Darüşşafaka Sineması

İhsan Kabil

Darüşşafaka’ya girdiğimiz yıllar itibariyle, televizyonun yaygın olmayışı ve sinemaların halen çok revaçta olmalarının da etkisiyle Sinema Kulübü’nün yaptığı gösterimler bizler için birer şenlik niteliğindeydi. Derslerin bitişinden sonra havanın hafif kararmaya başlamasıyla, aynı zamanda tiyatro sahnesi olarak kullanılan salonun önünde upuzun kuyruklarda toplaşıyorduk. Verdiğimiz cüz’i bilet paralarını gözümüz görmüyordu bile; birkaç dakika sonra başlayacak olan sinemanın o insanı cezbeden büyüsü başımızı döndürüyordu.

Okumaya devam et Darüşşafaka Sineması

Darüşşafaka ve Darüşşafakalılar

Orhan Yalçın Gültekin
Ayşe Çetintaş
Eyüp Halit Türkyazıcı

Osmanlı can çekişir ve ölüme direnirken

Üç kıtaya yayılmış bir imparatorluk hızla Batılı devletlerin yarı-sömürgesi oluyor ve bir kısmının bütünlüğü koruyarak egemenliğini kurma, diğerlerinin bölüp parçalayıp yönetme siyasalarının gelgitinde debelenip varolmaya çalışıyordu.

Bu karmaşık ilişkiler yumağı içinde Sadrazam Mustafa Reşit Paşa, 3 Kasım 1839’da Gülhane Parkı’nda Tanzimat Fermanını okuyor, kimine göre Batı’ya bütüncül teslimiyetin, kimine göre de modenleşme temelinde bir yapılanmanın kapısını aralıyordu.

Rus Çarı Nikola’nin 9 Ocak 1853’te İngiliz elçisiyle yaptığı bir görüşmede kullandığı “hasta adam” ifadesi, hemen her alanda kurumları bozulmuş, yönsüzleşmiş Osmanlı Devletinin üzerine yapışırken hem devlet hem de sivil toplum, “hasta adam” etiketini yırtacak arayışların peşinde koşuyor; hemen her alanda kurtuluş tasarımları ortaya atıyordu.

Kırım Savaşı’nın ardından imzalanan Paris Antlaşmasına uygun olarak 18 Şubat 1856’da Islahat Fermanı ilân ediliyor ve Osmanlı topraklarında Hıristiyanlarla Müslümanlar arasındaki farklar her alanda kaldırılıyordu.

Açılan kapıdan eğitim de nasibini alıyor, önce yabancıların açtığı okullara pıtrak gibi Osmanlı Gayrımüslim okulları eşlik ediyordu.

Osmanlı aydınlarının devletle bir barışık bir kavgalı uğraşıyla yeni öğretim kurumları ortaya çıkartırken yabancı ve gayrimüslim okullarına karşı rekabet de gelişiyordu.

Osmanlı toplumu direniyor ve kurtuluş yolları arıyordu.

Okumaya devam et Darüşşafaka ve Darüşşafakalılar

Dün Darüşşafaka’nın Ellinci Yıldönümü!

Gazete tararken rastladığım Darüşşafaka’yla ilgili bir yazıyı aşağıda gönderiyorum. Yazı, Cumhuriyet gazetesinin 24 Kasım 1923 tarihli sayısında çıkmış ve Darüşşafaka’nın ellinci yıldönümü münesebetiyle yapılan töreni anlatıyor. Yeni harflere çevirirken dile müdahale etmedim, sadece, genç arkadaşlara anlaşılması zor gelebilecek birkaç kelimenin bugünkü dildeki karşılığını, köşeli parentezler içinde verdim.

Sevgiler,

Ahmet Demirel 1976
23 Nisan 2003
Okumaya devam et Dün Darüşşafaka’nın Ellinci Yıldönümü!

Darüşşafakalılar Derneği’nden “Balyoz Planı” açıklaması

Yönetim Kurulunun basın açıklaması

Kamuoyuna duyurudur

04.08.2010 tarihli Star gazetesi’nde Helin Şahin tarafından hazırlanan “İşte camiye bomba planı” başlıklı haberde istihbarat şube müdürü albay Kubilay Aktaş’tan ele geçirildiği iddia edilen bir belgeye dayanılarak Darüşşafakalılar Derneği “Balyoz Planı”na destek verecek dernekler arasında gösterilmiştir.

147 yıllık bir maziye sahip olan Darüşşafaka Lisesi’nin mezunları tarafından 1908 tarihinde kurulmuş olan Darüşşafakalılar Derneği’nin amacı tüzüğünün ikinci maddesinde belirtilmiş olup özetle, Darüşşafaka’da eğitim görmüş Darüşşafakalılar, emekleri ve/veya bağışları ile Darüşşafaka’ya destek ve gönül vermiş olanlar arasında iletişim ve dayanışmayı geliştirmek, Darüşşafaka’nın bir eğitim kurumu olarak tanınırlığını, prestij ve kurumsal imajını üst düzeye çıkartmak, Darüşşafaka’nın tarihsel mirasına sahip çıkmak ve bu mirası ve tarihsel birikimini toplumun yararına açığa çıkartmak, Darüşşafakalıların kültürel–sanatsal ve düşünsel birikimlerini geliştirmeleri ve birbirleriyle ve toplumla paylaşabilmelerini sağlamak için uygun bir zemin oluşturmaktır.

Darüşşafaka’dan yetişenlerin oluşturduğu; demokrasiye inanan ve her türlü müdahaleci zihniyete karşı kurumsal kültüre sahip derneğimizin adının adı geçen haberde anılması camiamızda büyük üzüntüye neden olmuştur.

Derneğimizin ne bugün ne de geçmişte haberde bahsedilen “plan”a destek vermesi veya destek vereceğini beyan etmesi söz konusu değildir.

Kamuoyuna duyurulur.

Saygılarımızla,

Darüşşafakalılar Derneği Yönetim Kurulu

Darüşşafakalıyız, gururluyuz… Bizde kadının adı var!


Orhan Yalçın Gültekin

oyg009Darüşşafakalılar Derneği’nde 2006 yılından beri sürdürdüğüm başkanlık dönemim 28 Mart 2010 Pazar günü yapılan olağan genel kurulumuzla sona ermiş bulunuyor.

Görevi, dört yıl denetim kurulu üyeliği, iki yıl da yönetim kurulu genel sekreterliği yapmış bulunan ve birlikte çalışmaktan büyük bir memnuniyet duyduğum kardeşim Alper Yılmaz’a devretmiş olmanın keyfini yaşıyorum. Yeni yönetim kurulunun Darüşşafaka için iyi şeyler yapacağına eminim. Yönetim Kurulu üyelerine Darüşşafaka ve Darüşşafakalılara Darüşşafakalılar Derneği aracılığıyla hizmet etme görevlerinde başarılar diliyorum.
Okumaya devam et Darüşşafakalıyız, gururluyuz… Bizde kadının adı var!

30 Mart

Orhan Yalçın Gültekin

30 Martlarda parçalanır yüreğim.
Bir yanda büyük ve coşkulu bir kutlama
Bir yanda kahreden bir hüzün.
***
30 Mart’taydı
1863 yılıydı.
Bir grup genç adamdılar…
En büyükleri otuzunun ikinci yarısında;
diğerleri yirmili yaşlarda.
Büyük bir macera için adım attılar.
O gün için bile büyük bir adımdı.
Onların yaktığı meşale hala yanıyor.
***
30 Mart’taydı
Yıllardan 1972
Hepsi yirmili yaşlarda
gencecik adamlardı;
bağımsızlık diyorlardı,
demokrasi diyorlardı,
sosyalizm diyorlardı.
Güneşi zaptetmek için yola çıkmışlardı.
Bir köy evinde katledildiler.
Onların yaktığı meşale de hala yanıyor.
***
Şan olsun Yusuf Ziya Bey ve yol arkadaşlarına
Şan olsun Cemiyet-i Tedrisiyye-i İslamiye’ye,
Şan olsun Darüşşafaka Cemiyeti’ne…
Sevgi, saygı, minnet, şükranla…
***
Şan olsun Kızıldere’de katledilen yoldaşlara…
Şan olsun THKO ve THKP-C savaşçılarına…
Sevgi, saygı, minnet, şükranla…

ben yanmasam,sen yanmasan,
biz yanmasak,
nasıl
çıkar
karanlıklar
aydınlığa

İmkânsız Hayatlar

ismail hayri cem

sevgili dönemdaşım ismail hayri cem, 2006 yılında karar verip uygulamaya koyduğu önemli bir çalışmayı sonunda tamamlayıp bizlere sundu. 2. dünya savaşı süreci ve öncesinde darüşşafaka’da eğitim ve yaşam nasıldı sorusunun yanıtını bulabilmek amacıyla başlattığı araştırma “imkânsız hayatlar”la bize ulaştı.

aziz nesin, bu “imkânsız hayatlar”dan kurtuluşun kapısından nasıl girdiğini ve geride kalanları şöyle anlatıyordu:

ne zaman eski okulumdan içeri girsem, çocukluk anılarımın etkisi altında kalır, içime bir anlatılmaz çocuksu duygu ezikliği siner. ramazan geceleri sahurdan sonralara dek koşup oynaştığımız serin salonun yeşil boyalı, siyah çizgili sütunlarına kapanıp, doya doya ağlamak gelir içimden. ne oldu o günlerimiz, nerde o arkadaşlarımız? şimdi biz nerelerdeyiz?

ya boş çekenler? hiç onları unutamıyorum. boş çekenler hep aklımda.

1926’da darüşşafaka’nın giriş sınavını biz yüz çocuk kazanmıştık. aklımda kaldığına göre okula 30 çocuk alacaklardı. bahçede, merdiven dibinde kur’a çekiliyordu.

çocuklar gelip, elini torbaya sokuyor:

“boş!..”

“boş!..”

boş çekenler, boynu bükük, küskün, dargın dönüp gidiyorlardı, ağlıyorlardı.

ilk doluyu ben çekmiştim.

şimdi düşünüyorum, acı acı düşünüyorum! ya boş çekseydim?.. belki okuryazar bile olamazdım, şimdi yoktum. bütün bir hayat, bir kâğıdın üstünde “boş” yada “dolu” yazılı olmasına bağlı…

boş çeken çocuklar ne oldular, neredeler?

i. hayri cem’im “imkânsız hayatlar”ında “dolu” çekenlerin öyküsü var ama o öyküleri okuduğunuzda “boş” çekenlerin öyküsünü de öğreneceksiniz.

imkânsız hayatlar – darüşşafakalıların anıları (1873-1950)

kalkedon yayıncılık
türkçe
555 s. – 2. hamur – ciltsiz – 26 x 24 cm
ısbn: 9786055679378
2010