakları tamamıyla “yok” oluyor.

diğer kamu kuruluşlarında ve belediyelerde yaşandığı gibi, karşıyaka’nın işçi çıkarma olayı, akp’nin, ımf ve dünya bankası desteğiyle uyguladığı bu hak ve hukuk tanımayan işgücü piyasası anlayışının çok acı ya da acımasız örneklerinden yalnızca biridir.

***

ımf ve dünya bankasının ünlü yıllık toplantılarından bu yıla ait olanı yarın istanbul’da başlıyor. sermaye dünyası istanbul’a akıyor. toplantılarda küresel bunalımdan çıkışın “sermayenin çıkarı” açısından tartışılacağı biliniyor. akp, işçilere değil, dincisiyle, dinsiziyle; yerlisiyle küreseliyle sermayeye yakınlığını, sermayenin “taşeronu” olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

ya işçiden, emekten yana olanlar? onlar ne yapıyor?

“Karşıyaka” için bir yorum

  1. chp sütten çıkmış ak kaşık… chp’li belediyeler de taşaronları ilk yerleştirenler, unutuldu mu? özelleştirmeye chp karşı çıktı mı? yakup kepenek de biraz dürüst davransa da chp’nin de bu konudaki günahlerını bir görebilse…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s