6 Mayıs İdamlarının 40’ıncı Yılında

Bülent Vargel

Malum Paramiliter yapılanmalar ile onların bazı siyasi partiler içersindeki uzantılarından oluşan güruhların; Deniz’i, Yusuf, Hüseyin ve diğer arkadaşlarından, 68 hareketinden soyutlayarak popülerleştirmek yani onların ideolojik içeriğini boşaltarak, yerine statüko muhafızlığı ile darbeciliği ikame etmek istemekte oldukları malumumuzdur.

Bu toplum mühendisliği amaçlı bir psikolojik harekâttır; timsah gözyaşları dökenlerde bu harekattan nasiblenmek istemektedirler.

Seçimler, darbe yollarına taş döşenmekte olan dönemler gibi, 68 hareketinin kitlelerin malı olmuş saygınlığının desteğine ihtiyaç duyulduğu dönemlerde yükselen bu psikolojik harekât: Deniz Gezmiş Parkı açılışlarında arz-ı endam eden “Mustafa Kemal’in askerleri”; “Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu”nun, Paramiliter bir çağrıştırma ile “Türk halk Kurtuluş Ordusu” olarak kullanıldığı “kuvvayı milliyeci” ve “Türk Solcu” yayınlarda yer alan “Deniz Gezmiş ve arkadaşları bu gün sağ olsalar idi Ergenekoncu olurlardı” söylemlerin darbe ve statüko yanlısı imaları ile de boy göstermektedir.

Bilindiği gibi; Türkiye solunun geleneğinde, kendi ütopyasını, asker-sivil bürokrasi üzerinden gerçekleştirme heves ve girişimleri hep olagelmiştir. Darbeleri destekleyenler, darbeler ile dirsek temasında bulunarak yollarını çizenler dün de vardı; bugün de var.

68′ 68’in o günlerinde, özellikle de Yön ve Devrim dergilerinin etkisi ile, 27 Mayısı aşan kazanımlar sağlayacak bir “ihtilal” beklentisinin yaratıldığı bir iklimi hep birlikte yaşadık.

Darbecilerin, toplumsal yaşantıyı istikrarsızlaştırıp, “Anarşi ve Komünizm Geliyor” diyerek de korkutarak darbeye meşruiyet yaratacak eylemleri teşvik etmek için, 68 hareketinin öncü kadroları ile kurduğu ilişkiler sonucunda, ”Ordu ve Gençlik’ in el ele Milli Cephede” yerini aldığını da biliyoruz.
Doğan Avcıoğlu ve “Kadro’sunun”, “Devrim Dergisi”nde yazmış olduğu çeşitli yazılar ile, devrimcilerin coşkularını şehir gerillacığına yönlendirerek; bombalama, adam kaçırma, banka soygunları gibi eylemleri teşvik etmenin de fevkinde bir rol oynamış olduğunu da biliyoruz.

Ancak, öte yandan da; Türkiye İşçi Partisi ve Dev Genç gibi sosyalist örgütlenmelerin içinden gerilla savaşı vermek üzere yola çıkan kahramanlarımızın, teorik ve stratejik söylemlerinde; “Halk Savaşı”,”Öncü Savaşı”,”Kır Gerillası”, ”Şehir Gerillası” gibi kavramların yer almış olduğunu hatırlayınız.

Yaşanan hazin olayları, çekilen acıları göz ardı ederek; sadece, onların tipik gerilla örgütleri ile pek fazla bağdaşmayan formatlarına, kendini sakınmayan işleyişlerine bakarak, gözünü budaktan sakınmayan kahramanlarımızın ve onlar üzerinden de 68 kuşağının tümünün darbecilikle suçlanması ne kadar yerinde olur? Takdirinize bırakıyorum.
Darbeciler ve Kontrgerilla tarafından katledilen; Kızılderenin On’larını, Denizleri, İbo’ları, 68 hareketini darbecileri desteklemekle suçlamak kendi içinde çelişkili bir ifade değilmidir?

Sıkı yönetim savcıları düzenlemiş oldukleri iddianamelerde, özellikte Dev-Genç davalarında, darbe sanıkları ile diğerlerini aynı kategoride yargılamamışlarmı idi?

Sağ cunta da, sol cunta da gelse kendilerinin dağda olacağını söyleyen, Filistin Devrimci Kamplarında eğitim alan Deniz’in idam sehpasında söylediği son sözlerinin hiç anlamı yok mu?

Hangi Ergenekoncu “Türk ve Kürt Halklarının Kardeşliğinden”, “Marksizm-Leninizm’den” bahsediyor?

FKF’nin Dev Genç’e dönüştüğü kongrede darbeciler ile yollarını ayrıldığını, köprülerin atıldığı unutuldu mu?

Sadece bunlar bile Denizler bugün yaşıyor olsalar, onların darbe destekcisi olmayacaklarının güçlü ipuçları değil midir?

Kendilerini liberal demokrat ve darbe karşıtı olarak tanımlayan 68 dönemdaşı “eski Maocu”, “eski darbeci” ve “anı yazarı” bazı gazeteci ve yazarların; özünde bir isyan kültürü olan 68 hareketi içinden darbeciliği benimseyenleri cımbızlayarak, bütün bir kuşağı, “darbe kuşağı” olarak nitelendirmeye çalışan tutumları ne kadar doğrudur?

Bu tutum 68’i hiç anlamamış olmak ile eş anlamlı değil midir? Ergenekon değirmenine su taşımak değilmi?

Bunun ötesinde Deniz Gezmiş isminin bir süredir; kişisel çıkar, siyasi getirim ve sosyal statü sağlamak için kullanılmakta olduğunu izlemekteyiz.

Bir zamanlar, öğrenci gençlik mücadelesinde Deniz Gezmiş ile birlikte, hasbelkader ayni öğrenci örgütleri içinde yer almış, ayni davada yargılanmış bazı kişilerin yapmakta oldukları kirli ve itibarsız ticari işlerin; “Deniz’in yakın arkadaşı” ve “68li” takdimi üzerinden kamufle edilmesi çabalarını, bu çabalara alet olanları, ibret ile izlemekteyiz. Mafya çetesi reislerinin, Ergenekoncuların, şikecilerin, tecavüzcülerin savunucuları ile onları itibarlı takdimler altında gizlemeye çalışan örgütler; adlarının içinde “68li” sıfatını barındırıyor olsa dahi; “Deniz’in arkadaşı” ve “68li” olamazlar.

Deniz, yaşamı boyunca kendisi için hiçbir şey istemedi; Deniz’in ismini kişisel siyasi rant sağlamak için kullanmakta olan yakının, “ itibarsızlara”, “itibar sağlama operasyonuna” bilerek ya da bilmeyerek karışıyor olmasını da üzüntü içinde izliyoruz.

6 Mayıs 2012

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s