Gezi Direnişi: Ne oldu? Neden oldu? Ne olacak?

Ece Temelkuran

Soruyorlar:
“Üç ağaç için mi?”
Başlangıçta evet. Üç ağaç içindi. Ama artık “üç fidan” için, bütün fidanlar için… Gaz ile boğmaya çalıştığınız fidan gibi kız ve oğlan çocukları için artık. “Ben dedim öyle olacak” kibriniz için. İnsanları gerizekalı yerine koyduğunuz, çocuk muamelesi yaptığınız için. Roboski için, Reyhanlı için, gaz ile, bomba ile, kurşun ile öldürdüğünüz ve arkasından sırıtarak “Allah rahmet eylesin” dediğiniz bütün Türk, Kürt, Ermeni, Arap, Rum, Alevi, Caferi çocuklar için. Konuşan herkesi hapse attığınız için. Yoksul insanlara “Ananı da al da git!” dediğiniz için. Nehirlerimizi satıp, ağaçlarımızı kesip, dağlarımızın karnını oyup bir türlü doymadığınız için. Bütün gazetecileri korkutup sindirdiğiniz için. Bütün öğrencileri dövdüğünüz için. Kızlarımızı saçlarından sürüklediğiniz, oğullarımızı işkenceden geçirdiğiniz için. Bütün bunlar beyler, bizim insan olduğumuzu, bu ülkenin yurttaşı olduğumuzu unuttuğunuz için. Bu artık zulme karşı bir direniş. Bu böyle biline!
Okumaya devam et Gezi Direnişi: Ne oldu? Neden oldu? Ne olacak?

Başbakanım; Sizden Artık Korkuyorum

Simto Alev

Sayın Başbakanım,

Bugünlerde birçok kişi size açık mektuplar yazıyor, Gezi Parkı eylemleriyle ilgili düşündüklerini, beklediklerini paylaşıyorlar. İçlerinde sizden biraz sükûnet AK Partililer bile var. Biliyorum; değil okumak, bu mektup size ulaşmayacak bile ama dün gece Kuzey Afrika dönüşü yaptığınız konuşmayı canlı izledim ve konuşmanızı dinledikten sonra uyku uyuyamadım. Bu yüzden siz okumayacak dahi olsanız, hislerimi size hitaben yazarken en azından kendi okurlarımla paylaşmış olmak istedim.

Adettendir, önce kendimi tanıtayım. Ben Simto Alev. 80 Sonrası doğmuş kuşaktanım. Geçirdiğim bir rahatsızlık sonucu 7 yaşımdan beri tekerlekli sandalye kullanıyorum. Bu nedenle resmi olarak bir eğitimim, bir ilkokul diplomam bile yok. Bir mesleğim (web arayüz geliştiricisi) var ama. Şu an özel bir şirkette mesleğimi icra ediyorum. Hepsi bu. Herhangi bir siyasi partiye, örgüte, STK’ya üyeliğim yok. (Sadece bazı engelli STK’larına 1-2 kez gönüllü destek oldum.) Yani sıradan, belki cahil de sayılabilecek vatandaşım. İktidarda kaldığın süre boyunca senin de vatandaşınım.

Okumaya devam et Başbakanım; Sizden Artık Korkuyorum

Faiz lobisi yalanı: O iş öyle değil arkadaş!

Gülşah Karadağ

Başbakan Tayyip Erdoğan, ülkeden ayrılırken “Borsa iner-çıkar, aldırış etmeyin” demişti, ülkeye dönüşünde söylemi “Faiz lobisi bizi tehdit ediyor” şeklinde değişti. ‘Faiz lobisi’ miti yeniden canlandı. Bu ‘faiz lobisi’ söylemi, yandaş medyanın ekonomi yazarlarının 2011 yılında Türkiye piyasalarının Merkez Bankası’nın deneysel politikası nedeniyle sarsılıp durduğu dönemde patlamıştı. Kredi derecelendirme kuruluşları ile ekonomist ve analistlerin belirtitği ‘kaygıların’ her biri ‘faiz lobisi’ne bağlandı. Ne zaman ki eleştiriler bitti, borsaya girişler hızlandı, tahvil alımları arttı, ‘faiz lobisi’ söylemi unutuldu. Yani, ortada öyle bir lobi var ki piyasadan sermaye çıkışı zamanlarında varlık gösteriyor, piyasaya sermaye girişi dönemlerinde yok oluyor! Okumaya devam et Faiz lobisi yalanı: O iş öyle değil arkadaş!

Tarih Affetmeyecektir!

Orhan Yalçın Gültekin

Tarih, insanları bir kez de Gezi Parkı direnişi üzerinden yargılayacak.

Tarih,

a) Direnişi kendine yontmaya çalışan ve onun üzerinden prim yapmaya uğraşanları,

b) Başbakanın iki dudağının arasında, pamuk ipliğine bağlı süreçleri kurtarma gerekçesiyle direnişi karalamaya çalışanları,

c) Tabanının iradesine karşın iktidarın payandası olmayı kabul edip padişahtan çok padişahçı rolüne soyunanları,

d) Başbakanın bu direnişten en az zararla kurtulması amacıyla pozisyon alanları,

e) Direnişi “eski sol” adını verdikleri “sol birikim”e vurmak için bir fırsat olarak görenleri

AF-FET-ME-YE-CEK-TİR!..

“Eski Rejim”e karşı “Yeni Rejim”e yaslananlar, er ya da geç, tarihin çöp sepetine atılacaktır.

Bana gelince, “dünyanın neresinde olursa olsun her haksızlığı kendime karşı yapılmış gibi hissetme özelliğimi koruyacağım. Çünkü bu bir devrimcinin en önemli özelliğidir.” (*)

(*) Ernesto Ché Guevara: “En önemlisi, dünyanın neresinde olursa olsun her haksızlığı kendinize karşı yapılmış gibi hissetme kaabiliyetinizi koruyabilmenizdir. Bu bir devrimcinin en önemli özelliğidir.”

İlk kez Facebook’ta 8 Haziran 2013’te yayınlanmıştır.

Taksim Dayanışması Taleplerini Açıkladı

http://www.youtube-nocookie.com/v/Bbm4T3_LumU?version=3&hl=en_US&rel=0

Gezi Parkı’nda açıklama yapan Taksim Dayanışması, parkta Topçu Kışlası ya da doğayı talan eden bir yapı istemediklerini açıkladı ve tüm gözaltıların bırakılmasını talep etti.

Taksim Dayanışması, bu akşam 19:00’da Gezi Parkı’nda basın açıklaması yaptı ve acil taleplerini dile getirdi.

Basın açıklamasını Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanı Tayfun Kahraman okudu. Kahraman, talepleri şöyle sıraladı:

  • Gezi Parkı, Park olarak kalacaktır. Ne Taksim’de Topçu Kışlası’na ne de tüm doğa ve yaşam alanlarımızın talanına izin vermeyeceğiz.
  • Gezi Parkı’ndaki direnişten başlayarak halkın demokratik hak kullanımını engelleyen, şiddetle bastırma emrini veren, bu emri uygulatan, yüzlerce insanın yaralanmasına neden olan sorumlular, başta İstanbul Valisi, Emniyet Genel Müdürü olmak üzere derhal istifa etmelidir. Gaz bombası kullanılması yasaklanmalıdır.
  • Ülkenin dört bir yanında direnişe katıldığı için gözaltına alınan arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalı, haklarında hiçbir soruşturma açılmamalıdır.
  • Taksim başta olmak üzere Türkiye’deki tüm meydanlarında, kamusal alanlarda toplantı, eylem yasaklarına son verilmelidir.

(NV/AS) Nilay Vardar nilay@bianet.org
Kaynak: İstanbul – BİA Haber Merkezi 03 Haziran 2013, Pazartesi

“Good morning after supper, Murat Belge!”

Orhan Yalçın Gültekin

Murat Belge, Taraf’taki 1 Haziran 2013 (bugün) tarihli “Yeni Salvo” başlıklı yazsında şöyle bir şey söylemiş:

“Hükümet kendi eliyle, kavga çıkmasını isteyenlerin önüne, kendi başlarına hayal edemeyecekleri kavga nedenleri ve fırsatları sundu. Yaptığı ve yapmayı planladığı işlerin kendi doğruluğu, yanlışlığı bir yana (hiçbirinin doğru olduğunu düşünmüyorum), “politika yapmak” çerçevesinde ne kadar “rasyonel” bu davranış? “Raison d’état” bu mu?”

Kavga çıkmasını isteyenler” öyle mi? Kimmiş bu kavga isteyenler? Murat Belge açıklamamış. Peki, Gezi parkı ile başlayıp bütün Türkiye’ye yayılan polis şiddetinin doğrudan muhatabı kim? O “kavga çıkmasını isteyenler” diye Belge’nin açıklamaktan imtina ettikleri mi? Eğer onlar değilse, Belge, bütün direnişçileri zan altında bırakmaya teşne bu ifadeyi niye kullandı?

Barış Süreci”nin yarattığı yumuşamaya, iyimserliğe değindim.” diye başlayan Belge, “Türkiye’deki cepheleşme hepimizin malûmu; öyle bir havadan söz ederken, bundan hiç hazzetmeyen, diş gıcırdatan ve fırsat bekleyen birilerinin varlığını unutmuyorum. Ama etkisizdiler. Barış söylemi egemendi.” diye devam ediyor.

Murat Belge, “Barış Süreci”nin egemenliğinden bahsediyor. Ayıp… O “Barış Süreci”nin nasıl bir “Pirus Barışı” olduğu ve sadece belli bir kesimle yapılan ne idiğü belirsiz, kapalı kapılar ardında kotarılan, taraflarının bile bilmediği “atipik bir barış süreci” olduğu ayan beyan ortadayken, bu süreci, sanki hükümet bütün topluma yaymış ve bütün toplumla müzakere içinde yürütüyormuş havası vermenin alemi var mı?

“Barış Süreci”ni kapsamının ötesine çıkarıp genel bir iyimserliğin aracı haline getirmeye çalışanların, Gezi Parkı’nda kafalarını “başka sorunlar da var” diye haykıranlara toslamalarına karşın hâlâ siyaseti sadece ve sadece devlet katında yapılır bir iş olarak görme ve hükümetin eline bakma anlayışını sürdürüyor olmaları manidar.

Belge biraz geç uyanmış; diyor ki “Demokrasi, Tayyip Erdoğan’a tahsis edilmiş bir otobüs değil.” Doğru olması için şöyle söylenmeliydi: “Demokrasi, Tayyip Erdoğan’ın binmek istediği otobüs değil. O, kazaen binmişse bile, demokrasi otobüsünün güzergâhını değiştirme amaçlı binmiştir.

Murat Belge, devam ediyor:

“Başbakan hızla gündeme getirdiği bu uygulamalarla, bu söylemle, bu tavırla, aynı otobüste yolculuk etmek istemediğinin işaretlerini veriyor. Olabilir, elbette böylesini tercih edebilir.”

Aynı otobüste yolculuk etmek istemediğinin işaretlerini veriyor“muş! Çok alâmetler birikmişti. Bunu farketme otobüsüne son durakta binmek ve hâlâ “bu otobüs nereye gidiyor” diye sormak… Cık cık cık…

Murat Belge bir final paragrafı kurmuş… Şöyle ki: “Ama ben kendi hesabıma, “Jakoben vesayet”ten kurtulmayı, “plebisiter diktatörlük”e geçiş olarak değerlendirmiyorum. Bu otobüsler, benim varmak istediğim duraktan (ya da güzergâhtan) geçmiyor.

Sadece bizlere özgü, bizim üretip kullandığımız İngilizce bir cümle vardır: “Good morning after supper!” Akşam yemeğinden sonra günaydın demek anlamına geliyor.

Ama artık Murat Belge gibilerinin silkinip kendilerine gelmesi gerekiyor. Ayan beyan ortada olan gerçekleri görüp bunları yarım ağızla dile getirir gibi yapıp iktidarla bağları sürdürmeye çalışmanın artık mümkünatı yoktur.

Erdoğan gibilerle aynı otobüste karşılaştığınızda, hemen ilk durakta inmeniz gerekir. Kesinlikle yanlış otobüse binmişsinizdir!

Direngeziparkı – 4 Dilde Bildiri

Taksim’de Olanları Dünyaya Duyurmak İçin Hazırlanan Bildiri

Atención! La democracia turca les necesita!

Tras de una serie de manifestaciones pacíficas para proteger una zona verde recreacional en el centro de la ciudad de Estambul que está prevista para ser demolida para la construcción de un centro comercial, la policía turca atacó a los manifestantes, violentamente con gases lacrimógenos y cañones de agua a presión, apuntándoles directamente a las caras y los cuerpos. Decenas de manifestantes están heridos y el acceso al parque está bloqueado sin ninguna base legal. Los medios de comunicación turcos, controlados directamente por el gobierno o que tienen relaciones comerciales y políticas con el gobierno, evitan hablar de los incidentes. Las agencias de prensa, también, han bloqueado la circulación de información.

Por favor, comparte este mensaje para que el mundo este consciente del estado policial creado por AKP del Recep Tayyip Erdoğan, que a menudo está considerado como un modelo para los otros países de Oriente Medio. La democracia turca espera tu apoyo. Muchas gracias!

Atenció! La democràcia turca us necessita!

Després d’una sèrie de manifestacions pacífiques per a protegir una àrea d’esbarjo al centre d’Istambul que està prevista per a ser demolida per a la construcció d’un centre comercial, la policia turca ha atacat als manifestants, violentament amb gasos lacrimògens i canons d’aigua a pressió, apuntant-los directament a les cares i als cossos. Desenes de manifestants estan ferits i l’accés al parc està bloquejat sense cap base legal. Els mitjans de comunicació turcs, controlats directament pel govern o que tenen relacions comercials i polítiques amb el govern, refusen parlar dels incidents. Les agències de premsa, també, han bloquejat la circulació d’informació.

Si us plau, compartiu aquest missatge per a que el món sigui conscient de l’estat policíac creat pel AKP del Recep Tayyip Erdoğan, que sovint està considerat com a un model per als altres països de l’Orient Mitjà. La democràcia turca espera el teu suport. Moltes gràcies!

À votre attention! La démocratie turque, elle a besoin de vous!

En suite d’une manifestation pour la conservation d’un parc au sein du quartier central d’Istanbul qui est envisagé d’être démoli pour la construction d’un centre commercial, la police turque a lancée une attaque violente contre les manifestants paisibles avec du gaz lacrymogène visé directement sur les corps des gens et de l’eau à haute pression. Dizaines des protestants sont hospitalisés et l’accès au parc est bloqué sans base légale. Les médias turcs, qui sont directement contrôlé ou ont des liaisons politiques et économiques avec le gouvernement, refusent de traiter les incidents. Les agences de presse turques également bloque la diffusion de l’information sur les évènements.

SVP, diffusez ce message pour que le monde prenne conscience de l’état policier turc crée par l’AKP de Recep Tayyip Erdoğan, qui est souvent considéré comme un modèle exemplaire pour des pays du Moyen-Orient. La démocratie turque s’attend à votre soutien. Merci!

Attention! Turkish democracy needs you!

After a series of peaceful demonstrations for preserving a recreational area in Istanbul city center which is planned to demolished for the construction of a shopping mall, Turkish police attacked the protesters violently with tear gas and water cannon, directly targeting their faces and bodies. Dozens of protesters are hospitalized and access to the park is blocked without any legal basis. Turkish media, directly controlled by the government or have business and political ties with it, refuse to cover the incidents. Press agencies also blocked the information flow.

Please share this message for the world to become aware of the police state created by AKP of Recep Tayyip Erdoğan, which is often considered to be a model for other Middle Eastern countries. Turkish democracy expects your help. Thank you!

* text in french and english: Daghan Irak, translate in spanish and catalan: Pelin Dogan, edit: Can Seven.