10 Ekim 1903 * Kadınların Toplumsal ve Siyasal Birliği (WSPU) Kuruldu

10 Ekim 1903 * Emmeline Parkhurst, İngiltere’de kadınların kurtuluşu savaşımını yürütmek üzere “Kadınların Toplumsal ve Siyasal Birliği”ni (The Women’s Social and Political Union – WSPU) kurdu.

WSPU, İngiltere’de kadınların oy hakkı için verilen savaşıma önderlik eden militan bir örgüttü. Üyeleri, “suffragettes” (kadınların oy kullanma hakkını savunan kadın) olarak adlandırılan ilk gruptur.

Emmeline Parkhurst şöyle diyordu:

“Yüzyıllar boyunca erkek militanlığı dünyayı kanla yıkadı. Kadın militanlığı ise, insan yaşamına bir zarar vermedi; tersine adalet için savaşanların yaşamını kurtardı.”

Meraklısına:
Kadınların Sosyal ve Politik Birliği @ Vikipedi, özgür ansiklopedi
Women’s Social and Political Union @ Wikipedia, the free encyclopedia

05 Ekim 1789 – Parisli kadınlar Versailles’e yürüdü

05 Ekim 1789 – Fransız Devrimi – Parisli kadınlar Versailles’e yürüdü.

frenchwomen1005s1Parisli kadınlar, Louis XVI’nin feodalizmin lağvedilmesiyle ilgili kararnameleri yürürlüğe koymayı reddetmesine karşı çıkıyor, kral ve maiyetinin Paris’e taşınmasını, yaşam koşullarının düzeltilmesini ve ekmek kıtlığının ortadan kaldırılmasını istiyorlardı.

1789 devrimindeki kadınlara adanmıştır!

Melda Yaman Öztürk

8 Mart 1917’de¨ Petrograd’da yaşanacağı gibi 5 Ekim 1789 sabahı Paris’te ilk önce kadınlar toplanıp Versailles’e yürüdüler; 1792’de ayaklanma öncesi sokakları kadınlar işgal ettiler; 1795 baharında olaylar kadınların gösterileriyle başladı. 1793 ayaklanması öncesi bir milletvekilinin söylediği gibi “Kadınlar hareketi başlatacak … [ve] erkekler yardıma gelecek”ti. Peki kimdi bu kadınlar, nereden geldiler, ne istiyorlardı? Tarihe geçtiler mi, devrimle anıldılar mı? Robespierre, Danton, Marat’ı hepimiz tanırız da mesela Théroigne de Mericourt’yu kaçımız duyduk?

Okumaya devam et 05 Ekim 1789 – Parisli kadınlar Versailles’e yürüdü

“Kalû Belâ”dan beri Erkekegemen bir dünyada yaşıyoruz!

Orhan Yalçın Gültekin

Muhtemelen ilk toplumsal işbölümü, ilk toplumsal egemenlik biçimini de oluşturdu. İnsanlığın en eski çağlarında bir anaerkil dönem oldu mu, bilinmez; öyle olduğu savlanır. Kadınların asr-ı saadeti (bir yanılsama değilse eğer) çok ama çok uzun zaman önce asar-ı atika müzesinin tozlu kuytuluklarından birine hapsedilmiş demektir. En azından bilinen tarih, erkekegemen bir tarihtir. Öyle yaşanmış ve yaşanmakta, öyle anlatılıp aktarılmaktadır. Kadını, yalnızca erkdışı tutmanın değil toplumsal yaşamın dışında tutmanın, onu basit bir eklenti düzeyinde konumlandırmanın hemen her yolu denenmekte, dahası bu durum kutsanmaktadır da.

Okumaya devam et “Kalû Belâ”dan beri Erkekegemen bir dünyada yaşıyoruz!