Aydınlar Dilekçesi – Erdal Öz’ün Savunması

Erdal Öz

Sayın yargıçlar.

Burada neyin bedelini ödemekte olduğumu çok iyi biliyorum. İlk ödediğim bedel değil bu. Kendimi bildim bileli ödediğim, alıştığım, kanıksadığım bir bedel. Bundan sonra da bıkmadan ödeyeceğim bir bedel. Bu bedeli bana ve benim gibilere ödetmeye çalışanları da, niçin ödetmeye çalıştıklarını da çok iyi biliyorum. Dönemler değişse, kişiler yerlerini yenilerine bıraksa da roller değişmiyor. Bu, düşüncelerin özgürce açıklandığı, özgürce kurumlaştığı demokrat bir toplumu isteyenlerle istemeyenlerin kavgasıdır.

Zaman zaman yaklaşır gibi olduysak da, bu toplumda gerçek bir demokrasiyi hiçbir zaman göremedik. Bizler göremedik ama çocuklarımız görecektir. Ve birtakım insanlarımız, demokrasinin gerçekleşmesi ve kalıcı olması için aralıksız çalıştılar, didindiler, sonuçta özgürlüklerinden oldular. Bu özlemlerinin, çabalarının bedelini her zaman ödemek zorunda bırakıldılar. Demokrat, bağımsız, insan haklarının insana yaraşır biçimde korunduğu, düşüncelerin özgürce açıklandığı, onurlu, vakur, uygar bir Türkiye özlemi duyan bu insanlar, bu özlemleri yüzünden bildim bileli çile çektiler; çekmekteler; çekmekteyiz.

Özellikle, yaşadığımız şu son dönem, demokrasinin çok uzağına düşen ve gerçekten çok uzun süren bir dönem oldu. Bu dönemin toplumumuzda, insanlarımızda ve kurumlarımızda açtığı derin yaraları onarmak da sanırım oldukça uzun sürecektir.

Demokratik özlemlerini dile getiren bir avuç insanın imzaladığı böylesine alçakgönüllü bir dilekçe karşısında birtakım insanların kapıldığı telâşı ve öfkeyi hiç de şaşırtıcı bulmuyorum. Belliydi böyle olacağı. Ama doğrusu bu telaş ve öfkenin bu boyutlara ulaşacağını tahmin etmemiştim. Bu da o insanların ne tür bir kompleks içinde olduğunu gösteriyor. İyi ki bunca telaş ve öfke gösterilmiş ve dilekçe beklenen işlevinin çok üzerinde bir etki yaratabilmiştir. Bu başarı, dilekçeyi verenlerden çok, dilekçeye öfkelenenlerindir.

Dilekçede ortaya konan dilekleri, özlemleri ‘vatan hainliği’yle eş tutan anlayış, olsa olsa, düşünenlerden, konuşanlardan, dileklerini açıklayanlardan, yani demokrasiden hoşlanmayan, kaçan bir anlayış olabilir. Bu yurdu, bu ülkeyi, bu insanları sevmenin tekeli kimsede olamaz. Yurtseverliğin ölçülerini, niteliklerini kimseden öğrenecek değilim.

12 Eylül öncesindeki o korkunç terör olaylarının karşısında etkisiz kalanlar, yasalar, mahkemeler, yargıçlar ve yetkiler daha değiştirilip geliştirilmeden, 12 Eylül’le birlikte o olaylara nasıl bir anda nokta koyabildilerse, Türkiyemizin gerçekten demokrasiye kavuşabilmesi yolunda demokrasi düşmanlarının hızla gelişmekte olan eylemlerine de bir anda nokta koyabilmeliydiler. Oysa bugün irtica dört bir yanda kol gezmekte; laik Türkiye Cumhuriyeti yerine, din kurallarıyla yönetilen bir cemaat tipi yaratılmaya çalışılmakta; öğretim ve eğitim kurumlarımızda bilimden yana olanlar bir tür soykırıma uğratılarak yok edilmekte; gerici, tutucu bir programla çocuklarımız, gençlerimiz bir tarikatlar toplumu oluşturacak biçimde eğitilmeye çalışılmakta; ekonomimiz belirli bir avuç azınlığın çıkarlarına göre ayarlanıp işletilmekte; grevin, toplu sözleşmenin rafa kaldırıldığı toplumumuzda emekçilerimiz en düşük ücretle çalıştırılmakta; insanlarımız hızla yoksullaştırılmakta, o gencecik sevgili Atatürkümüz bile yüz yaşın üzerine çıkarılıp yaşlandırılmakta; kendisiyle birlikte ilkeleri de bilinçli bir biçimde silinip yok edilmekte; düşüncelerden, konuşanlardan, yazanlardan alabildiğine korkulmakta; aydınlarımız yıllardır cezaevlerinde tutulmakta, yargılanan insanlarımıza her türlü işkence yapılmakta; dilekçe vermek, demokrasiye bir an önce dönülmesini istemek bile suç sayılabilmektedir.

Demokrasi adına açığa vurulan her düşünce, yapılan her uyarı, belirtilen her istek, şaşılası bir inatla, 12 eylül öncesine dönme özlemi olarak gösterilmekte; sürekli susan bir toplum olmamız istenmektedir. bu dilekçenin gördüğü büyük tepki de böyle bir anlayışın belirtisidir. Ben bir sanatçıyım, bir yazarım. terörü savunmak, sanata aykırıdır, sanatın özüne aykırıdır. Sanat, edebiyat, terörün her zaman karşısındadır. Ölümün de karşısındadır. İdamın da karşısındadır. Tıpkı her türlü işkencenin ve baskının karşısında olduğu gibi.

Dilekçe mi, bildiri mi tartışmasına girmeyi artık gereksiz buluyorum. Dava konusu olan dilekçemizin neden bildiri değil de dilekçe olduğunu, burada yargılanan pek çok bilim adamı ve değerli hukuk uzmanları, ders verir gibi, en ince ayrıntısına kadar anlattılar. Bu konu yeterince açıklığa kavuşmuştur.

Türk toplumu hızla değişmektedir. Bu suskun toplum yeniden konuşmak istemektedir.

Asıl bundan sonra bu toplumu susturmaya çalışmak, terörün, anarşinin yeniden hortlamasına neden olabilir.

Dilekçemizde sıralanan dileklerin ne kadar haklı dilekler olduğu şimdi daha iyi anlaşılmaktadır. Dilekçenin gerekli yerlere verildiği ve suç sayıldığı günden bu yana, demokratik özlemleri dile getirmek bir avuç insanın çabası olmaktan çıkmış, yavaş da olsa kitlelerin çabası olmaya başlamıştır. Bir an önce demokrasiye geçilme istekleri, bugün pek çok ağızdan dile getirilmekte, nice önlemeler, yasaklamalarla oluşturulan bugünkü parlamento çatısı altında bile bu görüşler açığa vurulmakta, deldirtilmek istenmeyen anayasamız bile açıktan açığa tartışma konusu yapılmaktadır.

Zamanında olumsuz oy verdiğim bu anayasanın bile bana tanımış olduğu dilekçe verme hakkımı kullanarak, bu toplumun nice saygın, değerli kişilerinin hazırlayıp imzaladığı bu dilekçeyi imzalamış olmaktan bugün de gurur duyduğumu bir kez daha belirtmek istiyorum.

Saygılarımla.

Erdal Öz
18.10.1985

Kaynak: Aydınlar Dilekçesi Davası, Adam Yayınları, 1986, s. 398

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s