Genelkurmay’dan Taylan Özgür Yanıtı

23 eylül 1969’da beyazıt’ta öldürülen mustafa taylan özgür’ün katil ya da katillerinin ortaya çıkartılması için sürdürdüğü savaşım 41. yılına giren taylan özgür’ün ablası hale özgür kıyıcı, bir süredir ısrarla genelkurmay başkanlığı’na konunun ele alınması ve soruşturulmasıyla ilgili başvurularda bulunuyordu.

emekli kurmay yarbay talat turhan’ın “çeteleşme” adlı kitabında “devlet cinayet işlemiştir” savına örnek olarak gösterdiği ve değişik zeminlerde tekrarladığı “taylan özgür’ü bir üsteğmen öldürmüştür. şu an üst düzey bir generaldir.” ifadesi üzerine harekete geçen kıyıcı, en son 4 ekim 2009’da e-mail yoluyla genelkurmay başkanlığı’na başvurusunu yinelemişti.

başvurusunda “taylan özgür’ü bir üsteğmen öldürmüştür. şu an üst düzey bir generaldir.” savının ortaya çıkışı ve kamuoyuna mal oluşunu ayrıntılı biçimde anlatan kıyıcı, “‘devlet cinayet işlemiştir’ cümlesine kitabında yer veren bu emekli yarbay’a şimdiye kadar genelkurmay dâhil hiçbir kurum ve zan altında olması gereken hiçbir ‘üst düzey general’ hesap sormamıştır/soramamıştır.” demekte ve genelkurmay başkanı’na şöyle seslenmekteydi: “bu faili bilinen cinayetlerle yüzleşmenin zamanı ne zaman gelecek? kim bu” üst düzey general?

genelkurmay başkanlığı’ndan en sonunda bir yanıt geldi!

aşağıda sırasıyla şu belgelere yer verilmiştir:

* hale özgür kıyıcı’nın başvurusu (4 ekim 2009)
* genelkurmay başkanlığı’nın yanıtı (17 kasım 2009)
* hale özgür kıyıcı’nın yanıta yanıtı (17 kasım 2009)

* hale özgür kıyıcı’nın başvurusu
4 ekim 2009

genelkurmay’ın dikkatine

1969’da üstteğmen, 1990’da üst düzey general rütbesinde olanlar…
cinayetle suçlanıyorsunuz!

taylan özgür, 23 eylül 1969’da öldürüldü. devrimci gençlik hareketinin ilk “faili meçhul/faili bilinen” cinayeti olarak anılardadır…

28 kasım 1990 tarihinde istanbul gazeteciler cemiyeti lokalinde, yapılan tüm kamuoyu araştırmalarına göre en güvenilir ve en saygın kurum olarak açıklanan türk silahlı kuvvetlerinin mensubu olan bir üst düzey general cinayetle suçlandı. o toplantıdan sonra, 05 aralık 1990 tarihinde mülkiyeliler birliği’nde vermiş olduğu konferansta ve yayımladığı “çeteleşme” isimli kitapta “üst düzey general”i cinayetle suçlayan emekli yarbay talat turhan’ın bu açıklamalarını 19 yıldır yok sayanların bir suç işleyip-işlemediğini öğrenmek sanırım bir vatandaş olarak hakkım.

gelelim “üst düzey general” olayına ya da iddiasına…

bu basın toplantısını milliyet gazetesi yazarlarından melih âşık köşesinde yazmıştı. musa ağacık da basın toplantısına katılanlardandı. melih âşık beyle beraber bu köşede çıkan haberlerin sorumlularındandı sanırım.

ayrıca talat turhan bu toplantı tutanağını çeteleşme kitabında yayınlarken izleyen gazetecileri de teker teker yazmış ve tanık göstermiştir. bu listeye göre, adnan akfırat (yüzyıl), halil nebiler (güneş), kenan aksoy (sabah), mustafa ünal (zaman), mustafa aydın (yeni asya), nazım alpman (milliyet), sinan gökçen (cumhuriyet), tahir aka (yeni asya), yusuf uşak (güneş) ve televizyonlara “oradaydım”, “bir yudum insan” programlarını yapan nebil özgentürk de günaydın muhabiri olarak “oradaydı”.

29 kasım 1990 günü “devletin cinayet işlediği” haberi milliyet gazetesinde melih âşık beyin köşesinde gazeteci musa ağacık beyin sayesinde yer almıştır.

açıklamasını aynen aktarıyorum:

“turhan anlatıyor!”

“taylan özgür’ü polis değil, bir üsteğmen öldürmüştür. 1969’da üsteğmen olan bu kişi şu an üst düzey bir generaldir.”

bu açıklama orada bulunanları şok etmediyse de, biz ailesini derinden yaralamıştı. dosya kapanmış, adliyenin tozlu arşivine atılalı 14 yıl olmuştu. ve bu bilgiye istihbarat konusunda uzman olduğu bilinen emekli yarbay talat turhan her halde yeni ulaşmamıştı.

bu açıklamayı dava bitiminden 14 yıl sonra kamuoyuyla biraz da çeteleşme kitabının tanıtımını yapmak için toplantı düzenleyen ve bu toplantıda kamuoyu ile paylaşan emekli yarbay talat turhan da en az cinayeti işleyen/örtbas edenler kadar suçlu değil miydi?

bu açıklamayı yaparken bir de tanık gösteriyordu.

“hasan fehmi güneş’in içişleri bakanı olduğunun ertesi günü bu dosyayı verdim. hatta odada deniz baykal, ertuğrul günay ve uğur mumcu’da vardı.”

bu şok açıklamaları dinledikten sonra dönem arkadaşı olan eşimin hukuk bürosundan ertuğrul günay’ı aradık. telefonla ulaşamayınca durumu anlatan bir yazı yazarak fax ile kendisine ilettik. bir kere bile bu konu ile ilgili bizi aramadı. ancak yıllar sonra radikal gazetesine bir açıklamada bulundu. bu iddialar nedeniyle, hasan fehmi güneş beni tazminata mahkûm etmişmiş. hani çocuklar der ya… hayretlerim şaştı. kocaman bir yalandı bu… bu dava nasıl açılmış, nasıl bitmiş ki ben tazminata mahkûm olmuşum. keşke böyle bir dava açsalardı, ben de yargı önünde hesaplaşabilseydim. gerçek ortaya çıkabilseydi. sanıyorlar ki bunlar demokrat, aydın, vs… chp seçmeni ise hasan fehmi güneş’i tanıdı. tanıyarak büyüdü.

sıra uğur mumcu’ya gelmişti. bu açıklamaların doğruluğunu teyit ettirmek için kızım inan’ı alarak ankara’ya gittim. chp izmir milletvekili, t.b.m.m başkan vekili sayın güldal mumcu hanımefendi çok iyi hatırlarlar. ankara soğuk bir kış gününü yaşıyordu. uğur mumcu’nun evini bilenler vardır. çalışma odasındaki köşede bulunan oturma grubunda oturup saatlerce sohbet etmiştik. kızım inan ise, oğlu özgür’le odasında oturmuştu. sayın güldal ise bize çay servisi yapmıştı. bu dosyanın verildiğini uğur mumcu da kabul etmişti. bu dosyanın bir fotokopisinin de kendisinde olduğunu söylemişti.

ben de bu dosyanın fotokopisini talep ettiğimde; “biraz sabır hale’ciğim, her şey açıklanacak, bana ne olur güven” dediğinde bir anlık gafletle basiretim bağlanıp beklemeyi tercih etmiştim. zaten bu görüşmeden bir müddet sonra da kendisi öldürüldü. yani faili bilinen bir dosya daha eklenmişti hukuk devleti olduğu iddia edilen adliyenin rafları toz bağlamış arşivlerine…

milliyet gazetesinde yayımlanan rafet ballı’nın yazı dizisinden bir bölümü de aktarmakta fayda görüyorum. delil açısından.

em. yrb. talat turhan’ın açıklamasını aynen aktarıyorum:

soru: taylan özgür’ün öldürülmesi,1977 taksim’deki 1 mayıs katliamı, mit müsteşarı bahattin özülker’in bir otel odasında öldürülmesi konularında bilgi sahibi olduğunuz söylenir, açıklama yapmak ister misiniz?

em. yrb. talat turhan: chp hükümeti zamanında başbakan bülent ecevit’e iletilmek üzere 10 sayfalık bir rapor hazırladım. ayrıca olaylar hakkında etraflı bir şekilde deniz baykal ve hasan fehmi güneş’e bilgi verdim.

soru: gereği yapıldı mı?

em.yrb. talat turhan: bu soruyu bana değil kendilerine sorunuz.

rafet ballı’nın bu söyleşisi milliyet 16 kasım 1990 tarihinde “türk gladyosu, özel harp dairesi” yazı dizisi içersinde yayınlanmıştır. ayrıca, basım tarihi 1999 olan em. yrb. talat turhan’ın “çeteleşme” isimli kitabında da yer aldı. (s.244)

bir istihbaratçı olarak komu oyunda bilinen bu kişinin iddiası kardeşimin katilinin o dönemde üsteğmen rütbesindeki bir kişi olduğu ve basın toplantısının yapıldığı dönemde de ”üst düzey general olduğu” şeklindedir. “devlet cinayet işlemiştir” cümlesine kitabında yer veren bu emekli yarbay’a şimdiye kadar genelkurmay dâhil hiçbir kurum ve zan altında olması gereken hiçbir “üst düzey general” hesap sormamıştır / soramamıştır.

iddia sahibi ortadadır. bu iddianın ciddiye alınması gerekirken, altay paşaya olduğu gibi “bir onur davası”nı da bu iddia sahibine açması gereken genelkurmay niye susar bilinmez. askeri savcılığa gönderdiğim dilekçeyi bile görmezden gelenler niye bu kadar suskunlar bilinmez. iddianın sahibi, kurmay bir yarbaydır. milli savunma bakanlığı (msb) özel kalem müdürlüğü yapmış, abd’de eğitim görmüş bir uzman istihbaratçı kişidir.

gelelim hesaplamalara: harp okulu 1964 yılında mezun verememiştir. talat aydemir olayları nedeni ile… ancak 62–63 mezunlarını incelemek lazım. karşımıza kimler çıkar hep beraber görürüz.

taylan’ın öldürülmesi üzerinden 40 yıl geçti. eylül ayı geldiğinde anısına yazı yazanlar; artık bu iddianın üzerine giderek yazı yazmayı düşünün. mezarlar başında anmalardan “anıları önderimiz olsun!” mezarlık tapıcılığından vazgeçin. el verin… el verirseniz eğer anılarının önder olması gerçek olabilir. faili meçhuller dosyasının rafı taylan özgür cinayeti ile açılabilir. bir ipucu var, çok şey aydınlanabileceğini fark edin.

umudum var. zira çok yaklaştık. bu düğüm çözülmek üzere. çözülmeli. biz pes etmedik, ama o çeteler pes etmek üzere ya da pes ettirilmeli. umudum var dedim, umudumu yitirmeyeceğim. gerçeği bir gün kamuoyu öğrenecek. belki çok şaşıracak! belki kimlerin peşinden gitmişiz, diyecek! ve oturup ancak 12 mart ve 12 eylül darbelerinden sonra cezaevlerini ve sonrasında devlet aygıtını tartışmaya başladıysak, şimdi de militarizm nedir, ne değildir araştırıp tartışacağız. militarizmin tartışılmasını gündemde tutmak da önemli. o başparmağını sallayarak konuşan üst düzey generallere “işine bak general” deme cesaretini gösterebilirsek, işte o zaman o gencecik yaşında ölen/öldürülenlere borcumuzu ödeyebiliriz. umudum var derken kastettiklerim bu…

eşleri öldürülmüş iki kadın (ki biri chp tbmm başkanvekili) diğeri ise dtp milletvekili. umarım süslü saksı görünümünde olmazlar. ama maalesef, gidişatları bu yönde. yanılmayı isterim. bunun diyetini ödemek zorunda kalmadan gereğini yapmaları şarttır. önümüzdeki günlerde hep beraber göreceğiz. dilerim eşlerine yakışır bir mücadelenin içinde olsunlar. mehmet ağar’ın çekmek istemediği tuğlayı çekip, duvarı yıksınlar. (uğur mumcu’nun eşi, olayın üstüne gidilmesini ister. mehmet ağar ise der ki; ”tuğlayı çekersem, duvar yıkılır”) bu tuğlayı çekebilecek cesareti bugüne kadar gösteremeyen bu hanımlardan bu yüreği beklemek çok mu hayalcilik olur… şairin dediği gibi “o duvar/ o duvarlar/ o duvarlarınız /vız gelir bize vız…” demeliler.

evet, genelkurmay; şimdi bana lütfedip bir dava açabilir misiniz? altay tokat paşaya açtığınız dava gibi göstermelik olmasın. onur korumak, bunca açıklığa karşın basit bir soru sormak ve cevabını da kamuoyu ile paylaşmaktan geçmektedir. bu katilin adı açıklanmalıdır… şeffaflığın olmadığı yerde şaibe vardır. şaibeden kurtulmanın yolu şeffaflıktır. genelkurmay başkanı size sesleniyorum; gündüz vakti, sokak ortasında 21 yaşında katledilen taylan özgür’ün annesinin yüreği hep yandı, acıdı.

bu faili bilinen cinayetlerle yüzleşmenin zamanı ne zaman gelecek? kim bu” üst düzey general?

* genelkurmay başkanlığı’nın yanıtı
17 kasım 2009

sayın hale özgür kıyıcı

04 ekim 2009 tarihli elektronik postanız incelenmiştir.

tarafımızdan çözümünü istemiş olduğunuz olayın yargıya intikal ettiği ve konu hakkında karar verilmiş olduğu görülmektedir. başvuruda yer alan iddiaların usulü dairesinde ilgili yargı yerlerinde ileri sürülmesi gereken hususlara ilişkin olduğu ve bu aşamada başvurunuza genelkurmay başkanlığınca yapılacak bir işlem bulunmadığı anlaşılmaktadır.

saygılarımızla.

genelkurmay başkanlığı

* hale özgür kıyıcı’nın yanıta yanıtı
17 kasım 2009

sayın genelkurmay başkanlığı

“taylan özgür’ü bir üsteğmen öldürmüştür. şu an üst düzey bir generaldir.” (çeteleşme kitabı s.244 yazar: em. kurmay yarbay talat turhan) bu kitap “devlet cinayet işlemiştir” iddiasına dayanak olarak yayınlanmıştır. taylan özgür’ün istanbul 5. ağır ceza mahkemesi dosya no: e.1973/ 141; k.1977/11 28.01.1977 günlü kararında yargılanan katil zanlısı polis memuru lisan çakıcı’nın beraat etmesinden yıllar sonra yayınlanmış ve yeni bir delil olarak bir basın toplantısında dönemin önemli gazetecilerinin önünde açıklanmıştır. ayrıca a. ü. siyasal bilgiler fakültesi 5 aralık 1990 tarihinde “kontr-gerilla” konulu bir sempozyumda tartışılmıştır.

ayrıca; yazar bu üsteğmenin yükselebileceği kadar yükseldiğini ve onun ismini sadece mit başkanına söyleyeceğini, gazeteci-yazar can dündar’la yaptığı bir söyleşide anlatmıştır. em. yrb. talat turhan’ın milliyet gazetesinde 16 kasım 1990’da gazeteci rafet ballı ile yaptığı söyleşi de kayıtlardadır.

bunca yıldır bu iddialara cevap arayan biz ailesi, defalarca makamınızdan bir cevap alamamanın sıkıntısını yaşadık. göndermek lütfunda bulunduğunuz bu cevap ise kabul etmelisiniz ki yasak savma kabilinden bir cevaptır. ikna edici olmadığı gibi bir gerçeği daha örtme çabası gibi algıladığımızı bilmenizi isteriz. tsk bünyesinde bir eli kanlı katilin varlığından söz eden e. yrb. talat turhan’ın niye sorgulayamadığınızı anlamak istiyorum.

altay tokat paşaya “onur” davası açan tsk’nın talat turhan’a eğer iddiaları doğru değilse, neden bu açıklamalardan dolayı bir dava açamadığını sormak da sanırım biz ailesinin en doğal hakkıdır. unutmayın ki; 1969’da üsteğmen olup, 1990’da üst düzey general olanlara baktığımda olayın ne kadar vahim olduğunun bilincindeyim. bu iddianın araştırılması dileği ve umuduyla.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s