OYG | Diyarbakır’ı Sevmek

Orhan Yalçın Gültekin

Bazen bir tek insan bir şehri sevdirebilir size… Diyarbakır’ı sevmemi sağlayan da bir tek insandı başlangıçta: Eniştem Turhan Tekin.

Sonra 1969 yılı… Diyarbakır’a kaçış ve umut şehrimle tanışma… Adil Tekin dede ile tanışma…

Başka güzel insanlar, yiğit, dobra, sevecen…

En son bir çocuk kütüphanesi açılışı için gitmiştim Diyarbakır’a Diyarbakırlı ve Darüşşafakalı Davut Ökütçü ağabeyimin adının verildiği… Orada bir başka güzel insanla tanıştım: Şeyhmus Diken. Bir tek onu tanımak bile yeterdi Diyarbakır’ı yeniden sevmeye…

Facebook sanal derler ya… Onun aracılığıyla bir başka güzel insanla tanıştım: Udi Yervant.

Bir insanı sevmekle başlarmış her şey… Ben bir çok insan sevmenin ayrıcalığını yaşıyorum bu yaşımda…

Hepsine bana kattıkları, katmakta oldukları için teşekkürler.

Bir de Diyarbakır var ki, onu sevmek bir çok insanı sevmeni sağlıyor.

Teşekkürler Diyarbakır… Çocukluğumun umut kenti…

Facebook, 05 Eylül 2012

Ayrıca bakınız: Diyarbakır: Çocukluğumun Umut Kenti

Kadri Göral | Diyarbakırlı Bir Annenin Oğluna Mektubu

Kadri Göral

oğlum ehsan!
ana heyran nasılsan?
ne haldasan?
biz seni aramasah sormasah
sen bizi ne arisan ne de sorisan
sen ne hersiz bir evlatmişsan
bemırad olmiyasan
hahın kızinan gezisen dolaşisan
edemisen anan mektup yazasan?
heç allah’tan korhmisan bizi merahta bırahisan?

dünegın diyazan oğli hüsen gelmişti ankara’dan
getmişem sağlık haberin ondan almişam
seni belediye otobozunda görmiş bir kıznan
sözlüm diye bahsetmişsen o kızdan
bir de yüzüg tahmişsan barmağan
niye oğlum sen anasız kalmişsan
sensahan evlenmağa kalmişsan?

hüsen’e dedim ki;
“hüsen! hele birezim kızi anlat”
dedi ki;
“ne anlatayım diyaza, ay parçasi bemırad”
gülende güller açi
ağliyanda ıncinen mercan saçi
bele güzel ne görülmiş ne duyulmiş
hak teala öz nurundan yaratmiş.

ehsan!
niye sen hırıf olmişsan
böyüklerden danışmadan evlenmağa kahmişsan
kardaşından da mi ıbret almisan?
getti bir tango kız getirdi
ne kendisi rehet etti
ne de bizi rehet ettirdi

kız da kız olaydi üregim yanmazdi
ele zaif ele zaifti ki
ayni çırtik eso’ya benzidi
çırpi gibi bacaği
emin ağanın ayaği gibi ayaği
çamaşır tokaci gibi elleri vardi
ne ağlidi ağliyasan
ne gülidi gülesen
ne konuşmağımızi begenidi
ne bişirdiğımızi yeyidi
zıkkımın köküni yiyeydi
hırçikli meftüneyi ağzına koymidi
kibekudura kaşığıni degdirmidi
pencegoşt kebabından hanımın meğdesi bulanidi
herbişede kusur bulidi
herbişeye yengi yengi adlar tahidi;
ben deyidim babakanuç
o deyidi “patlican ezmesi”
ben deyidim lebeni
o deyidi “yoğurt çorbasi”
ben deyidim hılorik aşi
o deyidi “ekşili izmir köftesi”
yoh! carut degil faraşmiş
küçe degil sokahmiş
bellüe degil oluhmiş
hebene degil destiymiş
havuca pırçikli demah ayıpmiş
ben bele konuşiyam diye benden utanimiş
niye kendi yaptığından utanmidi
gün evle olidi yatahtan kahidi
ne hevşi süpüridi ne ayah yoluna su dökidi
benim elimden çaput
onun elinden roman düşmidi
gezmağa gidende de en öge o düşidi
birgün baban tükenden geldi
sakosi çininde ıçeri girdi
hanımın kızi yerinden bile teprenmedi
baban çoh ağırına getti
bırahsam, alimallah saçıni pırçigini yolacahti.

ben ne şanssız bir kariymişam anam!
kaynanaların zalım zamanında gelin olmişam
gelinlerin zalım zamanında da kaynana olmişam
kime ne etmişem ki bulmişam.

ehsan! sen sen olasan
akli başında bir kız alasan
ister diyarbakırli olsun
istersen yedi yabancidan olsun
yeter ki helal süt emmiş bir kız olsun
istiyem ki sonradan pişman olmiyasan
kari kısmi ayakkabi degil ki sıhti mi çıharasan atasan
namusumdur diyecahsan
ömribillah çekecahsan.

ehsan! biliyem eyisen hoşsan
herşeye çabuh kızisan
kızanda da alalo gibi kabarisan
oğlum! asebi erkegin kahri çoh olur
kahır çeken kari zor bulunur
onun ıçin kariların hamuri sabırnan yoğrulmuştur.
onlar hanımdır
onlar hatundur
onlar sultandır
onların mekânı cennet-ı âlâ’dır
onlar ışıhtır
onlar nurdur
onlar yüce allah’ın erkeklere bir lütfudur.

* şair, yazar kadri göral’ ın küçe kapısı kitabındandır.

Şehirde Kütüphane Açıldı

Şeyhmus Diken

“Bir taşla iki kuş avlamak” dedikleri bu olsa gerek. hem bir eski ve yıkılmaya yüz tutmuş evi tarihi ve kültürel mirası korumak adına kurtarmak işi, hem de bu işi bir çocuk kütüphanesi ile taçlandırmak düşüncesi. Doğrusu paylaşılmaya aday bir düşünce.

Hayatı, şeceresi binlerce yıl öncesinden kesilmiş ve şöyle bir kendinizi yukarıdaki kapı, dağkapı’dan yenilerde elden geçmeye yüz tutan bazalt taş dokulu parke yoldan salındıra durdunuz mu? Rehavetine de tadına da doyum olmaz baharın eski kadim şehri Diyarbekir’inde!

Okumaya devam et Şehirde Kütüphane Açıldı

Diyarbakır: Çocukluğumun Umut Kenti

Orhan Yalçın Gültekin

Alkolik bir babanın aile-içi şiddetine henüz bir ilkokul beşinci sınıf öğrencisiyken yeter demişim ve evden dışarıya fırlamışız. Gideceğimiz, barınabileceğimiz tek yer teyzemin-eniştemin yanı görünüyor.

1969’un kışa dönen bir sonbahar gününde yola çıkıyoruz İstanbul’dan Urfa Cesur otobüsüyle, ana’nem, annem, kızkardeşim ve ben… Son durak, Diyarbakır olacak.
Okumaya devam et Diyarbakır: Çocukluğumun Umut Kenti