Orhan Yalçın Gültekin

a) Referandum, sadece gerici klikler açısından kendi aralarında bir hesaplaşma olarak algılanmalıdır. Sınıf bilinçli proletarya için ise, halkın geri ögelerinin 12 Eylül’ün etkisinden ne ölçüde kurtulduğunun bir göstergesi; halkın ters bilinçliliğine, bu ters bilinçliliğin en önemli etkenlerinden biri olan gerici kliklerin “muteber ve yasaklı” biçiminde ikiye bölünüşünün sonucu olarak yasaklı kanadın kitle muhalefetinin içinde elde ettiği “Truva Atı” konumuna karşı verilen mücadelenin bir evresi olarak anlam taşımaktadır.

b) Öte yandan referandumda verilecek “evet” oylarına “12 Eylül’e Hayır, Demokrasiye Evet” anlamı yüklemek, demokrasinin reformlarla gerçekleşebileceğinİ ya da daha iyimser bir yorumla reformların da bir yol olduğunu ifade eden burjuva demokratik bir anlayıştır. Referandum, en iyi çözümü ile bile, değil halk demokrasisine, burjuva demokrasisine bile geçişte – eğer böyle bir geçiş olasılığı varsa (!?) – bir kilometre taşı olamayacaktır.

c) Sınıf bilinçli proletarya, 12 Eylül çözümünden yana olamaz, olmamalıdır; yasaklıların sakıncalılar saflarında yeralmasına daha fazla izin veremez, vermemelidir; yasaklıların, mağdur havalarında “demokrasi havarisi” tavrı takınmalarına ve böylelikle halkı aldatmalarına daha fazla katlanamaz, katlanmamalıdır.

d) Bu yüzden, yasaklıların gerici ve halk düşmanı niteliklerini unutmadan, onlardan kendisi için hiç bir şey istemeden, dişlerini gıcırdatarak da olsa, kerhen de olsa, referandum’da “Evet” demelidir ama aynı zamanda “Evet”in demokrasiye giden yolda bir adım olmadığını, Türkiye’nin gündemindeki demokrasinin burjuva demokrasisi olmadığını ve burjuva demokratik hayaller yaymanın halkın kurtuluş mücadelesine sekte vurduğunu açıkça ortaya koymalıdır.

Referandum’da “Evet” diyerek ters bilinçlenmenin ana ögesini ortadan kaldıralım ama “Evet”in burjuva demokratik ve parlamenter faşist politikalar için kullanılmasına karşı çıkalım.

10 Ağustos 1987