Çarşı Gezi’ye neden destek verdi?

BBC Türkçe’den Çağıl Kasapoğlu Gezi Parkı eylemlerinde taraftar gruplarının dayanışma ruhunu yeşerten Beşiktaş taraftar grubu Çarşı ile görüştü.

TOMA’lara ele geçirdikleri iş makinalarıyla yani ‘POMA’larla (Polis olaylarına müdahale aracı) meydan okudular, kendi mahallelerinde ve Taksim Meydanı’nda birlik beraberlik mesajları verdiler.

Çarşı grubunun kurucuları, sözcüleri ve üyeleriyle Gezi Parkı’nı konuşmak için İstanbul’da ‘semt kültürünün’ canlılığını yitirmediği Beşiktaş’ta buluşuyorum.

Meşhur Pando’da ‘kaymaklı kahvaltı’ yapmak için epey geç, balık pazarında rakı içmek içinse epey erken bir saatte Beşiktaş’tayım.

Her bir dükkanın önüne dizilmiş tabureler etrafında kümelenen Beşiktaşlıların neşeli sohbetlerini dinleye dinleye gidiyorum ‘Çarşı’yla buluşacağım büfeye…

Benim gibi İzmirliler ancak Kemeraltı’nda görür böyle semt muhabbetini. Şahane bir ortam.

Çarşı grubunun kurucularından Cem Yakışkan, sözcülerinden Özgür Ergün ve Çarşı’nın ‘neferleri’ olarak kendilerini tanıtan Tolga Göksu ve Özden Beşkaralı’yla Çarşı grubunun neden Gezi Parkı’na destek verdiğini konuşuyoruz.
Okumaya devam et Çarşı Gezi’ye neden destek verdi?

Taksim Dayanışması: Bu Daha Başlangıç, Mücadeleye Devam!

Taksim Dayanışması tarafından yapılan açıklama:

‘Taksim gezi parkında ağaç katliamını durdurmak için başlayan direnişimiz, Gezi Parkı sınırlarını aşarak İstanbul halkının ve ardından Türkiye’nin dört bir yanından yurttaşların onbir yıllık AKP İktidarına karşı birikmiş olan öfkesi ile buluştu. Yüz binlerce insan sokaklarda direnişlerinin 18’inci gününü tamamladılar.

Bu memleket topraklarının tanık olduğu en büyük hak arama mücadelelerinden biri olarak tarih sahnesinde yer alan bu direniş daha ilk günden başlayarak yoğun polis şiddetinin hedefi oldu. Yaşam hakkı dahil tüm insan haklarının ayaklar altına alındığı bir süreç içindeyiz. Ancak bu zulüm; kalabalıkları dağıtacağı yerde büyüttü, birbirlerini mücadele içinde tanıyan insanların dayanışmasını güçlendirdi, bütün canlıları boğan gaz bombalarının altında her türlü şiddete karşı sokakları doldurdu, direnişi birleştirdi ve bir halk hareketine dönüştürdü.

Okumaya devam et Taksim Dayanışması: Bu Daha Başlangıç, Mücadeleye Devam!

‘Ağdaş Toplum’u Gençler Öğretiyor

Prof. Dr. Betül Çotuksöken

İstanbul, 1950. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nü bitirdi. Felsefe doktorasını 1984’te tamamladı. Aynı üniversitede 2000 yılına kadar çalıştı. 2000 yılından beri MaltepeÜniversitesi’nde görev yapmaktadır. 2004 yılında Maltepe Üniversitesi’nde Felsefe Bölümü’nü kurdu. Burada, Fen-EdebiyatFakültesi Dekan Yardımcılığı, Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanlığı, Rektör Yardımcılığı, Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü, LLP- Erasmus Kurum Koordinatörlüğü, BEK Başkanlığı görevlerinde bulundu. Halen Felsefe Bölümü Başkanı, Maltepe Üniversitesi İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi ve Maltepe İlçesi İnsan Hakları Kurulu Üyesi; Türkiye Felsefe Kurumu ve Uluslararası Felsefe Kuruluşları Federasyonu Başkan Yardımcısı; Darüşşafaka Yüksek Danışma Kurulu Üyesidir. Çok sayıda kitabı ve makalesi vardır.

İnsanların içinde yer aldıkları her durumda farkına varsınlar ya da varmasınlar, az ya da çok belli bir dayanışma örneği sergiledikleri açıktır. İnsanı ‘zoon politikon’ (toplumsal/siyasal canlı varlık) olarak nitelendirerek, bu insanlık durumunu belki de en yalın biçimde Aristoteles dile getirmiştir. İnsanın tarihsel ve kültürel bir varlık olduğu da daha sonraları keşfedilmiştir. İnsan; toplumsal, tarihsel, kültürel bir varlık olduğunu düşünmesiyle, konuşmasıyla, özellikle de yazmasıyla pekiştirmiş; başka bir deyişle, düşünmesi, konuşması ve yazmasıyla toplumsal, tarihsel, kültürel oluşu birlikte gitmiştir. İnsan yazma edimiyle (faaliyetiyle) kendisini neredeyse “zamansız” kılmıştır. Okumaya devam et ‘Ağdaş Toplum’u Gençler Öğretiyor

Gezi Direnişi: Ne oldu? Neden oldu? Ne olacak?

Ece Temelkuran

Soruyorlar:
“Üç ağaç için mi?”
Başlangıçta evet. Üç ağaç içindi. Ama artık “üç fidan” için, bütün fidanlar için… Gaz ile boğmaya çalıştığınız fidan gibi kız ve oğlan çocukları için artık. “Ben dedim öyle olacak” kibriniz için. İnsanları gerizekalı yerine koyduğunuz, çocuk muamelesi yaptığınız için. Roboski için, Reyhanlı için, gaz ile, bomba ile, kurşun ile öldürdüğünüz ve arkasından sırıtarak “Allah rahmet eylesin” dediğiniz bütün Türk, Kürt, Ermeni, Arap, Rum, Alevi, Caferi çocuklar için. Konuşan herkesi hapse attığınız için. Yoksul insanlara “Ananı da al da git!” dediğiniz için. Nehirlerimizi satıp, ağaçlarımızı kesip, dağlarımızın karnını oyup bir türlü doymadığınız için. Bütün gazetecileri korkutup sindirdiğiniz için. Bütün öğrencileri dövdüğünüz için. Kızlarımızı saçlarından sürüklediğiniz, oğullarımızı işkenceden geçirdiğiniz için. Bütün bunlar beyler, bizim insan olduğumuzu, bu ülkenin yurttaşı olduğumuzu unuttuğunuz için. Bu artık zulme karşı bir direniş. Bu böyle biline!
Okumaya devam et Gezi Direnişi: Ne oldu? Neden oldu? Ne olacak?

Başbakanım; Sizden Artık Korkuyorum

Simto Alev

Sayın Başbakanım,

Bugünlerde birçok kişi size açık mektuplar yazıyor, Gezi Parkı eylemleriyle ilgili düşündüklerini, beklediklerini paylaşıyorlar. İçlerinde sizden biraz sükûnet AK Partililer bile var. Biliyorum; değil okumak, bu mektup size ulaşmayacak bile ama dün gece Kuzey Afrika dönüşü yaptığınız konuşmayı canlı izledim ve konuşmanızı dinledikten sonra uyku uyuyamadım. Bu yüzden siz okumayacak dahi olsanız, hislerimi size hitaben yazarken en azından kendi okurlarımla paylaşmış olmak istedim.

Adettendir, önce kendimi tanıtayım. Ben Simto Alev. 80 Sonrası doğmuş kuşaktanım. Geçirdiğim bir rahatsızlık sonucu 7 yaşımdan beri tekerlekli sandalye kullanıyorum. Bu nedenle resmi olarak bir eğitimim, bir ilkokul diplomam bile yok. Bir mesleğim (web arayüz geliştiricisi) var ama. Şu an özel bir şirkette mesleğimi icra ediyorum. Hepsi bu. Herhangi bir siyasi partiye, örgüte, STK’ya üyeliğim yok. (Sadece bazı engelli STK’larına 1-2 kez gönüllü destek oldum.) Yani sıradan, belki cahil de sayılabilecek vatandaşım. İktidarda kaldığın süre boyunca senin de vatandaşınım.

Okumaya devam et Başbakanım; Sizden Artık Korkuyorum

Faiz lobisi yalanı: O iş öyle değil arkadaş!

Gülşah Karadağ

Başbakan Tayyip Erdoğan, ülkeden ayrılırken “Borsa iner-çıkar, aldırış etmeyin” demişti, ülkeye dönüşünde söylemi “Faiz lobisi bizi tehdit ediyor” şeklinde değişti. ‘Faiz lobisi’ miti yeniden canlandı. Bu ‘faiz lobisi’ söylemi, yandaş medyanın ekonomi yazarlarının 2011 yılında Türkiye piyasalarının Merkez Bankası’nın deneysel politikası nedeniyle sarsılıp durduğu dönemde patlamıştı. Kredi derecelendirme kuruluşları ile ekonomist ve analistlerin belirtitği ‘kaygıların’ her biri ‘faiz lobisi’ne bağlandı. Ne zaman ki eleştiriler bitti, borsaya girişler hızlandı, tahvil alımları arttı, ‘faiz lobisi’ söylemi unutuldu. Yani, ortada öyle bir lobi var ki piyasadan sermaye çıkışı zamanlarında varlık gösteriyor, piyasaya sermaye girişi dönemlerinde yok oluyor! Okumaya devam et Faiz lobisi yalanı: O iş öyle değil arkadaş!

Tarih Affetmeyecektir!

Orhan Yalçın Gültekin

Tarih, insanları bir kez de Gezi Parkı direnişi üzerinden yargılayacak.

Tarih,

a) Direnişi kendine yontmaya çalışan ve onun üzerinden prim yapmaya uğraşanları,

b) Başbakanın iki dudağının arasında, pamuk ipliğine bağlı süreçleri kurtarma gerekçesiyle direnişi karalamaya çalışanları,

c) Tabanının iradesine karşın iktidarın payandası olmayı kabul edip padişahtan çok padişahçı rolüne soyunanları,

d) Başbakanın bu direnişten en az zararla kurtulması amacıyla pozisyon alanları,

e) Direnişi “eski sol” adını verdikleri “sol birikim”e vurmak için bir fırsat olarak görenleri

AF-FET-ME-YE-CEK-TİR!..

“Eski Rejim”e karşı “Yeni Rejim”e yaslananlar, er ya da geç, tarihin çöp sepetine atılacaktır.

Bana gelince, “dünyanın neresinde olursa olsun her haksızlığı kendime karşı yapılmış gibi hissetme özelliğimi koruyacağım. Çünkü bu bir devrimcinin en önemli özelliğidir.” (*)

(*) Ernesto Ché Guevara: “En önemlisi, dünyanın neresinde olursa olsun her haksızlığı kendinize karşı yapılmış gibi hissetme kaabiliyetinizi koruyabilmenizdir. Bu bir devrimcinin en önemli özelliğidir.”

İlk kez Facebook’ta 8 Haziran 2013’te yayınlanmıştır.