Güneşi İçenlerin Türküsü

Nâzım Hikmet Ran

bu bir türkü:-
toprak çanaklarda
güneşi içenlerin türküsü!
bu bir örgü:-
alev bir saç örgüsü
kıvranıyor;
kanlı, kızıl bir meş’ale gibi yanıyor
esmer alınlarında
bakır ayakları çıplak kahramanların! Okumaya devam et Güneşi İçenlerin Türküsü

Türkiye İşçi Sınıfına Selam

Nâzım Hikmet Ran

Türkiye işçi sınıfına selâm!
Selâm yaratana!
Tohumların tohumuna, serpilip gelişene selâm!
Bütün yemişler dallarınızdadır.
Beklenen günler, güzel günlerimiz ellerinizdedir,
Haklı günler, büyük günler,
Gündüzlerinde sömürülmeyen,
Gecelerinde aç yatılmayan,
Ekmek, gül ve hürriyet günleri.
Okumaya devam et Türkiye İşçi Sınıfına Selam

Kerem Gibi

Nâzım Hikmet Ran

Hava kurşun gibi ağır!!
Bağır
bağır
bağır
bağırıyorum.
Koşun
kurşun
erit-
-meğe
çağırıyorum…

O diyor ki bana:
— Sen kendi sesinle kül olursun ey!
Kerem
gibi
yana
yana…

«Deeeert
çok,
hemdert
yok»
Yürek-
-lerin
kulak-
-ları
sağır…
Hava kurşun gibi ağır…

Ben diyorum ki ona:
— Kül olayım
Kerem
gibi
yana
yana.
Ben yanmasam
sen yanmasan
biz yanmasak,
nasıl
çıkar
karan-
-lıklar
aydın-
-lığa..

Hava toprak gibi gebe.
Hava kurşun gibi ağır.
Bağır
bağır
bağır
bağırıyorum.
Koşun
kurşun
erit-
-meğe
çağırıyorum…..

1930 Mayıs

 

Otobiyografi

Nâzım Hikmet Ran

1902’de doğdum
doğduğum şehre dönmedim bir daha
geriye dönmeyi sevmem
üç yaşımda Halep’te paşa torunluğu ettim
on dokuzumda Moskova’da komünist üniversite öğrenciliği
kırk dokuzumda yine Moskova’da TSEKA-Parti konukluğu
ve on dördümden beri şairlik ederim

kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir
ben ayrılıkların
kimi insan ezbere sayar yıldızların adını
ben hasretlerin
Okumaya devam et Otobiyografi

Göğsümde On Beş Yara Var!

Nâzım Hikmet Ran

göğsümde on beş yara var!..
saplandı göğsüme on beş kara saplı bıçak!..
kalbim yine çarpıyor,
kalbim yine çarpacak!!!
göğsümde on beş yara var

sarıldı on beş yarama
kara kaygan yılanlar gibi sular!
karadeniz boğmak istiyor beni,
boğmak istiyor beni
kanlı karanlık sular!!!
Okumaya devam et Göğsümde On Beş Yara Var!

Haziranda Ölmek Zor

Hasan Hüseyin Korkmazgil

Orhan Kemal’in güzel anısına

işten çıktım
sokaktayım
elim yüzüm üstümbaşım gazete

sokakta tank paleti
sokakta düdük sesi
sokakta tomson
sokağa çıkmak yasak

sokaktayım
gece leylâk Okumaya devam et Haziranda Ölmek Zor

Nail Çakırhan

(D. Muğla, 1910 – Ö. Muğla, 11 Ekim 2008 )
Türkiye’nin en eski komünistlerinden, şair, edebiyatçı, alaylı mimar.

1910 yılında Muğla’nın Ula ilçesinde doğan Nail Çakırhan, ilköğrenimini Ula’da, ortaöğrenimini de Konya’da tamamlar. 1927 yılında Konya’da “Kervan” dergisini çıkarır, daha sonra İstanbul’a giderek “Resimli Ay” dergisinde çalışmaya başlar. İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümüne devam eden Çakırhan, bu arada Nazım Hikmet Ran’la tanışır. Nazım Hikmet’le dostlukları kısa sürede ilerler, 1930’da ortak kitapları “1 1=bir”i çıkarırlar.
Okumaya devam et Nail Çakırhan

Havana Röportajı

Nâzım Hikmet Ran

hikâye insanoğlu üstüne insanoğlunun gençliği umutları üstüne
hikâyeyi benden güzel anlattılar benden güzel anlatacaklar
hikâyeyi dost düşman bilmeyen kalmadı

Batista, kulluğundaydı Şehmeran’ın

şekerkamışı milyonerlerinin Yankisinin de yerlisinin de ve tütün ve kahve milyonerlerinin Yankisinin de yerlisinin de ve tanklı uçaklı elli binlik bir ordunun ve de yiğitleri hadım ettikten ve de gözlerini oyduktan sonra döve döve öldüren kışlaların ve önlerinde sırtüstü cesetler çürüyen karakol kapılarının ve her gece karakol duvarlarını yırtıp dışarı fırlayarak sıcak karanlıklarda kanlı kuşlar gibi çırpınan çığlıkların ve Frankist papazların ve kumarhanelerin ve de eroin toptancılarının ve gangsterlerin Yankisinin de yerlisinin de ve orospuların yalnız bir Havana’da on beş bin ve karaya vurmuş bir köpek balığı gibi çürüyenin ve baygın ağır çiçek kokularıyla karışık leş kokusunun genarali Batista tümü altı milyon nüfusunun dört milyonu aç ve yüz bini verem ve Yankilere son on yılda bir milyar dolardan çok kâr getiren Küba’da, Birleşik Amerika Devletleri elçisinin Birleşik Amerika Devletleri kara hava ve deniz kuvvetinin Birleşik Amerika Devletleri dolarının yıllardır kulluğundaydı.

956’nın Kasımında Fidel de içlerinde 82 kişi Granma gemisinden denize indi.

956’nın Kasımında Küba kıyılarına sokulan Granma gemisinden denize inip yarı bellerine kadar suya gömülü ve silahlarını başlarının üstüne tutarak ve ansızın ve bir anda açılan top ve mitralyöz ateşi altında karaya çıkıp ve karanlıkları polis köpekleri gibi koklayan araştıran ışıldaklardan sakınarak ve sarıldınız teslim olun seslerini ve iri kurbağaları çiğneyip bataklıklara ve şeker kamışı tarlalarına dalarak ve palmiyelerle hindistancevizi ağaçlarının ardı sıra tepeleri tırmananlar Sierra dağında buluştu.

Fidel de içlerinde 82’nin 12’si sağ kalmıştı

Fidel de içlerinde 12 kişiydiler 56’nın kasımında

Fidel de içlerinde 150 kişiydiler aralığında 56’nın

Fidel de içlerinde 500 kişiydiler şubatında 57’nin

Fidel de içlerinde 1000 oldular 5000 oldular Fidel de içlerinde Fidel de içlerinde bir milyon yüz milyon bütün insanlık oldular yıktılar Batista’yı 959’un Ocağında ve elli binlik orduyu ve şekerkamışı milyonerlerini yerlisini de Yankisini de ve tütün ve kahve milyonerlerinin yerlisini de Yankisini de ve kışlaları ve önlerinde cesetler çürüyen karakolları ve eroin toptancılarını ve kumarhaneleri ve Birleşik Amerika Devletleri hava deniz ve kara kuvvetlerini ve Birleşik Amerika Devletleri dolarını

ve Küba’nın havasında ağır çiçek kokularına karışık leş kokusu dağıldı yani Birleşik Amerika Devletleri kokusu…

Bu sayfada yer alan bölüm, Kübalı şair Nicolás Guillén’in davetiyle, 1961 yılı Mayıs ayında 1. Küba Sanatçılar ve Yazarlar Kongresi’ne katılmak üzere Havana’ya giden Nâzım Hikmet’in, Havana’da başlayıp Moskova’da bitirdiği Havana Röportajı adlı şiirinden Fidel Castro’yu anlattığı bölümdür.