Ali Topu Yine Agop’a Atmadı

Sahag Güryan – Mutlu Öztürk röportajı

Milli Eğitim’in Ermeni okullarında okuyan öğrencilerin kullanımı için basıp ücretsiz olarak dağıttığı Ermenice ders kitapları, devlet zihniyetindeki dönüşümün bir işareti olarak algılanmıştı. Ancak, kitapların içeriğindeki örnek metinlerde hiçbir Ermeni isminin kullanılmaması, “Ali topu Agop’a yine atamadı” yorumlarına neden oldu. Ders kitapları, milliyetçiliği ve devleti yücelten ifadelerin bolluğuyla dikkat çekiyor.

Türkçe emsallerinin birebir çevirileri olan bu kitaplar, eğitim sistemindeki sorunların ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. Ders kitapları, önceki yıllara göre ciddi bir iyileştirme çabası görülse de, resmi ideolojinin kırmızıçizgilerinin, ayrımcılığın ve cinsiyetçiliğin izlerini taşıyor. Kürt sorunu çerçevesinde çok dilli ve çok kültürlü eğitimin tartışıldığı bir dönemde, eğitimin içeriğinin demokratikleştirilmesi büyük önem taşıyor.

Ders Kitaplarında İnsan Hakları Araştırma Grubu’nda yer alan ve kendisi de tarih öğretmeni olan Mutlu Öztürk, eğitim sisteminin çocuklara, “Arkadaşlar, siz bu cumhuriyetin eşit yurttaşlarısınız” mesajını vermesi gerektiğini söylüyor.

Türkiye’de ders kitapları ne durumda?

Halen 20-30 yıllık bir geri kalmışlıktan söz edebiliriz, ama 15-20 yıl önceki kitaplarla yan yana koyduğumuzda bir sürü açıdan ilerlemeden bahsedebiliriz. İlerlemeden kast ettiğim, görsel malzemenin kullanılmaya başlanması, dilin biraz daha az didaktik ve endoktrinasyona yönelik olmaktan çıkıp, çocukları biraz daha tartışmaya çağıran, o bilginin inşa sürecine katmaya çalışan ve bu anlamda daha demokratik bir pedagoji gündeme gelmiş durumda.

Peki, bardağın boş tarafında ne var?

Şu anda Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) yapmaya söz verdiği paradigmatik değişimi kaldırabilecek entelektüel seviyede kadro yok. Başka bir kitap yapma çabası görüyoruz ama o felsefeyi sindirebilmiş olmak gerekliliği açısından bir sürü boşlukla karşılaşıyoruz. Özellikle sosyal bilgiler kitaplarında bazı çok ciddi, Türkiye’nin başka alanlarda da gösterdiği dirençler, kırmızıçizgiler halen var. Özellikle tarih kitaplarında Türk İslamcı dirençler devam ediyor. Devlet yüceltmesi devam ediyor. Kadın konusunda bir çaba olduğu net hissediliyor, nispeten biraz daha az problemli, ama sorun devam ediyor. Mesela çağdaş Türk ve Dünya Tarihi diye bir kitap var. Kitapta benim kuşağım için hiç düşünülemeyecek şeyler var, Lenin’in, Stalin fotoğrafı, Gorki’nin Ana’sından alıntılar var. Bir zamanlar sigara paketlerinde orak çekiç arayan bir zihniyetten şimdi ders kitaplarında bu isimlerin, fotoğrafların bulunduğu bir yere geldik.

Ermeni meselesine bakış nasıl?

Nispeten iyi dediğimiz bir ders kitabının bilmem kaçıncı sayfasında “Ermeni teröristlerin öldürdüğü diplomatlarımız” konusu var. ASALA’ya bölüm ayırmışlar, tamam, sorun değil, yakın tarihimizde yaşanan bir problem. Ama kitabın hiçbir tarafında 1915 olaylarında bahsedilmeden böyle bir başlık attığın zaman orada fark ediyorsun ki bir paradigmatik kopuş yok.

Milliyetçi bakış açısı devletin bastığı Ermenice ders kitaplarında da görülüyor.

Bu memleketi idare ettiği iddiasındaki bürokrasi dünyası tam bir Kafkaesk dünya ve orada hakiki ve hızlı adımlar atmak çok zor. O yüzden ben ders kitaplarını Ermeniceye tercüme etme adımını hiç de küçük bir adım olmadığını düşünüyorum. MEB damgalı bir kitabın üzerinde Ermenice harflerin görülmesi ve eğitim dünyasının bunu görmesi ciddi bir zihniyet değişimine yönelik bir teşvik. Çok geç kalınmış ama değerli bir hareket olduğunu teslim etmek lazım. Ama bizim görevimiz ufak hak kırıntılarıyla yetinememek olmalı. Çok ciddi zaman kaybettik bu konularda, o yüzden de daha hızı adım atmak lazım. Ama dediğim gibi, sanırım Türkiye’de en muhafazakâr kurumlardan biri, sadece lider kadrosuyla değil esas olarak ana gövdesiyle eğitim dünyasıdır. Yani 500-600 bin öğretmenin reformcu bir bakışla ders vermeye başlaması epey bir vakit alacak.

Elimizdeki bu devlet basımı “Ermenice” kitaplar için ne söylenebilir?

Çevirdikleri kitabın içeriğine baktığımızda, bu halleriyle; itaat jestlerini korumaya devam eden, derindeki kırmızıçizgileri korumaya devam eden kitaplar olduğunu görüyoruz. Problemli kitapların Ermeniceye çevrilmesi aynı ideolojik problemlerin Ermeni çocuklarına da iletilmesinden başka bir şey değil. Kitapların mülti-kültürel bir bakışı yansıtmaması sorunu aynen devam ediyor.

Kürtçe eğitim tartışmaları da son derece canlı. Benzer bir yaklaşım orada da geçerli olur mu?

Evet, aynı numarayı çekmeleri mümkün. Bu sefer çok daha kalabalık ve siyasal açıdan çok daha bilinçli bir kitleyle karşılaşılacak. Anadilde eğitim boykotunun gösterdiği gibi, böylesi bir değişim istenilen etkiyi yapmaz. Yani “Arkadaşlar, siz de bu cumhuriyetin eşit yurttaşlarısınız” mesajını vermekte yetersiz kalacağı çok açık. Dolayısıyla, içeriğin de mutlaka demokratik bir zihniyetle gözden geçirilmesi ve multi-kültürel bir ders kitapları setine sahip olmamız elzem.

Eğer bu yapılamayacaksa hiç girişilmemesinde fayda var. Özellikle Kürt meselesi için söylüyorum. Bu kitaplarının hepsinin baştan aşağı yeniden yazılması ve en temel ölçütlerden birisinin de kitapların evrensel insan haklarına uygun olması gözetilmesi lazım. Bu anlamda, hayalimizdeki çok kültürlü Türkiye demokratik cumhuriyetinde eğitimin nasıl bir şey olacağını tasarlamamız lazım. Kritik mesele bu.

Bu anlamda iyi örnekler ve kötü örnekler var mı?

Bosna Hersek’te mesela, şu anda çok kültürlü bir cumhuriyet yapısı var. Orada bir okulun birinci katında Sırp kökenliler Sırpça tarih dersi yapıyorlar, bir üst katında Boşnak çocuklar kendi dillerinde, bir üstte de Hırvat çocuklar. Ve bu katlar arasında geçişkenlik, katlar arasında tarih anlatılar arasında bir akrabalık yok.

Benim şahsen özlediği eğitim böyle bir şey değil, muhtemelen çoğumuzun. Birbirimizin kültürünü tanıyan, ona saygı duyan, onun hakkında bir fikri olan, bir iki kelime ötekinin diliyle konuşabilen, Sayat Nova’dan, Ehmedê Xani’den haberi olan, bunların da Yunus Emre veya klasik Türk yazarlar kadar değerli sanatçılar olduğunu idrak etmiş çocuklar yetiştirmek gerek. Dolayısıyla dönüp dolaşıp Hrant’ın sözüne geliyoruz: Ders kitapların top farklı kavimlerin isimlerinin çocuklarına atılmamaya devam edecekse bu iş kalıcı olmaz. Çözüme hizmet edici kitaplar olmaz. (SP)

Kaynak: İstanbul – Agos, 04 Ekim 2010 Pazartesi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s