Balyoz

hale özgür kıyıcı

haleozgurkiyicisuat derviş’le beraber yaşadığımız halaskargazi caddesi no: 214/8’deki ev 12 mart anıları ile doludur. radyoda arananlar listesinin anonsunu yarıda bırakarak başbakan nihat erim’in “bunların başına bir balyoz gibi ineceğiz.” anonsunu o dönemi yaşayan herkes hatırlar.

daha dün kadar kısa bir süre öncesinde şiirleri yasaklı ve komünist kimliği unutturulmaya çalışılan nazım’ın “sen yanmasan/ben yanmasam/nasıl çıkar karanlıklar/aydınlığa…” şiirini tv ekranlarında döktürüveren paşamız da az daha balyoz gibi inecekmiş başımıza.

bu paşalardan biri de çıkıp “evet, darbe yapacaktık ama beceremedik” deme cesaretini gösterebilse… bu cesareti gösterenleri tarih kahraman yazar zahir. unutmayın, kıvırtanları ise korkak… nerede sizlerde o yürek! ancak erk elinizde ise denizli horozu kesilirsiniz. büyüklerimiz der ya, kaçanın anası ağlamazmış; durumunuz aynen bu…

tsk’nin hayatı hep rövanş almakla geçmiş. 27 mayıs’ın rövanşını almak için sermaye ile beraber ava çıkmıştı 12 mart uygulayıcısı faşistler. gazetecileri, milletvekillerini, sendikacıları, öğretim üyelerini, t.i.p’i kapatıp belli üyelerini hapishanelere yollamıştı. göz gözü görmüyordu. 12 mart’ı meşrulaştıracak provokatif eylemler gerekli idi. işte israil başkonsolosu elrom böyle bir dönemde kaçırıldı ve öldürüldü. eylemciler bakımından sübjektif ‘niyetin’ farklı, objektif konumun/yansımanın farklı olduğu bir durum yaşandı. hapishanelere atılan ‘solcu’lar için artık ikna edici bir gerekçeleri vardı. darbe meşrulaşmıştı.

elrom anti-faşist bir adamdı. nazi kasabı eichman’ı arjantin’den getirerek yargılanmasını sağlamıştı. israil’in böyle bir adamın konutunu dinletmemesi, devletin başkonsolosun güvenliği için kontrol mekanizmalarından yoksun bırakmasını kabul etmek mümkün mü? diyebiliriz ki, cıa-mossad-mit politik çıkarları uğruna feda edebilmiştir israil başkonsolosu elrom’u.

balyoz gibi inmişlerdi. bu balyoz harekâtında verilen emirleri fazlası ile yapan kapıkulları da vardı. sonrasında bu kapı kullarını teker-teker temizlediler. en büyük sırdaşlarını yok ettiler.

elrom olayının da görüldüğü davanın sıkıyönetim savcısı, naci gür: bir gün geldi arabasının içinde ölü bulundu. sırları ile beraber.

istanbul emniyet siyasi şb. müdürü, ılgız aykutlu: elrom’un öldürülmesini ve kaçırıldıktan sonra saklanılan evi 8 gün önceden emniyet ve mit yetkilileri biliyor ama elini bile kıpırdatmıyor. ılgız aykutlu’nun bu kaçırılma operasyonunu adım adım bildiği 27 mayıs darbecisi ve mit’in yapılandırılmasında büyük emeği geçmiş, 12 mart döneminde banka soygunlarından elde edilen paraları alıp almanya’da numan esin’le beraber nakliyat firması kurup gencecik insanları hapishanelere yollayan irfan solmazer tarafından açıklanmıştır. sıkıyönetim komutanlığınca aranan ve yakalanıp gözetim altına alınanlar arasında beline taktığı çifte tabancayla dolaşan –ki boş olduğu denemeyle anlaşılmıştır- ılgız aykutlu… o da sırları ile öldürüldü, abdi ipekçi’nin öldürülmesinden 4 gün önce (05.02.1979). ölümü kaynadı gitti… tabii bildiği her şey ile birlikte…

balyoz gibi kafamıza inen 12 mart’ın başbakanı nihat erim: dragos’ta anılarını yazarken, kızıldere katliamının kontrgerillanın işi olduğunu yazdı. 20 temmuz 1980’de öldürüldü.

ziverbey işkencehanesinin generali memduh ünlütürk, sıkı bir şekilde koruma altında iken kapısına gelen üç subay üniformalı tarafından öldürüldü. istihbaratçı ünlütürk’e rahatça yaklaşabildiler ise demek ki katilleri ile geçmişe dayalı bir dostlukları mevcuttu.

hiram abas, vd..

işte böyle beyler; kullanırlar ve sonrada akıbetiniz bu yukarıda saydığım zat-ı muhteremlere benzer. ne demişler? iki kişinin bildiği sır değildir.

bu darbecilerin yapacakları operasyonlara verdikleri isimler 12 mart darbecilerini hatırlatıyor. ve gülüyoruz ağlanacak halimize.

nihat erim ismet inönü’den aldığı yetkiyi 4 ay kullanabilmişti. balyoz da, fırtına ı, fırtına 2 de bu dönemde idi.

bu darbe iddiası diye ortalıklarda tartışılan her şey, geçmiş deneyimler göstermiştir ki satır satır doğrudur. paşalar hala iç-dış tehlikeler diye konuşabiliyorsa, kendi halkına silah çekmeyi vatan savunması diye görebiliyorsa, geçmişten hiç ders almadıkları belli. ve durum tespitleri bile zekâ zafiyetleriyle dolu… dünya eski dünya değil. insanlarımız vatandaş olmanın bilincine daha çok sahip. bilinmesi gereken gerçek şudur: 12 eylülden sonra darbeciler tepkileri iki gün beklemişler, açıklamaları böyle. artık böyle hallerde tankların üzerine fırlayacaklar zannettiklerinden de çoktur. militarist hezeyanlar artık sona ermelidir. ülkenin sahibi sadece üniformalılar değildir. bu filmi soğuk savaş şartlarındaki az gelişmiş ülkelerde çok gördük. neredeyse gözümüz kapalı her sahneyi anlatabiliriz.

vatandaşlık bilinci, şöven, çağdışı militarizme geçit vermeyecektir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s