SONUÇ

Bir durumu ifade eden çokkültürlülük ya da onun siyasi ifadesi olan çokkültürcülük, farklı ırktan, farklı dilden, etnik kökenden, cinsiyetten, dinden, düşünüşten, farklı cinsel kimliklerden ve farklı grupsal aidiyetlerden insanların barış içinde bir arada yaşamasına ilişkin bilgiyi üretmek zorunda.

Bugüne kadar üretilen ve bu tezde kısaca özetlenen çokkültürlülük ve çokkültürcülük 21. yüzyılın en büyük ütopyası durumunda. Ya dünya üzerinde yaşayan insanlar eşitçe, özgürce ve kardeşçe birarada yaşamak için çokkültürlülüğün gereklerini yerine getirecekler ya da tarihin sonu olan balkanlaşmaya kurban gidecekler.

Küresel eşitsizlik arttıkça milliyetçilik virüsü de daha güçleniyor. Bu virüsün tek ilacı ise barış içinde birada yaşamak için ilk koşul olan hoşgörü bilinci.

Çokkültürlülük için devletler ve bilinçlerin yeniden yapılandırılması gerekiyor. Eşitsiz konumda olan devletler, ulusal azınlıklar, etnik grup, cinsiyet ve diğer gruplar için onarıcı eylemler gerekmektedir. Bunların başında hegemonyacı bilinçten kurtulmak için eğitim sisteminin çokkültürlü hale getirilmesi, siyaset mekanizmasının katılımcılığı gözeten bir şekilde kimseyi dışta bırakmadan, çoğunluğun azınlık üzerinde baskı kurmadığı bir hale getirmek, ekonomide adil paylaşım esaslarının uygulandığı bir sistem kurmak gerekiyor. Bunları gerçekleştirmek bir ütopya gibi görünse de çokkültürlülük bugünün bir gerçeği.