Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Cumhurbaşkanı Seçilmesi Üzerine Yaptığı Konuşma

T. B. M. M.
ZABIT CERİDESİ
Kırküçüncü İçtima
29 Teşrinievvel 1339 Pazartesi

(…)

REİS – Türkiye Cumhuriyeti için yapılan intihapta reye iştirak eden âzanın adedi 158 dir. Yüz elli sekiz âza müttefikan Ankara Mebusu Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerini Cumhuriyet Riyasetine intihabetmişlerdir. (Sürekli alkışlar ve yaşasın sadaları)

GAZİ MUSTAFA KEMAL PAŞA (Ankara) – (Alkışlar arasında kürsiye gelerek) – Muhterem arkadaşlar, mühim ve cihan şumul hadisatı fevkalâde karşısında muhterem milletimizin teyakkuz ve intibahı hakikisine bir vesikai kıymettar olan, Teşkilâtı Esasiye Kanunumuzun bâzı maddelerini tavzih için encümeni mahsus tarafından Heyeti Celilenize teklif olunan kanun lâyihasının kabulü münasebetiyle yeni Türkiye Devletinin zaten cihanda malûm olan, malûm olması lâzımgelen mahiyeti beynelmilel mâruf unvanı ile yadedildi. Bunun icabı tabiisi olmak üzere, bugüne kadar doğrudan doğruya Meclisinizin Riyasetinde bulundurduğunuz arkadaşınıza ifa ettirdiğiniz vazifeyi Reisicumhur unvanı ile yine aynı arkadaşınıza, bu âciz arkadaşınıza (Estağfurullah, hakkınızdır sesleri) tevcih buyurdunuz.

TUNALI HiLMi B. (Zonguldak) – Gazi arkadaşım…

GAZİ MUSTAFA KEMAL PAŞA (Devamla) – Bu münasebetle şimdiye kadar mükerreren hakkımda izhar buyurmuş olduğunuz muhabbet ve samimiyet ve itimadı bir defa daha göstermekle yüksek kadirşinaslığınızı ispat etmiş oluyorsunuz. Bundan dolayı Heyeti Celilenize bütün samimiyeti ruhiyemle arzı teşekkürat ederim. (Estağfurullah, Allah muvaffakıyet versin sesleri)

Efendiler! Asırlardan beri Şarkta mağdur ve mazlum olan milletimiz, Türk Milleti, hakikatte meftur olduğu hasailden muarra telâkki ediliyordu. Son senelerde milletimizin fiilen gösterdiği kabiliyet, istidat, idrak kendi hakkında suizanda bulunanların ne kadar gafil ve ne kadar tetkikten uzak, zevahir perest insanlar olduğunu pek güzel ispat etti. Milletimiz, haiz olduğu evsaf ve liyakatini Hükümetinin yeni ismiyle cihanı medeniyete daha çok suhuletle izhara muvaffak olacaktır. (İnşallah sesleri) Türkiye Cumhuriyeti cihanda işgal ettiği mevkie lâyık olduğunu âsariyle ispat edecektir. (İnşallah sesleri) Arkadaşlar bu müessesei âliyeyi vücuda getiren Türk Milletinin son dört sene zarfında ihraz ettiği zafer, bundan sonra da birkaç misli olmak üzere, tecelliyatını gösterecektir. (İnşallah sesleri) Âcizleri mazhar olduğum bu emniyet ve itimada kesbi liyakat etmek için pek mühim gördüğüm bir noktadaki ihtiyacımı arz etmek mecburiyetindeyim. O ihtiyaç, Heyeti Aliyenizin şahsım hakkındaki teveccüh ve itimadının, müzaheretinin devamıdır. (Hiç şüphe yok, daima sesleri) Ancak bu sayede ve Allah’ın inayetiyle, şahsıma tevcih buyurduğunuz ve buyuracağınız vazaifi hüsnü ifaya muvaffak olabileceğimi ümidederiın. (Allah muvaffak etsin sesleri) Daima muhterem arkadaşlarımın ellerine, çok samimî ve sıkı bir surette yapışarak onların şahıslarından kendimi biran bile müstağni görmiyerek çalışacağım. Milletin teveccühünü daima noktayı istinat telâkki ederek, hep beraber ileriye gideceğiz. Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır. (Şiddetli ve sürekli alkışlar)

REiS – Efendim yarın öğleden sonra saat bir buçukta içtima etmek üzere Celsei tatil ediyorum.

AVNi B. (Bozak) – Bir dua yapılsın. (Dua edilsin sesleri)

(Karahisar Mebusu Kâmil Efendi tarafından kürsüde bir dua kıraat edilmiştir.)

Hitamı müzakerat: Saat 9,00

Uğur Mumcu ve Bir Tahrifat Vak’ası

Orhan Yalçın Gültekin

Beni tanıyanlar, Marksizmin klasiklerinin olduğu kadar Mustafa Kemal’in de iyi bir okuyucusu olmaya çalıştığımı bilirler. Türkiye tarihinin en önemli şahsiyetinin yalnızca ne yapıp ne ettiğiyle değil, ne söyleyip ne söylemediğiyle de yakından ilgili olmuşumdur hep.

Her tür okuma ve o okumalar temelinde yapılacak değerlendirme ve eleştirilerde, Marksizm okumalarımın hemen başında öğrendiğim bir edep kuralına bütün yaşamım boyunca sadık kalmaya çabaladım. Bu edep kuralı şudur:
Okumaya devam et Uğur Mumcu ve Bir Tahrifat Vak’ası

Atatürk’ün Nesebi

Taha Akyol

Mustafa Kemal, Zübeyde ile Abduş adlı birinin evlilik dışı çocuğu imiş! Bu konuda Selanik Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 22 Kanunuevvel 1298 (miladi 5 Ocak 1883) tarihli bir kararı varmış…
Eski hezeyan… Fakat internette bir ‘site’ açarak bunu yeniden tezgahlamışlar. Özellikle yurtdışından çok sayıda okuyucum, e – posta ile benden cevap vermemi istiyorlar. Okumaya devam et Atatürk’ün Nesebi

Atatürk’ün Nesebi Vesilesiyle

Orhan Yalçın Gültekin

Taha Akyol’un bugünkü (03 Ocak 1999) Milliyet’te yayınlanan yazısını sizlerle paylaşmak istedim.

Çok önceleri yazıda sözü geçen web sitesini ziyaret edip sinirleri bozulan ve herkesi tepki göstermeye çağırmış olan arkadaşlarımızın morali biraz yerine gelmiştir diye düşünüyorum.

Kişisel olarak insanların nesebi ile hiç mi hiç ilgilenmem ve nesebi gayri-sahih olmanın da kişiyi küçültücü herhangi bir yanı bulunmadığını düşünürüm. Sonuç olarak resmî nikâh kamu önünde birlikteliğin ifade ediliş biçimlerinden biridir. Benim o zamanki karşı çıkışım da, siyasi mülâhazalarla insanlarin medeni durumlarının kullanılmasıydı.

Atatürk ile ilgili bu tür bir iddianın dile getirilmesi “şeriatçı” rüzgârın iğrenç bir siyasi dalaveresiydi. Okumaya devam et Atatürk’ün Nesebi Vesilesiyle