ölçüm, halkın haber alma hakkı

radikal yazarı ismail saymaz erzincan başsavcısı ilhan cihaner’in ismailağa ve fethullah gülen örgütlenmelerine yönelik soruşturmalarının ardından maruz kaldığı yargılanma sürecini haberleştirdi. bu haberler nedeniyle saymaz hakkında 5 ayrı dava açıldı saymaz, hakkında açılan davaların, akp’nin kırmızı çizgilerini aşmamaları yönünde bir ihtar olduğunu düşünüyor.

erzincan davası haberleriniz nedeniyle yargılanıyorsunuz. bu davayla neden ilgilendiniz?

temmuz 2009’da, tarikatlara soruşturma açan erzincan başsavcısı ilhan cihaner’in erzurum özel yetkili savcısı osman şanal tarafından engellendiği haberleri yapılıyordu. cihaner kimdir, dedik. yeni şafak, “irticayla mücadele eylem planı erzincan’da uygulandı“ diye yazıyordu. nedir bu plan? taraf’ta yayınlanan “akp’yi bitirme planı”. gülen cemaati’ne ait adreslere silah koymak, akp’nin kapatılmasını sağlamak iddiaları… sonradan anladık ki cihaner, 1999’da jitem’i soruşturmuş. bu adam erzincan’da ismailağa’ya yönelik soruşturma açmış. sonra da gülen cemaati’ne.

ismailağa tarikatının iktidarla ilişkilerinin olduğunu ve bu iktidar ilişkileri içinde belli suçların izini sürdüğünü fark ettik. nedir bu suçlar? sahte diploma hazırlamak, çocukları okula göndermemek, kılıçdaroğlu’nun ibb adaylığı sürecinde aleyhinde kaset hazırlamak…

ne var o kasetlerde?

kılıçdaroğlu’yla ilgili dosyalar. belki bundan sonraki süreçte çıkabilir. tarikatın dernek adı altında 0-6 yaş çocuklara kaçak dini eğitim verdiğini öğrendik. tarikata bağlı işadamı mehmet çelik’in eski çevre ve orman bakanı osman pepe’yle ticari görüşmeler yaptığını, pepe’nin “sabancı’yı geçtik vergi vermede” diye siyasi ahlakla bağdaşmayan sözler söylediğini öğrendik. tarikatın, cihaner’in soruşturmasını polis kanalıyla öğrendiğini, iki kere baskın görünümü altında haberdar edildiklerini öğrendik. işadamı mehmet çelik’le yeni şafak’ın sahibi ahmet albayrak’ın tarikat soruşturmasını pasifize etmeye çalıştığını öğrendik. albayrak’ın akp nezdinde çabalarının olduğunu öğrendik.

ama cihaner bunların silahlı örgüt olduğunu iddia etmiyor…

evet. cihaner dosyayı 1,5 yıl sürdürdü. bir ihbar mektubu geliyor, “ismailağa silahlı örgüttür” diye. aynı mektup şanal’a da gitti. şanal, cihaner’e diyor ki: “silahlı örgüt soruşturmasını ben yürütürüm, dosyayı bana gönder.” cihaner diyor ki, “ben ismailağa’nın silahla ilgisini göremedim.” şanal, “hayır, silahlı örgüttür” diyor.

öğreniyoruz ki o sırada erzincan’da “bir grup sağduyulu erzincanlı” ve “duyarlı ve mağdur bir vatandaş” adlarıyla cihaner aleyhinde ihbar dilekçeleri gönderiliyor. başbakan yardımcısı cemil çiçek, iddiaya göre, cihaner’i arayıp soruşturmayı kapatmasını, çünkü seçim sürecine gidildiğini söylüyor. ceza işleri genel müdür yardımcısı çetin şen de iddiaya göre, soruşturmanın ergenekon’a misilleme olarak algılandığını söylüyor. ve dosya gönderiliyor. sonra ne oldu? ismailağa, 235 şüpheliyle erzurum’a gönderildi. şüpheliler arasında kadir topbaş ve ahmet albayrak da vardı. şanal, 235 şüpheliyi 16 sanığa düşürdü. 16 sanık hakkında (bunların dokuzunu cihaner tutuklatmıştı) “türkiye anayasası’nı şiddet yoluyla alaşağı etmek” iddiasıyla dava açtı. bunun karşılığı ağırlaştırılmış müebbet hapistir. iddianame 22 haziran 2009’da hazırlandı. dokuz sanıktan yedisi 28 haziran’da tahliye edildi. duruşması 1 ekim’deydi. dosyada bir gizli tanık vardı, “ifade verdiğimi duyarlarsa beni öldürürler” diyordu. bu kızın kimliği iddianamede deşifre edildi.

telefon görüşmelerinden anlıyoruz ki, şanal’ın dosyayı istediği 10 mart 2009’da ismailağa tarikatı dosyanın erzurum’a gideceğini çoktan öğrenmişti. 23 mart 2009’da da dosyanın gittiğini öğrendiler.

ismailağa erzincan’da yargılansaydı örgüt liderleri altı yıla, örgüt üyeleri üç yıla kadar hapis cezası alacaklardı. erzurum’da ise ağırlaştırılmış müebbet hapisle yargılanıyorlar. buna rağmen ismailağa’nın sevindiğini anlıyoruz..

aynı tarihlerde cihaner, gülen soruşturmasını açtı. bu soruşturma tarikatın devlet kadrolarını sardığı iddiasını taşıyordu. cemaatin para akışını izlemeye aldı. bu sürecin ardından cihaner’e iki tarikatı soruştururken görev aşımı yaptığı ve imara aykırı kameriye yaptırdığı iddiasıyla 26 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. adalet bakanlığı’nın ilgili soruşturmayı bitirdiği gün; 17 temmuz 2009’du. üç gün sonra yeni şafak, “irticayla eylem planı erzincan’da hayata geçirildi” başlığını attı.

gülen’in bir açıklaması vardı. “masum kişilerin evlerine silah yerleştirilebilir” diye. hakkında dava açıldıktan sonra mı söyledi bunları?

gülen soruşturması 12 ocak 2009’da açıldı. erzurum tarafından o dosyanın istendiği tarih de 24 mart. cihaner o dosyayı tutuklanana kadar göndermedi. gülen’in açıklama tarihi, 8 nisan. erzurum’daki ergenekon davasının gizli tanığı olan kişinin mit’e verdiği bilgilerden, cihaner’in gülen cemaatiyle ilgili soruşturma yürüttüğü bilgisinin polis tarafından cemaate aktarıldığını biliyoruz.

irticayla mücadele eylem planı’nın bulunduğu tarih 7 haziran 2009, yayınlandığı tarih 12 haziran. 13 haziran’da ise taraf’a konuştuğu iddia edilen emekli bir orgeneral bu planın nisan ayında hazırlandığını iddia etmişti. hâlbuki planın üzerinde bir tarih yoktu. o planın nisanda hazırlandığını sadece taraf’a konuştuğu söylenen orgeneralden duyuyoruz.

ilginç olan şu; cihaner, ismailağa ve gülen yapılanmalarını silahlı örgüt gösterdiği savıyla yargılanıyor ama aslında bu iki dini yapılanmayı silahlı örgüt olarak gösteren kişi, özel yetkili savcı şanal’ın kendisi.

gülen dosyası, cihaner tutuklandıktan sonra erzurum’a gönderildi. yürüyen bir dosyayla birleştirildi. peki, erzurum’da nasıl bir dosya vardı? ilginçtir; şanal, ismailağa soruşturmasında olduğu gibi yine erzincan’da gülen şüphelisi olan kişilere operasyon yapmıştı. yani şanal’ın elinde de bir gülen dosyası vardı. gülen şüphelilerini neden almıştı? yasadışı örgüt üyesi olmaktan. gülen cemaati’ni terör örgütü olmakla nitelemişti.

burada kimler arasında nasıl bir bağ olduğundan söz edilebilir?

polis, erzurum özel yetkili savcılığı ile özel yetkili savcılık da adalet bakanlığı ile hareket ediyor. beri yandan cihaner, hsyk ve soruşturmanın kolluk kuvveti olan jandarmayla hareket ediyor.

yaz sürecinde olaylar kapanmıştı ki 27 ekim 2009’da baraj gölünde bomba bulundu. bomba doğrultusunda irticayla mücadele eylem planı’nın erzincan’da uygulandığı iddiasıyla soruşturma başlatıldı. denildi ki, “cihaner’in tarikat soruşturmaları, plan doğrultusunda ve 3. ordu komutanlığı ile albay dursun çiçek’in talimatıyla uygulandı.” fakat çelişkili bir durum var; yeni şafak 20 temmuz 2009’da planın erzincan’da uygulandığını yazmıştı. ama bu soruşturma 27 ekim’de başladı. yeni şafak üç ay önceden bunu nasıl bilebilir?

önce cihaner’in tarikat soruşturmalarında görevli askerler tutuklandı; sonra da, kendisi çok şaibeli olan bir mit haber elemanının doğrulanmamış ifadeleri doğrultusunda üç mit’çi. ardından 12 gizli tanığın, yine doğrulanmamış ifadeleri sonucunda 3. ordu komutanı’na ve cihaner’e varan bir ölçekte dava genişletildi.

yargı halen akp tarafından ele geçirilemedi denilen bir ortamda maddi dayanakları bu kadar zayıf bir dava nasıl açılabildi?

cihaner’i yargılayan erzurum 2. ağır ceza mahkemesi’nin üç kişilik heyetinden hakim ali kaya’nın şerh kararına göre söylüyorum; böyle bir davanın açılmış olmasını, hala yürüyor olmasını izah etmek çok güç. hakim kaya, iddianamenin geri gönderilmesini istemişti. çünkü örgüt lideri olduğu iddia edilen 3. ordu komutanı saldıray berk’in ifadesi bile alınmadı. ikincisi; cihaner yasalara göre ancak yargıtay’da yargılanabilir.

siz de bunları yazdığınız için yargılanıyorsunuz…

cihaner 17 şubat’ta tutuklandı. o tarihten 1 mart’a kadarki beş haberimden her biri için dokuz yıla, toplamda 45 yıla kadar hapis istemiyle, adil yargılanmayı etkileme ve soruşturmanın gizliliğini ihlal suçlamalarıyla dava açıldı. adalet bakanlığı haber kaynağımı açıklamamı istedi. benim alanım insan hakları, düşünce ve ifade özgürlüğü. ölçüm kamu yararı ve halkın haber alma hakkı. neyin gizliliğe girip girmediğini bilirim. engin çeber’in dövülerek öldürülmesini gizliliği ihlal maddesiyle örtemezsiniz. kamunun yararı o haberin gizlenmesinde değil, öğrenilmesindedir. ben erzincan vakasını haberleştirmekte kamu yararı gördüm ve haberleştirdim.

cihaner’in sorgusunu 18 şubat’ta haberleştirmiştim, ondan bir dava açıldı. 23 şubat’ta yazı dizisi başlattık; “erzincan nedir” diye. sorgunun özetini diziye koydum, ondan da dava açıldı. 17 ayrı suçtan yargılanan eski iliç savcısı bayram bozkurt’un herkesi ergenekonculukla suçlayan savunmasını “keneyle suikast çaycıyla darbe” diye manşetleştirmiştik. oradan dava açıldı. özetini diziye koymuştum, ondan da dava açıldı. yazdığım metin bozkurt’la ilgili dava dosyasından alınmıştı. gizliliği ihlal yoktu. 1 mart tarihli haberim de şuydu: “örgütün lideri saldıray berk mi?” iddianame 1 mart’ta kabul edildi, benim haberim de 1 mart’ta. gizlilik ortadan kalkar zaten. tüm haberlerime gelişigüzel dava açıldı.

erzincan davasını anlattığım ‘postmodern cihad’ adlı kitabım çıktı. kitabımın çıkış tarihi, 19 nisan. iki dava ondan önce, üç dava ondan sonra açıldı. bu kadar tesadüf olamaz.

savcılarımız çok hassas davrandı. kitap piyasaya çıktığı gün “çabuk gönderin” dediler. yayınevine maliyeciler geldi. izmir fuarı’na polis gitti. bunlar tesadüf mü? bunları anlamak güç. beş haber, bir kitap ne yapmış olabilir? cihaner örgüt üyeliğinden 10 yıla kadar hapisle yargılanırken, ben nasıl olur da 45 yılla yargılanırım?

eğer murat edilen şey gazetecilerin susturulması, insanların düşünemez, düşündüklerini ifade edemez, telefonla konuşamaz hale getirilmesiyse, ben böyle bir sürece girmem. ben sadece mesleğimi yapıyorum ve bu mesleğin ancak böyle yapılabileceğini düşünüyorum.

savcı kırmızı çizgiyi aştı

bu kadar imkansız şey nasıl yapılabilir? cihaner, sadece akp’nin değil, diğer tarafın da kırmızı çizgilerini geçmiş olduğu için sahipsiz bırakıldı, diye bir sonuç çıkıyor o zaman…

cihaner kırmızı bölgeye daha önce de giren bir adam. 1999’da jitem soruşturmasını böyle başlattı. 2004’te vezirköprü savcısıyken ucu ankara ve nevşehir’e varan tefeci örgütünü çökertmişti.

kronolojiyi izlediğimizde; 1999’da jitem’e soruşturma açmak, 2004’te böyle bir örgütü çökertmek ve 2009’da tarikata soruşturma açmak, meseledir. üçü de kendi döneminde çizginin dışına çıkmaktır.

ancak herhalde dönemin siyasal yapısından dolayı önceki iki adımında çizginin dışına çıkması mazur görülürken, bugün karşılığını başka şekilde buldu. dolayısıyla bugün şunu söylemek mümkün; cihaner tutuklandıktan sonra bir tarikata soruşturma açmak imkan dahilinde değildir.

gazeteciler korkuyor

sizin üzerinizden aslında tüm medyaya da bir mesaj veriliyor herhalde. daha önce hrant dink davasını yazan nedim şener hakkında da dava açılıp, katiller için istenenden kat kat fazla ceza istenmişti. peki, bu davalar medyada gerçekten bir karşılık buluyor mu?

karşılık buluyor tabi. nasıl bulmasın ki? hangimiz kahramanız, hangimiz cesuruz? hangimizin böylesi mekanizmalar karşısında tutunacağı bir güven zemini var.

yazarsan başına iş gelir, konuşursan iş gelir gibi bir çemberle karşılaşan gazeteci ister istemez susar.

susmak iyi bir şey değil. en çok iktidar adına iyi değil. dolayısıyla gazeteci bu süreçte korkacaktır, ben de korkuyorum.

tarikata cemaat deme ‘naifliğini’ ve akp’ye ak parti deme mecburiyetini gösteriyor gazeteci.

fakat bu çok yapmacık…

tıpkı bu, baykal taraftarlarının bir gün sonra kılıçdaroğlu taraftarı olmasına benzer. yarın iktidarınız alaşağı olduğunda aynı şiddetle cevap bulursunuz.

kaynak: sendika.org, 07 haziran 2010

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s