Emekliliği yasak olan adamın vedası

Ali Dağlar

1 Nisan’da ölen 104 yaşındaki Naci Tanrısever, 38 yıl önce ‘43 yıllık memura emeklilik yasak!’ başlığıyla haber konusu olmuştu.

Mücadele arkadaşı Atatürk’ün her 10 Kasım’da değişmez ziyaretçisi… Milli Savunma Bakanlığı uzman bilirkişisi… Cumhuriyet’in Tapu Kadastrosu’nu kuran… 16 eski dil bilen tek kişi olduğu için ölene dek emekliliği yasak olan Karamanoğlu Naci Bey 104 yaşında öldü.

Cumhuriyet’in Tapu Kadastrosu’nu kuran, 16 eski dil bilen hayattaki tek kişi sıfatıyla ‘ölene kadar emekliliği yasak’ olan Milli Savunma Bakanlığı uzman bilirkişisi, fötr şapkası, mebus kıyafetiyle her 10 Kasım günü, mücadele arkadaşı Atatürk’ün yattığı Anıtkabir’in değişmez ziyaretçisi, şair, İstiklal Savaşı Madalyası sahibi, Karamanoğlu Naci Bey, vazo koleksiyonu, kartondan inşa ettiği dünya evleri, Atatürk resimleriyle dolu müzeevinde 104 yaşında hayata veda etti.

Mısır Prensesleri Gelirdi

Evine geleni asla takım elbisesiz karşılamayan, göğsünde İstiklal Madalyası, elinde ‘süs’ diye salladığı bastonu ve fötr şapkası olmadan sokağa çıkmayan Naci Bey’i yakın zamana kadar Mısır Prensesleri ziyaret edermiş evinde. Bunun nedenini, ‘Babam, Osmanlı İmparatorluğu’nun kurulduğu günden bu yana geçen süre içinde dil ve yazım tekniklerinde ortaya çıkan tüm değişiklikleri bilen tek kişiydi. Türkiye’de ya da Mısır’da Osmanlı döneminden miras gayrimenkulü olan kişilerin torunları, bunların arasında Mısır Prensesleri de vardı; onu Bostancı’daki evine ziyarete gelir, ellerindeki belgeleri okutur, arazi meselelerini çözerlermiş’ sözleriyle açıklıyor Ertürk Bey.

AP’nin Kurucusu

Cumhuriyet’le birlikte Tapu Kadastro’yu kurmuş Naci Tanrısever. Süleyman Demirel ile AP’nin kurucuları arasında yeralmış, milletvekili adayı olmuş. ‘Sahi çok eğlenceliydi dedemle babaannemin sohbetleri, bazen de birbirleriyle atışmaları… Biri AP’den milletvekili adayı, diğeri Beşiktaş CHP Kadın Kolu Başkanı’ diyor torunu.

En büyük oğlu Deniz Binbaşı Göksel Bey’i 1978 yılında bir trafik kazasında kaybetmiş Naci-Neriman Tanrısever çifti. Hayata veda ettiğinde uzun yıllar kimseye kaptırmadığı Türkiye Aletli Cimnastik Şampiyonuymuş. Oğul acısına dayanayaman Neriman Hanım, torununun deyimiyle ‘çok genç yaşta’, 78’inde veda etmiş hayata. İkinci oğul Cumhur Bey, TSK’dan Albay rütbesiyle emekli olmuş. Ertürk Bey elekrik-elektronik yüksek mühendisi, en küçük Ataç Bey reklamcı. Son 20 yılı Bostancı’daki, yılların biriktirdikleriyle adeta bir müze görünümünü alan evinde yalnız geçirmiş Naci Bey. Bir ara vazo koleksiyonu yapmış, sonra da kartondan dünya evleri.

Rica ve Son Gece

Ve gelmesi hiç istenmeyen son…

Ölümünün ardından torunu Esin hanımın attığı e-mailinden;

‘Dün gece. Dün? 2005, 1 Nisan’a bağlanan gece saat 1’e 10 kala… Ağzından hiçbir sözcük çıkmadı; ama yumuşak yumuşak son bir kez daha gözümüze baktı ve gitti… Sadece bir daha nefes almadı, hepsi o. Artık almıyordu işte… Aileden tek ricası, herkesin Fatiha Suresi’ni bilmesiydi. Arkasından hepimizin en azından bir Fatiha okuyabilmesini istiyordu. Müezzinlerin hepsini sever sayar ama tümünün ‘okuyuşunu’ beğenmezdi. Küçük bir torba dolusu kaset çıktı evinden, kendi doldurmuş: Ezan okuyup teybe kaydetmiş, kasedin üstüne de ‘Gerekirse’ diye not düşmüş. Bir başka kasete babaannemin sesini kaydedip kapağına şöyle yazmış: ‘Bu kasette ruhumun sesleri var…’

Her 10 Kasım’da ziyaretteydi

Naci Tanrısever, 97 yaşına kadar Anıtkabir’i her 10 Kasım’da ziyaret etti, ta ki güçten düşene kadar. Fotoğraf 1998’deki son ziyaretinden. O zamanki Ulusal Basın Ajansı’ndan Kadir Açıkgöz çekmiş, Hürriyet de sayfada kullanmış.

16 eski dil bilen tek kişi

17 Aralık 1967 tarihli bir gazetede, ‘43 yıllık memura emeklilik yasak!’ başlığı atılmış onun için. Elinde bazı evraklar, Sultanahmet’teki tarihi Tapu binasının mahzeninde çekilmiş fotoğrafın altında, ‘16 çeşit eski yazı bildiği için emekliliği yasaklanan memur… Giderse, tapuda birçok işlerin aksayacağından korkuluyor. Ölünceye kadar emekli olamayacak’ yazıyor. Oğlu Ertürk Bey, ‘Ellerinde eski dilde evraklarla tercüme için gelirlerdi hep. Tapu işleri hep rüşvetle anılır malum; rüşvet teklifiyle gelme akılsızlığını gösterenler, evden bastonla kovulurdu. Sadece hakkını arayana çay-kahve servisi yapılırdı’ diyor.

Karamanoğlu Naci Bey vatan size minnettardır

‘Dedeme mail yazmaya oturdum bilgisayara. Teknoloji ilerledi malum, artık mektup yazmak tek yol değil…’ Bu satırlar, torunu Esin Tanrısever’in ona öldüğü gece, ölümünün ardından attığı son mailden. Onu 10 Kasım 1998 günü Anıtkabir’de fötr şapkası, yüzyıl başındaki mebus havasında siyah kıyafeti ve bastonuyla gazete ve televizyonlara yansıyan görüntülerinden tanıdık. Tüm ziyaretçilerin ilgi odağı haline gelen İstiklal Madalyalı Naci Tanrısever, o yıldan itibaren hareket kabiliyetindeki zayıflama nedeniyle yarım yüzyılı aşan ziyaretlerini noktalamak zorunda kalmış. ‘Öyle sözlerle falan mümkün değil, anlatılamayacak derece canlı ve guçlü bir kişilik… Yaşını sorduğumuzda, ‘Yüzün üzeri’ der, geçerdi’ diyor AKUT üyesi torunu Esin, 1 Nisan gecesi 104 yaşında bir ‘şaka’ misali hayata veda eden dedesi Naci Bey için. Oğlu Ertürk Tanrısever, ‘Atalarımız Karamanoğulları. Babam, kanun çıktığı zaman Gölgelioğlu soyadını Tanrısever olarak değiştirmiş’ sözleriyle kökenlerine iniyor bir an.

Yassıada’da bile bayramını kutlamış

Hep yazışmış, devlet büyüklerinin önemli günlerini kutlayıp taziyelerde bulunmuş. ‘Sanırım Menderes, Yassıada’dayken bayramını kutlayan nadir kişilerden biriydi dedem’ diyor Esin Hanım, şöyle devam ediyor: ‘Yazışmaları Türkiye sınırları dahilinde kalmadı tabii. Mısır’dan bayram tebrikleri alırdı bazen. Dönemin Almanya Devlet Başkanı’nın imzalı fotoğrafı vardı duvarında. Amerika’yla yazışır, özellikle de Clinton’u çok sever, eşi ‘Hilari Bacı’yı’ pek beğenirdi. Sene 1901, babama göre… Bir amcam der ki 1908, diğeri ise 1890 kusur; Dedem Naci Bey dünyaya gelmiş… Tanrısever soyadını seçmiş bizim için. Bir tek dini konusunda şüpheye düşmezdiniz. Birinin Hamursuz Bayramını es geçmemeye çalışırdı, diğerinin Noelini…’

Madalyalı Tabut

104 yaşında vefat eden, Atatürk’ün mücadele arkadaşı Naci Tanrısever’in İstiklal Madalyası’nı tabutuna torunu Ünal Tanrısever taktı. Deniz Binbaşı babası bir kazaya kurban giden Ünal, amcasının eşi İsveçli Sonia Tanrısever ile birlikte, Türk Bayrağı’na sarılı, madalyalı tabutun başında nöbet tuttu.

Medeniyet sembolü

Dedesinin öldüğü gece ardından yazdığı e-mailinde ‘Ruhuna dua ettim, gideceği yer garanti olsa da’ diyen Esin Tanrısever… Dedesinin ‘medeniyet sembolü’ olarak görüp başından çıkarmadığı fötr şapkasıyla poz veriyor, yüzünde hüzünlü bir ifade.

Kaynak: Hürriyet, 05 Nisan 2005

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s