Meşru Müdafaa

Orhan Yalçın Gültekin

image

mesela diyorum…
bi köşede kıstırıldım…
önümde bir çöp konteyneri var…
adam bana saydırıyor…
ben de karşılık veriyorum…
aradan saatler geçiyor…
karnım acıkmış…
acımdan öleceğim…
susamışım…
dilim damağım yapışmış…
adam üstelik bir de adana yiyor göstere göstere…
lıkır lıkır şalgam suyu…
“ya sattar, ya allah” deyip
konteynerin ardından fırlayıp
ateş ederek adamın üstüne koşuyorum.
adamı vuruyorum.
meşru müdafaa?
üstelik ağır tahrik de var
(şalgam suyu, adana…)
adamın adanasını yeyip
şalgam suyunu içsem
yazarlar mı ceza?

Facebook, 21 Mart 2013

Haber Alma Özgürlüğü

Orhan Yalçın Gültekin

İnsan Hakları Derneği, “Çek elini haber alma özgürlüğümüzden!” savsözüyle biten bir bildiri yayınlamış…

Koza İpek Holding ile ilgili tasarruflara karşı hazırlanan bildirinin “haber alma özgürlüğü” ile bağlanması ayıptır. Biz malum grubun ne tür “haberler” yaptığına yabancı değiliz. Oradan gelecek “haberler”, tıpkı “havuz medyası”ndan gelecek “haberler” gibi “manipülatif” olacaktır.

“Keyfilik” deyin, tamam…

“İktidarın kötüye kullanımı” deyin, tamam…

Bulun işte birşeyler ama bulduklarınız “gerçek” olsun, “haber alma özgürlüğümüz”e katkıda bulunsun.

Manipülasyon yapmayın ULAN!..

Kobanê nire, Uygur Eli nire…

Orhan Yalçın Gültekin

Devlet Bahçeli nam Faşist, Suruç’ta katledilen genç sosyalistlerin ardından şöyle afkurmuş: “Türkiye’de yardım edilecek yer ve insan bitmiştir de geriye bir tek Kobani mi kalmıştır?”
***
Ulan Faşist, biz sana hiç sorduk mu “Türkiye’de yardım edilecek yer ve insan bitmiştir de geriye bir tek Uygur Eli mi kalmıştır?” diye?

Aç haritayı bak; Kobanê nire, Uygur Eli nire…
***
Sen, devlet olarak Uygur Eli’ne gittin.

Sosyalist gençlerin arkasında devlet yok, Uygur Eli’ne gidemezler ama kapı komşumuz Kobanê’ye gidebilirler.

Sen hiç Kobanê’ye gitmeyi aklından geçirdin mi?
***
Sosyalist gençler, Kobanê’ye kitap ve oyuncak götürürken, senin Faşist gençlerin Uygur Türkü dövüyordu Türklük adına.

Kitap ve oyuncak bir yanda, sopa ve yumruk diğer yanda…

Greek to them

Orhan Yalçın Gültekin

Hani anlamadığımız bir konu olduğunda “Konuya Fransız kaldım” ya da “Anladıysam Arap olayım” deriz ya…

İngilizler de aynı anlama gelmek üzere “That’s Greek to me” ya da “It’s (all) Greek to me” deyimlerini kullanırlar.

Yunanistan’daki son genel seçim ve ardından yapılan referandum karşısında bazı arkadaşların söylemlerine baktığımda, olan bitenin tamamının “Greek to them” olduğu sonucuna vardım.

Arkadaşlar, olan biten “başka bir dünya mümkün”ün ifadesi nasıl olabilir?

Yeni Yunan Hükümeti, kapitalist bir toplumda her ikisi de kapitalist çözümler olan “borcun kemer sıkma ile ödenmesi” ile “borcun kemer sıkmadan ödenmesi” arasında ikincisini tercih etmiş ve referandum aracılığıyla pazarlık masasında elini güçlendirmeyi hedeflemiştir.

Bu referandumla Yunanistan seçmeni kime ait olduğu aslında belli olan borçları kabullenmiş ve ödemeyi üstlenmiş ama çoğunluğu bu ödemeyi kemer sıkmadan yapmayı tercih ettiğini belirtmiştir.

Sisteme dönük genel bir eleştiri şu an ufukta görünmemektedir.

Sistemin mevcut örgütlenme biçimlerinden biri olan Avro Bölgesine dönük eleştiriler bile “istemem yan cebime koy”a dönmüş durumdadır…

“Başka bir dünya”dan gerçekte ne anlıyoruz?

Saman Naseem

Orhan Yalçın Gültekin

Saman Naseem, İran İslâm Cumhuriyeti’nde bir Kürt çocuğuydu… Devlet aleyhine silahlı çalışma içinde olmak ve bir sözümona devrim muhafızını öldürmekle suçlanıp tutuklandığında 18 yaşında bile değildi; Erdal Eren’le aynı yaştaydı. Bizim faşistlerimiz hiç değilse yaşını “büyütme” hassasiyetini göstermişlerdi. İran’ın faşistleri bunu yapmaya bile gerek duymadılar ama orada da dava uzun sürdü ve…

Saman Naseem, Nisan 2013’te Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (Kürtçe: Partiya Jiyana Azad a Kurdistanê kısaca PJAK) üyesi olduğu ve sözümona Devrim Muhafızlarına karşı silahlı eylemde bulunduğu iddiasıyla “Allah’a Düşmanlık” (Moharebeh) ve “Dünyada Ahlaksızlık” (ifsad fil-arz) suçlarından ölüme mahkûm edildi, cezası Aralık 2013’te Yargıtayca onandı ve dosyası İnfaz Kurumuna gönderildi.

Her an idam edilebilirdi ve tarih belirlendi: 19 Şubat 2015…

Saman Naseem, şimdi 22 yaşında ve hakkında verilen idam cezasının infaz edilmesini bekliyor.
***
Bugün 19 Şubat 2015 Perşembe…

Ellerimiz, kollarımız bağlı… Bekliyoruz…

Yüreğim daralmış… Bir karabasan çökmüş üzerime…

İnsan bazen süper kahraman olmak ister ya…

Çaresizliğinden…

Şimdi o çaresizlik içinde süper kahraman olmak istiyorum…

Çekip almak Saman’ı yağlı urgandan…

‪#‎StopTheExecutionOfSamanNaseem‬

Iran-İdam

Ulan Esat, oldu mu şimdi?

Orhan Yalçın Gültekin

Ulan Esat, oldu mu şimdi?

Hatırlar mısın 80’lerde -30 yıl kadar olmuş nerden bakarsan- Sarayburnu’nda oturup hasret gidermiş ve Gramsci tartışmıştık.

Hatta bir hayli de geç ayrılmıştık. O zamanlar cep telefonu yok, haber de verememiştim eve… Aysel telaşlanmıştı haliyle, alıp götürdüler diye…

Gıyabımda Neci’yle görüşüp “Yalçın, Gramsci ile Stalin’i birleştirmeye çalışıyor” demişsin…

O kadar karşılaştık, o kadar söyleştik… Bir türlü fırsat bulamadık o zamandan bu zamana o konuyu konuşmaya…

Nereye gittin ya hu; daha seninle Gramsci tartışacaktık!..

***
Üç erkek kardeş… Üçü de Darüşşafakalı…
Mete, Cem ve Esat…
Mete, bir sınıf büyüğüm…
Cem, dönemdaşım, sınıf arkadaşım…
Esat, en küçükleri; dört yaş üç sınıf küçük benden…
Darüşşafakalı kardeşim ama arkadaşım da aynı zamanda…
***
15 Ekim 2014 Çarşamba…
Ölüm haberini aldım…
16 Ekim 2014 Perşembe…
Levent Camiinden öğle namazını takiben Kilyos Mezarlığına…
Son yolculuğuna…
Kahretsin ya…

EsatBozyiğit-İlan