Gecelerim

Ahmed Rasim

Valide kapıda, ben içeride kaldım.

Artık Dârüşşafaka’ya kaydedilmiştim. O dayak patırtısından sonra valide beni mektebe götürerek ilmühaber aldık. Mahalleden kimsesiz olduğuma dair bir kağıt çıkartarak mektep müdürüne verdik. Tamam Ağustosun onyedinci günü idi. O yegane teribeytgahta beni soydular. Bir gömlek, don, keten urba, kırmızı fes, bir laçin verdiler. Giyindim, bahçeye fırladım.

Bir alay çocuk. Uyanıyorlar. Ben durur muyum? Yarım saat içinde cümlesine alıştım. Ben altısının adını bile öğrendim. Hüseyin, İhsan, Mehmet, Reşit, Raşit, Ali, Fahri, Salih. Hep bunlar benim arkadaşım. Fakat burada birisi var. Bir mi ya? Beş altı kişi var. Bize nezaret ediyorlar. Arif Ağa mubassırımız. Naki Efendi müdürümüz. Ziyade haşarılık olmayacak. Derhal kaş çatılıyor. Bu iyi. Dayak yok. Hele o mektepten kurtuldum. Gık desem koca sopa başıma iniyordu. Burada öyle şey yok. Ben valideyi unuttum. Akşama kadar o geniş, çiçekli, muntazam bahçede oynadık. Bir düdük sesi? Kim aldırır! Çocuklar çalıyor. O ne? Herkes toplandı. Sıra duruldu. Ben de onları taklit ettim. Bizden bir sene evvel giren efendilerden biri bizi tabur haline koydu. Büyük bir gururla: Okumaya devam et Gecelerim

Aziz Nesin

Orhan Yalçın Gültekin

Yanlış anımsamıyorsam, adını ilk mahalle büyüklerimizin bir söyleşisinde duymuş, bir mahalle büyüğümüzün, “Bırak şu komünist pezevengi!” diyerek konuyu kapatışı ile tanışmayı sonraki yıllara ertelemiştim.

Bir kez okumaya başladıktan sonra döne döne  okumaya devam ettim.

Uzun yıllar  Darüşşafakalı olduğunu bilmeden okudum  öykülerini. Lise 1 yazıydı (1976). Bir askeri tatil  kampında “Böyle Gelmiş Böyle Gitmez”leri  okurken öğrendim Daçkalı olduğunu. Hiç bir  özel tepki göstermedim, hiç önemsemedim  Daçkalı olmasını.

“Büyük Grev” kitabına kızıp  gençleri “Aziz Nesin, Sen Nesin?” diye  bağırttıran sözüm ona dostlarına kızdığım  zaman da aklımın köşesinden geçmiyordu  Daçkalı olması.

Din bezirganlarına karşı  yürüttüğü son dönem savaşımına yürekten  katılırken de önemli değildi Daçkalı oluşu.

Çünkü O, Aziz Nesin’di! Başka hiç bir  tanımlamaya gereksinimi olmayan, yalnızca  adıyla anılması yeterli olan insan!

Kaynak: Darüşşafaka’dan Yankı, Temmuz 1998

Darüşşafaka Ruhu ve Özdemir Başat

Doç.Dr. Ulaş Başar Gezgin
E-posta: ulasbasar@gmail.com

1863’ten beri (kısa bir dönemi saymazsak) babası ölmüş yoksul ve yetenekli çocuklara üst düzey bir eğitim veren Darüşşafaka (artık annesi olmayanlar da kabul ediliyor) için, sık sık “Türkiye’nin en büyük ailesi” deriz; çünkü 7-9 yıl yatılı olarak 24 saatinizi birlikte geçirdiğiniz kardeşleriniz ve abileriniz/ablalarınızla kimi durumlarda kendi ailenizden bile daha yakın ilişkiler kurarsınız. Robert College gibi okullardan çıkıp sonradan solcu olan kimi yazarların “halkı hapishanede ve/ya da askerde tanıdım” dediklerini duyarız kimi zaman; oysa, Darüşşafakalıların kendileri, halk olarak, halkla birlikte okudukları okullarında, çoğunlukla halkçı ve dayanışmacı görüşlerle ve yaşam biçimleriyle mezun olurlar (bunun istisnaları var elbette; ancak genel eğilim böyle). Okul sonrası Darüşşafaka bağları kopmaz; tersine, daha geniş üst dönemlerle, daha büyük aileye kavuşur genç Darüşşafakalı. Kimsesiz değildir o; hep sahip çıkan birileri vardı. Ve Darüşşafakalı, Darüşşafakalıdır; yaşı ister 50 olsun ister 80 olsun; küçükler, onu ‘abi/abla’ olarak çağırır.
Okumaya devam et Darüşşafaka Ruhu ve Özdemir Başat

Faruk Hızal – Zanaatkâr Bir Kaleci

Fethi Aytuna

FarukHızal-01Faruk Hızal 1921 yılında İstanbul Karagümrük’te doğar.  Henüz dört beş yaşlarındayken babasını kaybeder. Darüşşafaka Lisesinin sınavını kazanarak, hayatının akışını değiştirecek bu yeni yuvasında okumaya başlar.

Darüşşafaka Lisesi o yıllarda yalnız ülkenin önde gelen bir eğitim kurumu değil aynı zamanda başarılı sporcular yetiştiren bir okuldur. Okul takımında oynayan pek çok isim daha sonra Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray, Vefa ve Beykoz gibi seçkin kulüplerin futbolcusu olur.

Faruk Hızal bir yandan lisedeki ağabeylerinin yaptığı maçları izler, bir yandan sınıf arkadaşlarıyla birlikte bezden yaptıkları toplarla futbol oynamaya başlar. “Sınıftan çıkardık. On, on beş dakikalık teneffüs vardı. O zaman şimdiki gibi toplar nerede. Çorapları söküp sararak yuvarlak haline getirir, pamuk koyarak top yapardık ama bayağı zıplardı o toplar.”

Sınıflar ilerledikçe okul takımında kendine yer bulur. “Darüşşafaka’dayken ileride oynardım. Kaleci İbrahim Tanla vardı uzun boylu. Sınıfça da büyüktü. Ama o hava toplarına iyi çıkamazdı. Benim boyum onun kadar uzun olmadığı halde ben yumruklardım topu. Onun yüzünden kaleye geçtim.” Okumaya devam et Faruk Hızal – Zanaatkâr Bir Kaleci

Darüşşafaka ve Darüşşafakalılar

Orhan Yalçın Gültekin
Ayşe Çetintaş
Eyüp Halit Türkyazıcı

Osmanlı can çekişir ve ölüme direnirken

Üç kıtaya yayılmış bir imparatorluk hızla Batılı devletlerin yarı-sömürgesi oluyor ve bir kısmının bütünlüğü koruyarak egemenliğini kurma, diğerlerinin bölüp parçalayıp yönetme siyasalarının gelgitinde debelenip varolmaya çalışıyordu.

Bu karmaşık ilişkiler yumağı içinde Sadrazam Mustafa Reşit Paşa, 3 Kasım 1839’da Gülhane Parkı’nda Tanzimat Fermanını okuyor, kimine göre Batı’ya bütüncül teslimiyetin, kimine göre de modenleşme temelinde bir yapılanmanın kapısını aralıyordu.

Rus Çarı Nikola’nin 9 Ocak 1853’te İngiliz elçisiyle yaptığı bir görüşmede kullandığı “hasta adam” ifadesi, hemen her alanda kurumları bozulmuş, yönsüzleşmiş Osmanlı Devletinin üzerine yapışırken hem devlet hem de sivil toplum, “hasta adam” etiketini yırtacak arayışların peşinde koşuyor; hemen her alanda kurtuluş tasarımları ortaya atıyordu.

Kırım Savaşı’nın ardından imzalanan Paris Antlaşmasına uygun olarak 18 Şubat 1856’da Islahat Fermanı ilân ediliyor ve Osmanlı topraklarında Hıristiyanlarla Müslümanlar arasındaki farklar her alanda kaldırılıyordu.

Açılan kapıdan eğitim de nasibini alıyor, önce yabancıların açtığı okullara pıtrak gibi Osmanlı Gayrımüslim okulları eşlik ediyordu.

Osmanlı aydınlarının devletle bir barışık bir kavgalı uğraşıyla yeni öğretim kurumları ortaya çıkartırken yabancı ve gayrimüslim okullarına karşı rekabet de gelişiyordu.

Osmanlı toplumu direniyor ve kurtuluş yolları arıyordu.

Okumaya devam et Darüşşafaka ve Darüşşafakalılar

Ömər Faiq Nemanzadə

Vikipediya, açıq ensiklopediya – ویکیپدیا ، آچیق انسایکلوپدیا
ÖMƏR FAİQ NEMANZADƏ
Doğum tarixi: 1872
Doğum yeri: Gürcüstan Azqur
Vəfatı: 1937
Ölüm səbəbi: repressiya edilib Okumaya devam et Ömər Faiq Nemanzadə

Darüşşafakalıyız, gururluyuz… Bizde kadının adı var!


Orhan Yalçın Gültekin

oyg009Darüşşafakalılar Derneği’nde 2006 yılından beri sürdürdüğüm başkanlık dönemim 28 Mart 2010 Pazar günü yapılan olağan genel kurulumuzla sona ermiş bulunuyor.

Görevi, dört yıl denetim kurulu üyeliği, iki yıl da yönetim kurulu genel sekreterliği yapmış bulunan ve birlikte çalışmaktan büyük bir memnuniyet duyduğum kardeşim Alper Yılmaz’a devretmiş olmanın keyfini yaşıyorum. Yeni yönetim kurulunun Darüşşafaka için iyi şeyler yapacağına eminim. Yönetim Kurulu üyelerine Darüşşafaka ve Darüşşafakalılara Darüşşafakalılar Derneği aracılığıyla hizmet etme görevlerinde başarılar diliyorum.
Okumaya devam et Darüşşafakalıyız, gururluyuz… Bizde kadının adı var!