Dersim 1938

Hale Özgür Kıyıcı

1938’de Dersim’de bir Harp Okulu öğrencisi, Teğmen adayı babam.

Babam Van’da doğmuş-büyümüş. Dedem iki oğlunu da askeri okula vererek subay olmalarını isterken yaşayacaklarını değil, o üniformanın onlara neler getireceğini düşünerek hesaplarını yapmış olmalı. Babamın Dersim’le ilgili içini acıtan bir olayı anlatmak istiyorum.

Sene 1981. Van’da yaşayan akrabalarımı, hiç Türkçe bilmeyen halalarımı, kuzenlerimi tanımak istemiştim. Babamla Van yolculuğuna yataklı tren biletini alarak başlamıştık kızım İnan’ı da alarak. Sohbet ve geçmişi sorgulama adına… Trende başlamıştı sohbetimiz. Geçmişte soramadığım soruları sormayı ve üniformalı anılarında onun yüreğini acıtanları dinlemek sanırım beni de yoracaktı. Adalet Partisi (AP) Van ili teşkilatının kuruluşu ve senatör adaylığı… Em. Org. Ragıp Gümüşpala AP genel başkanı olduğu dönemde babam da Van’da senatör adayı idi. Niye AP’ydi? Akşam gazetesi okuyor diye soruşturma geçiren birinin, 1960 darbesinde pembe köşkün korunmasında İnönü’nün yaşadığı yerin korunmasında görev verilen birinin, emeklilikten sonra eski hava kuvvetleri komutanı Agasi Şen’in THY genel müdürlüğü yaptığı zamanda görev verilen babamın AP’nde ne işi olabilirdi? Cevaplayamadığım bütün soruları sormayı aklıma koymuştum.

27 Mayıs darbesi öncesi Celal Bayar’ı köşkten kaçırmaya gelen Ersan Taksinin sahibinin dur ihtarına uymadığı için askerlerin verilen emirle ateş açması sonucu öldürülen oğlunun öldürülmesinde hiç mi vicdan azabı duymadığını konuştuk. Babamı etkileyen olaylardan biri de Dersim’de öldürülen 16-17 yaşındaki uzun örgülü saçları ve doğanın kıraçlığına inat giysilerindeki renk cümbüşü ile o renk cümbüşüne eşlik eden örüklerinin ucuna bağlanmış rengârenk bağcıkları olan suçsuz günahsız bir genç kız, diğeri ise 1960 darbesinde tek kurşunla ensesinden vurulan 17 yaşındaki çocuktu. Evlat acısının ne olduğunu Taylan’la beraber tatmıştı. Bu acı gerçekten yüreğini yakıyordu. İki güne yakın süren tren yolculuğunda bunları konuştuk.

İki öldürülenden de emanet vardı. Dersimli genç kızın bu katliamı anlatan anıları… Nüfus cüzdanına yazarak günlük olarak tutmuştu. O nüfus cüzdanını ölümden sonra üst aramasında kana bulanmış vaziyette bulmuştu babam. O anılarda nüfus kâğıdına kısa kısa duygularını yazmış ve anlatmıştı. Baba-kız ikimiz de ağlamaya başlamıştık. İnan’ı kompartımanda bırakıp bir duble bir şey içmek için trende ilerlerken Malatya Kampına giden Harp Okulu öğrencileri vardı. Babam da böyle bir trenle zor şartlar altında Elazığ Askeri Kampına eğitim almak üzere gitmiş, oradan da Dersim’e gönderilmişti. Onlarda gençliğini görmüş olacak ki, çok duygulanmıştı. Üniforma hâlâ onu heyecanlandırıyordu. Böyle yetiştirilmişti. Her şey vatan içindi. Kendi halkını öldürmek bile. Hani bir marş vardır ya bilenler bilir; 12 Mart zindanlarında söylerdik:

Jandarma sen
Ah bir bilsen
Sana ne iş verirler
Belki bir gün
Zabit sana
Ananı kurşunla der

Babam, Dersim’de kurşuna dizilenler, çukura gömülenler ve bu katliamın tanığı olmaktan, bu vahşete emir-komuta zincirinde bir halka olmaktan ise vicdanını eminim yıllardır sorguluyordu. Kurtuluş savaşı döneminde verilen canlar kadardır sanırım canları alınanlar.

Dersim’de öldürülen o genç kızın yüzünü hiç unutamamıştı. Dersim’deki o güzelim ormanlarda çadırlarda yaşadıklarını, askerin çoğunluğunun Kürt kökenli oluşunu anlatırken anlatmadığı/anlatamadığı kim bilir neler vardı.

Eski Hava kuvvetleri komutanı Muhsin Batur da babam gibi Elazığ üzerinden çadır kurulan o dağın eteklerine gidenlerden. Aynı çadırda 1-2 ay kalmışlar. Babam Muhsin Batur’dan bahsederken “Bu olayın tanıklarından biridir, o da ben de sağken bunlar anlatılmalı” demişti. Onlar öldü. Ama belki o gruptan birileri hâlâ sağdır. Sağ olanlar da sanırım 91-92 yaşındadır. Mesela Kenan Evren Elazığ kampına gitmiş midir? O dönemde Elazığ’da bir uçak bölüğü varmış, Sabiha Gökçen’i de sanırım buradan tanıyordu. Bombaları atan uçağın pilotu imiş.

6-7 yıl önce o bölgeye gittim. Elazığ’dan feribotla Pertek’e geçip babamların nerede konuşlandığını, Munzur dağının haşmetini, tanık olduğu vahşete inat dimdik duruşunu, akarsularının kenarlarında içtiğim çayı ve babama acı veren anıları ile beraber serseri mayın gibi dolaştım. Dersim’e yine gitmek isterim. Yaşanan acıları yaşamamak adına nerelerdeyiz bir bilen var mı?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s