Mihri Belli Üzerine Notlar

O. Yalçın Gültekin

Herhalde Mihri Belli ile ilgili yapılmakta olan en yanlış değerlendirmelerden biri onun proletaryanın önderliğini reddedip önderliği asker-sivil aydın zümreye bıraktığını söylemektir.

Şu an kaynaklara ulaşamıyorum ama aklımda kaldığına göre, Mihri Belli’nin söylediği “önderliğin pazarlık konusu olmadığı; Türkiye’nin önündeki devrim aşamasında (milli ve demokratik görevler içeren devrim) proletarya gibi küçükburjuvazinin de önder olabileceği ve bu ikisi arasında önderlik konusunda sıkı bir mücadele olacağı; verili anda önderlik konusunda küçükburjuvazinin önde olduğu-avantajlı olduğu” idi.

Mihri Belli’nin proletarya önderliğini reddettiği eleştirisi, esas olarak yine aynı kanattan ama halk savaşını savunanlarca farklı gerekçelerle dillendirilmiştir, örneğin şu biçimde: “Mihri Belli arkadaş ise, işçi sınıfının önderliğini reddederek, köylülüğü değil de, işçi sınıfını temel güç kabul ederek, işçi sınıfının fiili öncülüğünün geçerli olduğunu savunmaktadır.” (1)

Herhalde Mihri Belli’nin en çok eleştirileceği konulardan biri Jaures’den (?) ödünç alarak geliştirdiği şu tezdir: “Devrimci milliyetçilikle” proleter enternasyonalizmi çelişmez.” Mihri Belli de kendisini “devrimci milliyetçi” olarak tanımlamıştır. Yine Mihri Belli’ye göre “sosyalistler koyu milliyetçilerdir” ve “milliyetçiliğin azı enternasyonalizmden kişiyi uzaklaştırır”. (2)

Mihri Belli, Mustafa Suphi ve Şefik Hüsnü TKP’sinin düşünsel iklimini 60’lı yıllara taşımış ve Leninist demokratik devrim teorisini bir çevre ülke (sömürge/yarısömürge/yarıbağımlı) olan Türkiye’ye uyarlamıştır. Mihrici Milli Demokratik Devrim teorisi Leninist teoriyle uyumluluk gösteriyordu. Olgunlaşmamış bir proleter duruş anlamına gelen bu demokratik devrim anlayışı, proletarya önderliğinde olsa bile bu demokratik devrimin bir burjuva demokratik devrim olduğundan yola çıkıyordu. Aynı gelenekten yola çıkan ve sosyalist hareketin değişik bölüntülerini oluşturan Doğu Perinçek, Mahir Çayan ve İbrahim Kaypakkaya da demokratik devrimin Mihrici (ve Leninist) kavranışına dayanıyorlardı. Sonradan Mahir Çayan, özü itibariyle MDD’yi anti-emperyalist anti-oligarşik devrim olarak ifadelendirmişti. (Bir istisna Hüseyin İnan’dı. İnan, MDD’yi proletarya önderliğinde bir BDD olarak görmüyordu, çünkü İnan’a göre MDD, kapitalizmi geliştirmeyecekti.)(3)

Kanımca Mihri Belli’nin doğru safta yer aldığında bile o saf içinde yanlış yerde durduğu söylenebilir. Tamamen yanlış safta yer aldığı da olmuştur.

Ama herhalde Mihri Belli gibi 1960’lı yıllardan bu yana etkisi şu ya da bu biçimde, şu ya da bu düzeyde sürmüş bir insanın kendi görüşleri dışardan bir şeyler katılmadan ortaya serilip eleştirilmeye hakkı vardır. Belki çoğu kişiden daha fazla hak edenlerin en önde olanlarındandır.

Hasılı Mihri Belli, Türkiye sosyalist hareketi içinde önemli roller üstlenmiş bir sosyalistti. Öyle kestirmeden sıfırlanacak bir kişi ise asla değildi.

KuYerel, 18 Ağustos 2011

Dipnotlar:
(1) Mahir Çayan, ASD’ye Açık Mektup
(2) Mahir Çayan, ASD’ye Açık Mektup
(3) Hüseyin İnan, Türkiye Devriminin Yolu

“MDD, emperyalizmin hegemonyası altındaki ülkelerin, evrensel bir öz kazanmış olan devrim stratejisidir. Burjuva Demokratik Devrimi ise, kapitalist üretim ilişkilerinin belirli bir gelişim düzeyinde (emperyalizm faktörü önemli değildir) kapitalizm öncesi üretim ilişkilerinin tasfiyesi için geçerli bir devrimdir. İki devrim, politik ve ideolojik karakterleriyle birbirinden farklıdır. Bu yüzden MDD ile Burjuva Demokratik Devrimi arasında sadece öncülüğe bağlı bir ayrımdan hareket edilerek tahlil yapılamaz.”
(…)

“Bu yüzden MDD mücadelesi, başından sonuna kadar ezilen sınıf ve tabakaların politik mücadeledeki ittifaklarıdır. Başka bir ifade tarzı ile, önümüzdeki devrimci adımın MDD olmasını zorunlu kılan etken, temel çelişkinin çözümü için gerekli sınıflar ittifakıdır.”
(…)

“Emperyalizmin tasfiyesinden sonra halk kitlelerinin kendi aralarındaki çelişkiler ön plana çıkacaktır, fakat emek-sermaye çelişkisi temel çelişki olmayacaktır ve olamaz. Temel çelişkinin emek-sermaye çelişkisi olması demek, toplumda kapitalist üretim ilişkilerinin hakim olması ve işçi sınıfının sömürülmesi demektir. Oysa MDD böyle bir toplum yaratmayacaktır. Emek-sermaye çelişkisi talî bir çelişki olarak MDD sürecinde belirli bir dönem var olacaktır, fakat hakim çelişki olamaz. Olması demek devrimde işçi sınıfı öncülüğünün gerçekleşmemesi demektir. işçi sınıfı öncülüğünün gerçekleşmemesi halinde ise, MDD söz konusu değildir.”

Yolumuzu Açan Belli’dir

Mustafa Lütfi Kıyıcı

Mihri abi öldü. Dostları hala dost, düşmanları da hala düşman. Ardından olumlu ve olumsuz yazılar yazıldı. Geçmişten hiç sorumluluğu olmadığını iddia eden bir çevre, sanki sütten çıkmış ak kaşık gibi eleştiriler sıralayabiliyor. Ya da döneğin biri çıkıp, konumuna bakmadan TİP’i böldü, “TKP”den atıldı diyebiliyor…

Bunların hiç biri Mihri Belli’yi tarif etmez. O bir mücadele adamıdır. Savaşçıdır. 68 gençliği üzerindeki etkisi de salt teorik yazıları nedeniyle değil, bu yönüyledir. Mesela, davet alıp Sovyetler birliğine gitmemesiyle Türkiye’deki ”damgalı komünist” olarak, geçim sıkıntısından tutun da olur olmaz tutuklanmalarla, takipler altında yaşamayı tercih etmesiyledir. Şefik Hüsnülerin, Reşat Fuatlarla birlikte Şevki Akşitlerin, Patriyot Hayatiler, Vecdi-Sevinç Özgürlerin, Mustafa Özçeliklerin, Zihni Anadol’un ve daha nicelerinin yoldaşlığında o zor şartlarda Türkiye’de kalmayı tercih etmesiyle gösterdiği mücadeleci kişiliğiyle örnek olmasıyladır. Hiç benimsemediği dış “TKP” yöneticilerinin kişisel hınçları nedeniyle Reşat Fuat’ı, Mihri Belli’yi, Hikmet Kıvılcımlı’yı partiden atmalarının hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Üyesi ve yöneticisi oldukları parti o değildir ki! 12 Mart faşizmi döneminde kanserli Hikmet Kıvılcımlı’nın partiden atıldığı gerekçesi ile tedavisinin yapılması gereken SSCB’ye alınmasına mani olmaları ise tamamen ahlaki bir sorundur. Kişiliklerinin aynasıdır. Turnusoldur.

Okumaya devam et Yolumuzu Açan Belli’dir

Mihri Belli ve 64 Yıl Sonra Kavuştuğu Tezi

“Türkiye ve Yunanistan arasında gerçekleşen zorunlu nüfus mübadelesine ekonomik açıdan bir bakış”

1940 yılında Mübadele üzerine yüksek lisans tezi yapan Mihri Belli 95 yaşında vefat etti. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinden mezun olduktan sonra yüksek lisans eğitimi için gittiği Amerika’daki Missouri Üniversitesinde tez olarak “Türkiye ve Yunanistan arasında gerçekleşen zorunlu nüfus mübadelesine ekonomik açıdan bir bakış” konusunu seçti. Tezin varlığından haberdar olan Lozan Mübadilleri Vakfı yöneticileri tezin bir kopyasını temin için Mihri Belli ile ilişkiye geçti. Tezin bir kopyasının kendisinde olmadığını söyleyen M.Belli: “Kimbilir hangi polis baskınında alınıp götürülmüştür.” dedi. Amerika’da o tarihlerde (2004) doktora yapan Aslı Iğsız tezin bir kopyasını üniversite kütüphanesinden temin ederek LMV’ye gönderdi. Bunun üzerine tezinin bir nüshasini da yanımıza alarak Müfide Pekin ile M.Belli’yi ziyarete gittik. M.Belli aradan 64 yıl geçtikten sonra tezine tekrar kavuşmuş oldu.

Müfide Pekin tarafından İngilizce’den Türkçe’ye çevrilen tez Belge Yayınları tarafından 2004 yılında yayımlandı. Tezin telif haklarını M.Belli Lozan Mübadilleri Vakfına bağışladı.

“Türkiye ve Yunanistan Nüfus Mübadelesi-Ekonomik Açıdan Bir Bakış” adıyla yayımlanan tezi ile ilgili değerlendirmeler LMV’nin web sitesinin yayınlar kısmından incelenebilir.

Ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz.

LMV Yönetim Kurulu adına
Sefer Güvenç

www.lozanmubadilleri.org.tr

Okumaya devam et Mihri Belli ve 64 Yıl Sonra Kavuştuğu Tezi

Mihri Belli

Türkiye sosyalist hareketinin öncülerinden Mihri Belli, 95 yaşında vefat etti.

Göztepe’deki evinde uzun süredir tedavi görmekte olan Türkiye sosyalist hareketinin en önemli “eski tüfek”lerinden Mihri Belli 16 Ağustos 2011 Salı günü saat 15.30’da solunum yetersizliğinden yaşamını yitirdi.

Cenaze Tören Düzenleme Komitesi’nden yapılan açıklamaya göre, Mihri Belli, 18 Ağustos Perşembe (yarın) günü, ikindi namazının ardından Feriköy Mezarlığı’nda “yoldaşları” Şefik Hüsnü Dağmer, Reşat Fuat Baraner ve Şevki Akşit’in yanlarına defnedilecek. Törene katılmak isteyenler 16.30’da Şişli Camii’nde buluşacak.

Mihri Belli, 1968 kuşağı üzerinde derin etkisi olan ve o dönemde sosyalist hareket içindeki ilk ciddî bölünmeye sebep olan “Türkiye’deki devrimci adım Sosyalist Devrim mi, Millî Demokratik Devrim mi” sorusunu ortaya atan ve MDD diye yanıtlayan kişidir.

Okumaya devam et Mihri Belli