Batı Milliyetçiliği ve Doğu Milliyetçiliği

Benedict Anderson

Kayda değer bir fark var mı?

Ne iyi ki uzun zamandır Asya değerleri hakkında fazla bir şey duymuyoruz. Bu “değerler“ otoriter yönetimi, eş-dost kayırmayı ve rüşveti haklı çıkarmak adına diplomatça bir söylem tutturmuş olan bazı devlet liderlerinin yüzsüz retorikleri haline gelmişti çünkü. Neyse ki, 1997’deki mali kriz, kalıcı iktisadi büyümeye ve refaha giden kestirme bir yol bulunduğu iddialarına ağır bir darbe indirdi. Milliyetçiliğin özgün bir asya formu bulunduğu fikri çok da yeni sayılmaz, hatta bu fikrin kökleri yüzyıldan öncesine dayanmaktadır. [1] Bu fikrin asıl kaynağı, ırkçı Avrupa emperyalizminin, “Doğu Doğu’dur, Batı da Batı. ikisi asla bir araya gelemez,” demekte direten o bildik söylemdir. Ancak yirminci yüzyılın başlarında, bu iflah olmaz ırkçı ikiliği kullanmaktaki ısrar, Asya’nın farklı bölgelerindeki bazı milliyetçiler tarafından, yaygın direnişin mutlak-yabancı hâkimiyetine karşı yönlendirilmesine çevrilmeye başlanmıştır. Böylesine radikal bir ikilik, teorik ya da ampirik düzeyde gerçekten doğrulanabilir mi?
Okumaya devam et Batı Milliyetçiliği ve Doğu Milliyetçiliği

Milliyetçilik mi dediniz?

Orhan Yalçın Gültekin

oyg009‘Kürt’ hareketleri Leninizmden hemen her şeyi ödünç aldı, sonra da iade etti de bir tek şeyi kendine sakladı: ezen ulus-ezilen ulus ayrımı ve bu temelde her ulusun devrimci-demokratlarının nasıl davranması gerektiği. Gerçi nasıl davranılması gerektiği konusuna bire bir sadık kalındığı şüpheli… Leninizmin ‘millî mesele’ külliyatından yalnızca “ezen ulus” devrimci-demokratlarının nasıl davranması gerektiğini aldılar ama ‘kendileri’ne düşen hisseyi – uzun yıllar boyunca – kullanmamayı yeğlediler.
Okumaya devam et Milliyetçilik mi dediniz?