Darüşşafaka Tarihçesinde Tarihler

Orhan Yalçın Gültekin

Bu yazı Darüşşafaka’dan Yankı’nın Eylül 2003 sayısında yayımlanmıştı. Gözden geçirip birkaç maddî hata ile en sondaki hatalı akıl yürütmeleri çıkartıp Darüşşafakalılar Derneği ile Çırak Mektebi’nin kuruluş tarihini de metne ekledim.

İnsanlar zamanı ölçer ve takvimleri oluştururken hangi başlangıç olayını alırlarsa alsınlar bir de ölçü aracı belirlemişler. Bu ölçü aracı ya “Güneş” olmuş ya da “Ay”. “Güneş”in ölçü aracı olarak alındığı durumlarda dünyanın güneş etrafında bir tam dönüşüne denk düşen süre olan 365 gün 6 saat kullanılmış. “Ay”ın ölçü aracı olduğunda ise “Ay”ın “Dünya” çevresinde 12 kez dönmesinin süresi (12 x 29,5 = 354 ve 355 gün) esas alınmış. Tarihte Güneş Takvimi’ni ilk Mısırlılar kullanmış, Ay Takvimi’ni ise Sümerler.

Osmanlılardan bu yana üç takvim kullanmışız: Hicrî, Rumî ve Milâdî takvimler. Hicrî ve Rumî takvimler Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye göç (hicret) edişini (15 veya 16 Temmuz 622) başlangıç kabul ederken, Milâdî takvim, Ocak ayının 1. Gününden hareket etmiş.(1) Öte yandan Hicrî takvim bir Ay takvimiyken, Rumî ve Milâdî takvimler Güneş takvimi olarak düzenlenmiş, Hicrî ve Rumî takvimlerde yıl, Mart ayından başlatılmış.

Hicrî başlangıcın Milâdî karşılığında değişik kaynaklarda iki farklı tarih (15 Temmuz 622 veya 16 Temmuz 622) verilmektedir. Diyanet’in değerlendirmesini esas aldık. Yaygın olarak kullanılan da budur.

Bu yazının ilk yayımında (2003) Milâdî takvim başlangıcı olarak yaygın bir yanlışı kullanmış ve “Hz. İsa’nın doğumundan yola çıkmış” diye yazmıştım. Oysa Ocak (January) ayı Roma mitolojisindeki “Kapı/Geçit” tanrısı Janus’tan gelmektedir. Tanrı Janus’un farklı yönlere bakan iki yüzü vardır; bir yüzü gidene, diğer yüzü ise gelene bakar.

Cemiyet-i Tedrisiyye-i İslamiye ne zaman kuruldu?

Cemiyet-i Tedrisiyye-i İslamiye’nin (Darüşşafaka Cemiyeti) kuruluş yılı değişik kayıtlarda farklı gösterilmiştir.

Hem Cumhurbaşkanı M. Kemal Atatürk ’e sunulan 1927 tarihli “Darüşşafaka – İlk Halk Mektebi” adlı yapıtta hem 1948 baskılı “Darüşşafaka 1873” adlı çalışmada 1281 karşılığı olarak 1865 verilmektedir Cemiyet’in kuruluş yılı olarak. Uzun süredir ise DC’nin kuruluş tarihi, 1863 olarak kullanılıyor/kabul ediliyor. Elimdeki 1978 yıllığındaki tarihçede de 1863 yılı verilmiş. 1865 yerine 1863’ün ilk ne zaman kullanıldığını ise bilemiyorum. Peki, bu tarihlerden hangisi doğru? Yoksa ikisi de mi yanlış? Doğru olan ne?

Darüşşafaka Tarihi 1863-1998 adlı çalışmada “Darüşşafaka Cemiyeti 30 Mart 1863 günlü (21 Şevval 1280) padişah fermanıyla Cemiyet-i Tedrisiyye-i İslamiye olarak kurulmuştur.” denilmektedir. Eğer Hicrî 21 Şevval 1280 tarihi doğruysa, bunun milâdi karşılığı 30 Mart 1864’tür.

Buna göre Darüşşafaka Cemiyeti’nin Kuruluş tarihi Hicrî 21 Şevval 1280/ Rumî 18 Mart 1280/Milâdî 30 Mart 1864 Çarşamba görünüyor. Ancak Cemiyet-i Tedrisiyye-i İslâmiye’nin kuruluş başvurusunun 1863 yılında yapıldığı söylenebilir.

Peki, 1865 nereden çıkıyor? Şuradan: CTİ (DC), ilk eğitim çalışmalarına 1865 yılında başlıyor. 15 Şevval 1281/1 Mart 1281/13 Mart 1865 Pazartesi tarihli Tasvir-i Efkâr’da yayınlanan Madde-i Resmiye’de, 1865 yılının Mart ayının 13’ünden ay sonuna kadar her Cumartesi, Salı ve Perşembe günleri kayıt yaptırılabileceği yazılmaktadır. Eğitim Nisan 1865’te başlamıştır. Olasıdır ki talîm ve terbiyeye başlangıç yılı, kuruluş yılı olarak kabul edilmiş.

Darüşşafaka ne zaman kuruldu?

Darüşşafaka’nın kuruluş yılı 1873 olarak kabul edilir ki bu tamamen yanlıştır. 1873, Darüşşafaka adı altında eğitime başlandığı yıldır.

Darüşşafaka Nizamnamesi Hicrî 15 Ramazan 1288’de hazırlanmış. Bu tarih, Rumî 16 Teşrinisani 1287 ve Milâdî 28 Kasım 1871 Salı’ya denk düşüyor. (DT 1863-1998’de 21 Kasım 1871 olarak yazılmış. Bkn. Sf 18.)

Anlaşılan o ki, nizamnameyi hazırlamak yetmiyor; bir de padişah fermanı gerekiyor. “Aciz yetimler ve Müslüman çocukların talim ve terbiyeleri için” kurulan Darüşşafaka’yla ilgili İrade-i Seniye-i Hazret-i Padişahı Sureti’nin tarihi ise Hicrî 15 Muharrem 1289. Bu tarih de Rumî 13 Mart 1288 ve Milâdî 25 Mart 1872 Pazartesi’nin karşılığı.

Darüşşafaka ne zaman eğitime başladı?

Darüşşafaka’nın eğitime başlama tarihiyle ilgili ilk not, Tarihi Bina’nın açılış töreninden üç gün sonra olduğuyla ilgilidir.

Tarihi Bina’nın açılış töreniyle ilgili olarak birbiriyle çelişen iki tarih var:

  1. Rumî 12 Haziran 1289 – Milâdî 24 Haziran 1873 Salı (D-İHM Sf. 5). Buna göre Darüşşafaka’nın eğitime başlama tarihi 27 Haziran 1873 Cuma
  2. Hicri 2 Cemaziyülevvel 1290 – 28 Haziran 1873 Cumartesi (D-İHM Sf. 7). Buna göre Darüşşafaka’nın eğitime başlama tarihi 1 Temmuz 1873 Pazartesi

Öte yandan DT 1863-1998 sayfa 19’da eğitime başlama tarihi olarak Milâdî 29 Haziran 1873 Pazar yazılmış.

Darüşşafaka Mezunin Cemiyeti ne zaman kuruldu?

Darüşşafaka Mezunlar Derneği’nin 8 Ağustos 1908 (1324) günlü ilk toplantısı(NÖ) ifadesinden yola çıkarak Darüşşafakalılar Derneğinin kuruluş tarihi 08.08.1908 olarak kabul edilmiş ve böyle de kullanılmıştır. Oysa ki kuruluş tarihi olan 8 Ağustos 1324 Rumî takvime göredir ve Milâdî takvim karşılığı 21 Ağustos 1908 Cuma’dır.

Bilindiği gibi Darüşşafakalılar Derneği bir yetişenler derneğinden fazlasıdır.  (OYG) Darüşşafakalılar Derneği’nde bir araya gelmiş Darüşşafakalılar, “tıpkı Darüşşafaka kurucularının ve ilk Cemiyet-i Tedrisiyye üyelerinin yaptıkları gibi esnaf çıraklarını meccanen okutmayı ve bu suretle kendilerine edilmiş olan hizmetin şükran borçlarını bir nebze ödemeyi düşünerek” Rumî 14 Şubat 1325 / Milâdî 27 Şubat 1910 Pazar günü Çırak Mektebi’nin açılış törenini yapmış ve eğitime başlamışlardır. (SZB)

Kaynaklar:

  1. Darüşşafaka – İlk Halk Mektebi: 1. Basım Darüşşafaka Cemiyeti (1927)İ 2. Basım Darüşşafakalılar Derneği (2000)
  2. Darüşşafaka 1873, 1. Basım, Darüşşafakalılar Cemiyeti (1948)
  3. Darüşşafaka Tarihi 1863-1998, Darüşşafaka Cemiyeti (1998)

Ali Fuat Okan

O Emekçi Halkın Kurtuluşu
Davasına Kendini Adayan
Yüzbinlerce Devrimciden Biriydi
Selam Ona!
Ve Bu Mücadelede
Hayatlarını Kaybedenlere
Bin Selam!

Ali Fuat’ı Yitirmek

Ali Fuat’la Cebeci Cumhuriyet Yurdunda kalıyorduk. Onunla ayni dönem mezun olup SBF’ye gelen o çok sevdiğimiz diğer Darüşşafakalı arkadaşlar, yurdun cepheden bakınca en soldaki büyük, köşe odalarından birine yerleşmişlerdi. Okumaya devam et Ali Fuat Okan

Gecelerim

Ahmed Rasim

Valide kapıda, ben içeride kaldım.

Artık Dârüşşafaka’ya kaydedilmiştim. O dayak patırtısından sonra valide beni mektebe götürerek ilmühaber aldık. Mahalleden kimsesiz olduğuma dair bir kağıt çıkartarak mektep müdürüne verdik. Tamam Ağustosun onyedinci günü idi. O yegane teribeytgahta beni soydular. Bir gömlek, don, keten urba, kırmızı fes, bir laçin verdiler. Giyindim, bahçeye fırladım.

Bir alay çocuk. Uyanıyorlar. Ben durur muyum? Yarım saat içinde cümlesine alıştım. Ben altısının adını bile öğrendim. Hüseyin, İhsan, Mehmet, Reşit, Raşit, Ali, Fahri, Salih. Hep bunlar benim arkadaşım. Fakat burada birisi var. Bir mi ya? Beş altı kişi var. Bize nezaret ediyorlar. Arif Ağa mubassırımız. Naki Efendi müdürümüz. Ziyade haşarılık olmayacak. Derhal kaş çatılıyor. Bu iyi. Dayak yok. Hele o mektepten kurtuldum. Gık desem koca sopa başıma iniyordu. Burada öyle şey yok. Ben valideyi unuttum. Akşama kadar o geniş, çiçekli, muntazam bahçede oynadık. Bir düdük sesi? Kim aldırır! Çocuklar çalıyor. O ne? Herkes toplandı. Sıra duruldu. Ben de onları taklit ettim. Bizden bir sene evvel giren efendilerden biri bizi tabur haline koydu. Büyük bir gururla: Okumaya devam et Gecelerim

Aziz Nesin

Orhan Yalçın Gültekin

Yanlış anımsamıyorsam, adını ilk mahalle büyüklerimizin bir söyleşisinde duymuş, bir mahalle büyüğümüzün, “Bırak şu komünist pezevengi!” diyerek konuyu kapatışı ile tanışmayı sonraki yıllara ertelemiştim.

Bir kez okumaya başladıktan sonra döne döne  okumaya devam ettim.

Uzun yıllar  Darüşşafakalı olduğunu bilmeden okudum  öykülerini. Lise 1 yazıydı (1976). Bir askeri tatil  kampında “Böyle Gelmiş Böyle Gitmez”leri  okurken öğrendim Daçkalı olduğunu. Hiç bir  özel tepki göstermedim, hiç önemsemedim  Daçkalı olmasını.

“Büyük Grev” kitabına kızıp  gençleri “Aziz Nesin, Sen Nesin?” diye  bağırttıran sözüm ona dostlarına kızdığım  zaman da aklımın köşesinden geçmiyordu  Daçkalı olması.

Din bezirganlarına karşı  yürüttüğü son dönem savaşımına yürekten  katılırken de önemli değildi Daçkalı oluşu.

Çünkü O, Aziz Nesin’di! Başka hiç bir  tanımlamaya gereksinimi olmayan, yalnızca  adıyla anılması yeterli olan insan!

Kaynak: Darüşşafaka’dan Yankı, Temmuz 1998

Darüşşafaka Ruhu ve Özdemir Başat

Doç.Dr. Ulaş Başar Gezgin
E-posta: ulasbasar@gmail.com

1863’ten beri (kısa bir dönemi saymazsak) babası ölmüş yoksul ve yetenekli çocuklara üst düzey bir eğitim veren Darüşşafaka (artık annesi olmayanlar da kabul ediliyor) için, sık sık “Türkiye’nin en büyük ailesi” deriz; çünkü 7-9 yıl yatılı olarak 24 saatinizi birlikte geçirdiğiniz kardeşleriniz ve abileriniz/ablalarınızla kimi durumlarda kendi ailenizden bile daha yakın ilişkiler kurarsınız. Robert College gibi okullardan çıkıp sonradan solcu olan kimi yazarların “halkı hapishanede ve/ya da askerde tanıdım” dediklerini duyarız kimi zaman; oysa, Darüşşafakalıların kendileri, halk olarak, halkla birlikte okudukları okullarında, çoğunlukla halkçı ve dayanışmacı görüşlerle ve yaşam biçimleriyle mezun olurlar (bunun istisnaları var elbette; ancak genel eğilim böyle). Okul sonrası Darüşşafaka bağları kopmaz; tersine, daha geniş üst dönemlerle, daha büyük aileye kavuşur genç Darüşşafakalı. Kimsesiz değildir o; hep sahip çıkan birileri vardı. Ve Darüşşafakalı, Darüşşafakalıdır; yaşı ister 50 olsun ister 80 olsun; küçükler, onu ‘abi/abla’ olarak çağırır.
Okumaya devam et Darüşşafaka Ruhu ve Özdemir Başat

Faruk Hızal – Zanaatkâr Bir Kaleci

Fethi Aytuna

FarukHızal-01Faruk Hızal 1921 yılında İstanbul Karagümrük’te doğar.  Henüz dört beş yaşlarındayken babasını kaybeder. Darüşşafaka Lisesinin sınavını kazanarak, hayatının akışını değiştirecek bu yeni yuvasında okumaya başlar.

Darüşşafaka Lisesi o yıllarda yalnız ülkenin önde gelen bir eğitim kurumu değil aynı zamanda başarılı sporcular yetiştiren bir okuldur. Okul takımında oynayan pek çok isim daha sonra Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray, Vefa ve Beykoz gibi seçkin kulüplerin futbolcusu olur.

Faruk Hızal bir yandan lisedeki ağabeylerinin yaptığı maçları izler, bir yandan sınıf arkadaşlarıyla birlikte bezden yaptıkları toplarla futbol oynamaya başlar. “Sınıftan çıkardık. On, on beş dakikalık teneffüs vardı. O zaman şimdiki gibi toplar nerede. Çorapları söküp sararak yuvarlak haline getirir, pamuk koyarak top yapardık ama bayağı zıplardı o toplar.”

Sınıflar ilerledikçe okul takımında kendine yer bulur. “Darüşşafaka’dayken ileride oynardım. Kaleci İbrahim Tanla vardı uzun boylu. Sınıfça da büyüktü. Ama o hava toplarına iyi çıkamazdı. Benim boyum onun kadar uzun olmadığı halde ben yumruklardım topu. Onun yüzünden kaleye geçtim.” Okumaya devam et Faruk Hızal – Zanaatkâr Bir Kaleci

Darüşşafaka Mezunin Cemiyeti Çırak Mektebi Açılış Toplantısında Konuşma

Salih Zeki Bey

Kardeşliğin, İslâm kardeşliğinin en masumane, en yetimane bir tecelligahını görmek, ziyaret etmek isteyenler Dârüşşafaka’yı gezmelidirler. Burası mektep değildir. Anadan babadan ayrılmış, yalnız kardeş yanında büyümeye alışmış ümmetin sıbyanının muhterem melceidir. Feyz-i Mevla onun kapısında, duvarında değildir. Kapısı, duvarı içinde gezinen saf gönüllerdedir. Nazarım her ne zaman o muhteşem şefkat binasına dönecek olsa, sebat ve vefa namına gözlerim yaşarır. Ona olan muhabbetim, aşkım ebedidir. Ne zaman o ulvi merhamet tavaf yerini ziyaret edecek olsam kapısından girer girmez cemiyetin bütün gailelerinden kurtulur, özgürce teneffüs ederim. Hissederim ki gönlümdeki bütün emellerim vücuda gelse sekiz sene müddet orada geçirdiğim bahtiyarca ömrün bir yılına muadil olamayacak! Ne çare ki talih bizi erken büyütüp o edep dershanesinde naçiz bir öğrenci olmak şerefinden ebediyyen mahrum etti. Ne arkadaşlar, ne kardeşler vardı! Oradan çıkar çıkmaz cümlemiz birer tarafa saçıldık.

Okumaya devam et Darüşşafaka Mezunin Cemiyeti Çırak Mektebi Açılış Toplantısında Konuşma

Darüşşafaka ve Darüşşafakalılar

Orhan Yalçın Gültekin
Ayşe Çetintaş
Eyüp Halit Türkyazıcı

Osmanlı can çekişir ve ölüme direnirken

Üç kıtaya yayılmış bir imparatorluk hızla Batılı devletlerin yarı-sömürgesi oluyor ve bir kısmının bütünlüğü koruyarak egemenliğini kurma, diğerlerinin bölüp parçalayıp yönetme siyasalarının gelgitinde debelenip varolmaya çalışıyordu.

Bu karmaşık ilişkiler yumağı içinde Sadrazam Mustafa Reşit Paşa, 3 Kasım 1839’da Gülhane Parkı’nda Tanzimat Fermanını okuyor, kimine göre Batı’ya bütüncül teslimiyetin, kimine göre de modenleşme temelinde bir yapılanmanın kapısını aralıyordu.

Rus Çarı Nikola’nin 9 Ocak 1853’te İngiliz elçisiyle yaptığı bir görüşmede kullandığı “hasta adam” ifadesi, hemen her alanda kurumları bozulmuş, yönsüzleşmiş Osmanlı Devletinin üzerine yapışırken hem devlet hem de sivil toplum, “hasta adam” etiketini yırtacak arayışların peşinde koşuyor; hemen her alanda kurtuluş tasarımları ortaya atıyordu.

Kırım Savaşı’nın ardından imzalanan Paris Antlaşmasına uygun olarak 18 Şubat 1856’da Islahat Fermanı ilân ediliyor ve Osmanlı topraklarında Hıristiyanlarla Müslümanlar arasındaki farklar her alanda kaldırılıyordu.

Açılan kapıdan eğitim de nasibini alıyor, önce yabancıların açtığı okullara pıtrak gibi Osmanlı Gayrımüslim okulları eşlik ediyordu.

Osmanlı aydınlarının devletle bir barışık bir kavgalı uğraşıyla yeni öğretim kurumları ortaya çıkartırken yabancı ve gayrimüslim okullarına karşı rekabet de gelişiyordu.

Osmanlı toplumu direniyor ve kurtuluş yolları arıyordu.

Okumaya devam et Darüşşafaka ve Darüşşafakalılar

Ömər Faiq Nemanzadə

Vikipediya, açıq ensiklopediya – ویکیپدیا ، آچیق انسایکلوپدیا
ÖMƏR FAİQ NEMANZADƏ
Doğum tarixi: 1872
Doğum yeri: Gürcüstan Azqur
Vəfatı: 1937
Ölüm səbəbi: repressiya edilib Okumaya devam et Ömər Faiq Nemanzadə

Darüşşafakalıyız, gururluyuz… Bizde kadının adı var!


Orhan Yalçın Gültekin

oyg009Darüşşafakalılar Derneği’nde 2006 yılından beri sürdürdüğüm başkanlık dönemim 28 Mart 2010 Pazar günü yapılan olağan genel kurulumuzla sona ermiş bulunuyor.

Görevi, dört yıl denetim kurulu üyeliği, iki yıl da yönetim kurulu genel sekreterliği yapmış bulunan ve birlikte çalışmaktan büyük bir memnuniyet duyduğum kardeşim Alper Yılmaz’a devretmiş olmanın keyfini yaşıyorum. Yeni yönetim kurulunun Darüşşafaka için iyi şeyler yapacağına eminim. Yönetim Kurulu üyelerine Darüşşafaka ve Darüşşafakalılara Darüşşafakalılar Derneği aracılığıyla hizmet etme görevlerinde başarılar diliyorum.
Okumaya devam et Darüşşafakalıyız, gururluyuz… Bizde kadının adı var!